ELVAN PEHLİVAN
2017 Tüm Emeklilerin Sendikası üyeleri Mersin’de maaşlarına zam talebiyle açıklama yaptı. Açıklamayı Şube Başkanı Ahmet Karakuş okudu. Karakuş, “2026 yılı için açıklanan net asgari ücret 28 bin 75 TL’dir. İktidar bu rakamı bir “iyileştirme” olarak sunmaktadır. Oysa bu ücret, daha açıklandığı anda açlık sınırının altına düşmüştür. Araştırmalar, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gereken tutarın asgari ücreti aştığını; barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim giderleriyle birlikte yoksulluk sınırının 100 bin TL bandına dayandığını ortaya koymaktadır. Bu tablo, asgari ücretin bir geçim ücreti olmaktan çıkarılıp yoksulluğun taban ücreti haline getirildiğini göstermektedir. Bugün Türkiye’de çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücret ve civarında gelirle yaşamaktadır. Yani milyonlarca emekçi daha çalışırken yoksullaştırılmakta, emeklilik ise bu yoksulluğun derinleştirilmiş hâli olarak dayatılmaktadır. Bu bir tesadüf değil; tek adam rejimiyle bütünleşmiş neoliberal bir yoksullaştırma stratejisidir” dedi.
“TÜİK’İN AÇIKLADIĞI MAKYAJLI ENFLASYON ORANLARI GERÇEK HAYAT PAHALILIĞINI YANSITMAMAKTADIR”
İktidarın “asgari ücreti enflasyona ezdirmedik” söyleminin gerçeği yansıtmadığını söyleyen Karakuş, “2024’te resmi enflasyon yüzde 44,4 iken asgari ücret artışı yüzde 30’da kalmıştır. 2025’te beklenen yaklaşık yüzde 31’lik enflasyona karşı artış yüzde 27 olmuştur. Asgari ücret, iki yılda yalnızca resmi enflasyon kadar artırılsaydı bile 28.075 TL değil, 32.156 TL olmalıydı. Aradaki yaklaşık 4.100 TL, emeğin nasıl bilinçli biçimde ezdirildiğinin açık kanıtıdır. Büyümeden pay verilmemiş, geçim koşulları tamamen yok sayılmıştır. TÜİK’in açıkladığı makyajlı enflasyon oranları, emeklinin ve emekçinin yaşadığı gerçek hayat pahalılığını yansıtmamaktadır. Gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki gerçek artışlar gizlenmekte; düşük zamlar bu sahte verilerle meşrulaştırılmaktadır. Bu açık bir emek gaspıdır. Ocak 2026’da İşçi ve BAĞ-KUR emeklilerine yapılması planlanan artışların yüzde 12–13, Memur emeklilerine ise yüzde 18’ler bandında kalacağı görülmektedir. Bu bir artış değil; yoksulluğun güncellenmesi, sefaletin kalıcılaştırılmasıdır” ifadelerini kullandı.
“BARINMA HAKKI FİİLEN ORTADAN KALDIRILIYOR”
Barınma krizinin her geçen gün derinleştiğini vurgulayan Karakuş, “Büyük şehirlerde binlerce emekli; pansiyon ve ucuz otel odalarında, sağlıksız yapılarda, hatta kamusal alanlarda yaşamaya zorlanmaktadır. Sosyal konut üretmeyen, barınmayı piyasanın insafına bırakan neoliberal anlayış, emekliler için barınma hakkını fiilen ortadan kaldırmıştır. Tüm bu yıkım yaşanırken üst düzey bürokratlar için 30 bin TL’ye varan seyyanen zamlar gündeme getirilmiştir. Kamuoyu tepkisi üzerine şimdilik geri çekilen bu düzenleme, gerçeği değiştirmemektedir. Emekliye gelince “bütçe disiplini”, sermayeye ve bürokrasiye gelince ayrıcalık ve saltanat devreye sokulmaktadır. Bu bir çelişki değil; rejimin sınıfsal karakteridir” diye konuştu.
“EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI, YENİ İŞE BAŞLAYAN MEMUR AYLIĞINA EŞİTLENSİN”
Tek adam rejimi ve neoliberal politikaların çalışmayı yoksulluk, emekliliği sefalet haline getirdiğini dile getiren Karakuş, emeklilerin sadaka değil gasp edilen haklarını istediğini vurguladı. Karakuş, emeklilerin taleplerini şu şekilde sıraladı:
“Tüm emeklilere derhal 20 bin TL seyyanen zam yapılsın.
Bu artış, kök aylık oyunlarına kurban edilmeden tüm emekli aylıklarına eşit biçimde yansıtılsın.
En düşük emekli aylığı, yeni işe başlayan memur aylığına eşitlensin.
Enflasyon kayıpları tam olarak telafi edilsin, refah payı eklensin.
Sağlıkta soyguna son verilsin: katkı payları, muayene ücretleri ve ilaç farkları kaldırılsın.
Emekliler ve dar gelirli yurttaşlar için barınma ve kira desteği sağlansın, kamusal sosyal konutlar derhal hayata geçirilsin.
Emeklilerin ve emekçilerin örgütlenme, ifade ve demokratik hakları üzerindeki tüm baskılar sona erdirilsin.”
