Parça parça yok oluyor | Güney Gazetesi Mersin

Parça parça yok oluyor

MEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Nurseren Tor’un Camişerif Mahallesindeki eski taş evi, hırsızların, hurdacıların, madde bağımlılarının saldırıları nedeniyle parça parça yok oluyor. Evin sürekli soyulduğunu, tahrip edildiğini belirten Nurseren Tor, “Ben burayı nasıl koruyacağım, bilemedim. Üzerime düşen her şeyi yapmaya çalışıyorum ve çeyrek asırdır bunlarla mücadele ediyorum” dedi.

Parça parça yok oluyor

Haber: Abidin Yağmur

Fotoğraflar: Maysa Deryayeva

 

Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nurseren Tor, Camişerif Mahallesindeki eski Mersin evlerini yaşatmak adına bu evlerden birinde atölyesini kurdu, evin bir bölümünde de uzun süre yaşadı. Tor, evden taşındıktan sonra da restorasyon projesini beklerken evin zarar görmemesi için her türlü güvenlik önlemini aldı ancak hırsızlarla, hurdacılarla, madde bağımlılarıyla baş edemedi.

Eski Mersin’in evi sürekli olarak soyuldu, tahrip edildi. Gün oldu kapısı, gün oldu penceresi kırıldı, söküldü.  Eski ev adeta parça parça yok edildi.

Son olarak eve giren kimliği belirsiz kişiler evdeki tüm metal aksamları ve elektrik tesisatını sökünce Prof. Dr. Nursen Tor isyan etti. Tor, belediyeler başta olmak üzere ilgili kurumların eski Mersin evleri konusunda daha duyarlı olması çağrısında bulundu.

 

NASIL KORUYACAĞIZ?

 

Nurseren Tor, eski Mersin evini korumak için verdiği çabayı söyle özetledi: “Çok kez eve girdiler. Biz içinde otururken bile içeri girmeye çalışan, köpekleri dövmeye çalışan, biz yukarda uyurken eve girmek isteyen çok hırsız oldu. Daha sonra proje için evi boşalttık. Ondan sonra daha çok girmeye başladılar. Eve bir girdim metalik ne varsa, lavabo, musluklar, klozetler her şey alınmış. Elektrik kabloları alınmış. Camlar kırılmış. Bunları yavaş yavaş yapıyorlar. Önlemek için her şeyi denedik. Köpekler vardı, 4 tane köpek vardı, buradan almak zorunda kaldık çünkü öldürmeye çalıştılar. Uyuşturucu alışverişi bile yapmışlar. Kaşla göz arasında, bu kadar insanın bakışları arasında bunlar nasıl oluyor, ben anlamıyorum? Atölye olarak kullandığımız yer vardı. Arkadan tünel açılmış, bizim bir eserlerimizi bıçaklamışlar. Baş etmemiz mümkün değil. Ya ben buraya surlar yaptıracağım ya da polis konulacak ki korunsun. Tarihi evlerin kaderi bu. Nuri Abaç’ın yaşadığı bir ev var. Dayanamadılar ve evin girişine duvar ördüler. Ben buraya duvar örmek istemiyorum. Ben burayı nasıl koruyacağım, bilemedim. Üzerime düşen her şeyi yapmaya çalışıyorum ve çeyrek asırdır bunlarla mücadele ediyorum. Belediyeye dilekçe verdim, olumsuz yanıt geldi. Bu hurdacılık sisteminin çökertilmesi lazım. Birileri bunlara kucak açtıkça evlerimiz tehdit altında olacak.  Bu yapılara çivi çakmak yasak ama kapılara duvar örmek zorunda kalacağım. Benim ricam yetkililerin bir şey yapması.”