Duruşma öncesi Mersin Adliyesi önünde bir araya gelerek basın açıklaması yapan Mersin Barosu Başkanı Av. Gazi Özdemir, yönetim kurulu üyeleri, Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile Kadın Dayanışma Komiteleri Hiranur için adalet çağrısı yaptı.
“ÇOCUKLARIN VE KADINLARIN MARUZ KALDIĞI ŞİDDET MÜNFERİT DEĞİL, İNSAN HAKLARI SORUNUDUR”
Mersin Barosu Başkanı Av. Gazi Özdemir, “Mersin Barosu olarak suçluların en ağır cezayı alması için söz konusu davanın sonuna takipçisi olacağız” dedi.
Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Duygu Akat Özkale konuşmasında, “Mersin’de 16 yaşındaki Hiranur Aygar’ın, 19 yaşındaki erkek tarafından ateşli silahla vurularak yaşamını yitirdiği iddiası, toplum vicdanını derinden yaralamıştır. Bir çocuğun daha yaşam hakkının vahşice elinden alınması kabul edilemez. Çocukların ve kadınların maruz kaldığı şiddet, münferit değil; bir insan hakları sorunudur. Devletin, yaşam hakkını koruma yükümlülüğü vardır. Bir çocuğun daha hayatının karartılmasına sessiz kalmayacağız. Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak, Hiranur Aygar’ın yargı sürecinin yakından takipçisi olacağımızı, sorumluların en ağır şekilde cezalandırılması için hukuki sürecin her aşamasında mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.” ifadelerini kullandı.
“KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE TOPLUMUN ADALET, EŞİTLİK VE DEMOKRASİ SINAVIDIR”
Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Gülce Dida Çavdar ise, “Kadına yönelik şiddetle mücadele yalnızca kadınların değil, tüm toplumun adalet, eşitlik ve demokrasi sınavıdır. Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak bir kez daha yineliyoruz, kadına yönelik şiddet özel alanın değil kamusal sorumluluğun konusudur ve önlenebilir. Yaşam hakkını korumak ertelenemez pozitif bir yükümlülüktür. Yaşam hakkı kutsaldır, vazgeçilmezdir. Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak diğer tüm kadına yönelik şiddet içeren soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde olduğu gibi Hiranur Aygar davasının da Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezimiz ile birlikte sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz” şeklinde konuştu.
“BİREYSEL SİLAHLANMAYI ÖNLEMEYEN SİYASİ İKTİDARIN İÇİŞLERİ BAKANININ DA SUÇUDUR”
Soruşturma sürecine ve hazırlanan iddianameye ilişkin açıklamada bulunan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Gönüllü Avukatı Derya Demir, “Bugün burada herhangi bir duruşma için değil, 16 yaşında bir kız çocuğunun, Hiraunur’un ruhsatsız silahla öldürülmesinin hesabını sormak için toplandık. Ruhsatsız silahların, bireysel silahlanmanın bu kadar yaygın olduğu bir ülkede istatistikler, sanki bile isteye bu kadın ve çocuk cinayetlerinin devamı isteniyor.
2024 yılında öldürülen kadınların %54 ateşli silahlarla öldürüldü. 2019-2022 %52,6 sı , 2016-2019 52.8 ateşli silahlarla işlendi. 2016-2019 kadın cinayetlerinde kullanılan silahların %83 ruhsatsızdı. Ruhsatsız silah verisi ileriki yıllarda hiç tutulmadı bireysel silahlanmanın ruhsatsız silahların yaygınlığı suçun önlenmesine dair hiçbir çaba olmadığının ürünüdür. Sonuç ortadadır. Silahlar korunuyor ama kadınlar, çocuklar korunmuyor, failler cesaretleniyor. Kız çocukları savunmasız bırakılıyor. Hiranur’un öldürülmesi, yalnızca bir bireysel suç değildir. Bireysel silahlanmayı önlemeyen siyasi iktidarın İçişleri Bakanının da suçudur. Bir yaşam hakkı ihlali devlet tarafından korunması gereken bir yaşam hakkı bilerek korunmamıştır. Geçtiğimiz hafta 24 saat içinde dört kadın öldürüldü. Bu kadınların öldürülmesinin önüne geçmemek, suça ortak olmaktır.
