‘Bitmeyen Yürüyüş’ü anlattı | Güney Gazetesi Mersin

‘Bitmeyen Yürüyüş’ü anlattı

‘Bitmeyen Yürüyüş’ü anlattı

ABİDİN YAĞMUR

 

“Amerika başkanı öldüğünde yas ilan edilip bayraklar yarıya iniyorsa, benim anneannem öldüğünde neden yas ilan edilmesin” deyip okulun bayrağını 3 gün yarıya indiren eylemci bir öğretmen… Görev yaptığı köyde topraksız köylüleri ağalara karşı örgütleyen, köylüleri toprak sahibi yapan devrimci bir öğretmen… Laik eğitimden taviz veren milli eğitim müdürünü protesto için okula şortla giden öncü bir öğretmen… 23 Nisan kutlamalarında “Üretim için eğitim” pankartı açan, valinin önünde semaha duran, devrin muktedirlerine “Sen adam olamadın, ben tayin istedim” diyen sıradışı bir öğretmen… Ve hapis cezalarıyla, sürgünlerle, öğretmenlikten 12 yıl boyunca koparılınca geçim derdiyle mücadele etmiş çileli bir eş, çileli bir baba. İbrahim Nacar’ın mücadeleyle, zorluklarla ve dirençle geçen yaşamı meslektaşı Mithat Delioğlu’nun kaleme aldığı “Bitmeyen Yürüyüş” kitabında anlatılıyor.

 

YAKIN DÖNEMİN HEM AKTÖRÜ HEM TANIĞI

 

Edebiyat öğretmeni Mithat Delioğlu, öğretmenlik yaşamı örgütlenme mücadeleleriyle, siyasi baskılarla, sürgün ve hapislerle geçen, şimdilerde 82 yaşında olsa da mücadeleden kopmayan İbrahim Nacar’ın hayatını ve anılarını kaleme aldı. “Bitmeyen Yürüyüş” adı verilen kitapta Türkiye İşçi Partisi deneyiminden Dev-Genç’e, Malatya’daki Hamido olayından topraksız köylü sorununa, Mamak’taki insanlık dışı işkencelerden 1980’lerin sosyal ve ekonomik yapısına kadar birçok olaya öğretmen İbrahim Nacar’ın gözünden bakılıyor.

 

“ÖĞRETMEN MÜCADELESİNE SAYGININ BİR İFADESİ”

 

Ozan Yayınlarından çıkan “Öğretmen İbrahim Nacar’ın Emek ve Demokrasiye Adanmış Yaşamı-Bitmeyen Yürüyüş” kitabının tanıtım ve imza günü etkinliği Sokak Kitapevinde yapıldı. Etkinliğe İbrahim Nacar’ın yol arkadaşlarının yanı sıra çok sayıda öğretmen ve öğrenci katıldı.

Öğretmen ve yazar Mithat Delioğlu, İbrahim Nacar’ın öğretmen olarak göreve başladığı Malatya’da tanık olduğu olayların, özellikle Hamido olayının kitapta önemli yer tuttuğunu, kitabın olayları bilmek açısından önemli olduğunu vurguladı.

İbrahim Nacar’ın TÖB-DER’in son genel merkez yöneticilerinden biri olması dolayısıyla hem Malatya çevresindeki hem de Türkiye genelindeki öğretmen örgütlenmesi ve mücadelesinin önemli tanıklarından olduğunu ifade eden Delioğlu, kitabı öğretmen mücadelesine saygının bir ifadesi olarak gördüklerini de söyledi.

 

“ÖĞRETMENİMİZDEN ÖĞRENECEĞİMİZ ÇOK ŞEY VAR”

 

Delioğlu, “İbrahim Nacar’ın yaşamöyküsünü okuduğunuzda yaklaşık 50 yıllık dönemin tüm aydınlık yüzlerine ne bedeller ödetildiğini de göreceksiniz. Süreç daha iyi anlaşılsın diye kitapta fotoğraf ve gazete haberlerine de yer verdik. 100 yılı aşan öğretmen mücadelesinin neredeyse yarısında aktif olarak görev alan İbrahim Nacar’ın görüşleri çok değerli. Kitapta İbrahim Nacar’la demokratik, laik eğitim üzerine yaptığımız söyleşi de var. Gelenekten geleceğe devam eden bu yol öyküsünde öğretmenimizden öğreneceğimiz çok şey var. Yarattıkları değerler bugün yolumuzu aydınlatıyor” ifadelerini kullandı.

 

“ÖNÜMDE İKİ YOL VARDI”

 

Emekli öğretmen İbrahim Nacar da etkinlikte öğretmenlik mesleğindeki ilk yıllarını, öğretmen örgütlenmesi ve sosyalizm mücadelesiyle tanışma sürecini, sürgün ve cezaevi dönemlerini anlattı.

Nacar, “Öğretmen olduğumda kendimi çok beğeniyordum.  Her şeyi bildiğimi sanırdım. O zamanlar toplumda da öğretmene değer verilirdi. Ben de herkese biraz tepeden bakardım, her şeyi bilirim derdim. Bir gün Türkiye İşçi Partisine gittim.  Orada konuşulanları dinledim ve hiçbir şey bilmediğimi anladım.  Ben bir öğretmen olarak aslında yanlış bir sistem içinde öğrencilerime yanlış şeyler anlatıyordum. Önümde iki yol vardı ya gerici, feodal olacaktım ya da devrimci olacaktım. Ben ikincisini seçtim” ifadelerini kullandı.

 

“ÖĞRETMENLİKTEN 12 YIL UZAK KALDI”

 

Sosyalizm düşüncesi nedeniyle görev yaptığı birçok yerde ağaların ve bürokrasinin hedefi olduğunu, evinin kurşunlanması dahil birçok fiziki saldırıya uğradığını anlatan Nacar, 12 Eylül 1980 darbesinde tutuklandığını, öğretmenlikten atıldığını, inşaat bekçiliği dahil birçok işte çalıştıktan sonra 12 yıllık aranın ardından öğretmenlik mesleğine döndüğünü kaydetti. Nacar, “Öğretmenlikten uzak kaldığım 12 yıllık sürede de, yeniden öğretmenliğe döndükten sonra da emek ve demokrasi mücadelesinden, örgütlenmekten uzak kalmadım” dedi.

 

“SEN EVDEKİ BABA MISIN, OKULDAKİ İBRAHİM NACAR MISIN?”

 

Sınıfsal çelişkilerin yanı sıra Kürt ve Alevi olmasından dolayı kimlikle ilgili çelişkilerin, çatışmaların da yaşamına etki ettiğini anlatan Nacar,  “Kürt olacaksın Türk gibi düşüneceksin, Alevisin, Hanefi mezhebinden gibi davranacaksın ki bu ülkede makbul vatandaş olacaksın. Ben bunu hayatım boyunca reddettim. Kürdüm, Aleviyim, Sosyalistim. Aleviyim, okulda din kültürü dersi anlatıyorum. İslamın şartlarını anlatıyorum. Bunları yapmazsanız cehenneme gidersiniz diyorum çocuklara. Eve geliyorum, çocuklarım bana soruyor: Sen evdeki baba mısın, okuldaki İbrahim Nacar mısın? Çocuklar bunu sorar” diye konuştu.

Etkinlikte İbrahim Nacar, katılımcıların sorularını da yanıtladı. Ardından Nacar ve Delioğlu kitabı okurlar için imzaladı.