“ETKİLİ SORUŞTURMA HAKKI İHLAL EDİLDİ”
Biz buradayız, bundan sonra da tüm kadınların ve çocukların yanında olmaya devam edeceğiz. Tüm katillerden hesap sormaya devam edeceğiz. Birazdan duruşmaya gideceğiz. Duruşmada, maalesef etkili soruşturma hakkının ihlal edildiği bir soruşturma sürecinden sonra en azından yargılamanın düzgün yapılmasını sağlamak için her an her şekilde hesap soracağız. Dosyada gizlilik kararı alındığı için maalesef soruşturma aşamasında hiçbir dosyada etkili olamadık. Soruşturma çok kısa sürdü ve toplanması gereken birçok delil toplanmadan bugün dava açıldı. Bugün yargılanan üç sanıktan sadece bir tanesi cinayetten yargılanıyor. Diğer ikisi dosyada çok somut delil olmasına rağmen, kuvvetli suçlu olmasına rağmen sadece suç delillerini karartmaktan yargılanıyor. Duruşmada bunun da hesabını soracağız. Sizlerin desteği çok önemli. Bundan sonra çocuklarımızın ve kadınların öldürülmemesi için çok önemli. Katillerden hesabını soracağımızın sözünü bir kez daha veriyoruz” diye konuştu.
“MERSİN 5. AĞIR CEZA MAHKEMESİNE ÖNEMLİ BİR GÖREV DÜŞÜYOR”
Duruşma sonrası Mersin Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında konuşan Mersin Barosu Çocuk hakları Merkezi Başkanı Av. Duygu Akat Özkale, duruşmada yapılan savunmada ve sanık beyanlarında öne sürülen ifadelerden yola çıkılarak, ek iddianame talebinin reddedildiğinin bilgisini verdi.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Gönüllü Avukatı Derya Demir ise konuşmasında, “Duruşmanın sevindirici bir yönü var. En azından tüm sanıkların tutukluluk hali devam etti. Duruşma etkili bir şekilde yürümediğinden maalesef iki sanık hakkında sadece suç delillerini karartmadan dolayı iddianame düzenlenmişti. Buna dair itirazlarımızı çok net biçimde sunduk. Dosyada çok kesin delil var. Bu delillerin toplanmaması soruşturma makamının sorumluluğundaydı ama bugün Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesine önemli bir görev düşüyor. Mahkeme delillerin toplanmasına, sanıkların HTS kayıtlarının toplanmasına ve dinlenilmeyen tanıkların da dinlenmesine karar verdi. Desteğiniz çok önemli” ifadelerini kullandı.
“DURUŞMAYA MÜDAHİL OLMA TALEBİMİZ REDDEDİLDİ”
Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Gülce Dida Çavdar ise duruşmaya müdahil olma taleplerinin mahkeme heyeti tarafından reddedildiğini söyleyerek, “Bu ilk defa karşılaştığımız bir durum değil. Sadece Mersin’de değil, başka illerde de yerel mahkemelerin tamamı baroların merkezlerinin duruşmaya müdahil olma taleplerini reddediyorlar. Ancak Avukatlık Kanunu’nun 76. ve 95. maddeleri gereği, barolar insan haklarını savunmak ve hukukun üstünlüğünü korumakla yetkilendirilmiş ve yükümlendirilmiştir. Biz ilgili kanun maddeleri gereği ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi maddeleri gereği, katılma taleplerini, suçtan doğrudan zarar görenin doğrudan kamu olması nedeniyle her defasında mahkemelere sunsak da maalesef taleplerimiz reddeyliyor. Ancak biz de dosyanın avukatı meslektaşlarımızın desteğiyle yetki belgesi alarak yasal süreci yakından takip ediyoruz. Yetki belgesi alamadığımız dosyaları gözlemci sıfatıyla takip etmeye devam ediyoruz. Umarım 6 Şubat’taki duruşmada daha çok delillerin toplanmasıyla birlikte aşama kat edebiliriz” ifadelerini kullandı. (Haber Merkezi)
