“Susmuyoruz göz yummuyoruz” | Güney Gazetesi Mersin

“Susmuyoruz göz yummuyoruz”

Doğanın Çocukları, çevre katliamı ve iklim krizine ses çıkardı

“Susmuyoruz göz yummuyoruz”

MAHMUT SÖNMEZ

Doğanın Çocukları, iklim krizine tepki vermek için bir araya gelip basın açıklaması yaptı. Termik santraller, nükleer santrallerle doğanın ve çevrenin yok edildiğine dikkat çeken katılımcılar, zeytinlik ve ormanlık alanların imara açılmasının doğanın ve insan sağlığının sonu olacağını söylediler. Katılımcılar yapılan çevre kirliliği ve iklim krizine karşı ‘Susmuyoruz, göz yummuyoruz’ dediler.

Kendilerine ‘Doğanın Çocukları’ diyen Üniversiteliler, iklim krizi ve çevre kirliliğine dikkat çekmek için Özgecan Aslan Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Çevre kirliliğine dikkat çekmek isteyen eylemciler ipe geçirdikleri plastik su kutularını, plastik tabak ve maskeleri boyunlarına astı.  Katılımcılar, ‘Çevreyi hor gören geleceği zor görür’, ‘Ya ekolojik devrim ya yok oluş’ pankartları taşırken basın açıklamasının metnini Fatih ekici okudu.

 

“İKLİM KRİZİ DERİNLEŞİYOR”

 Artan sıcaklık, zarara yol açan fırtınalar, buzullarda meydana gelen kırılmalar ve yükselen deniz seviyesine dikkat çeken Ekinci, yaşanan olumsuzlukların biyoçeşitliliği ve yaşamı tehlikeye attığını söyledi.  Şartlara uyum sağlayamayan bir sürü canlı türünün önümüzdeki yıllarda yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını söyleyen Ekinci, “Ormanların ve su habitatlarının talan edilmesi hepimiz için büyük bir tehdit oluşturuyor. Pandemi, yangınlar, sel, kuraklık, sınai besicilik ve balıkçılık gibi ülkemizde ve dünyada gündem olmuş felaketler iklim adaletsizliğiyle birlikte iklim krizinin daha da derinleştiğinin somut örnekleridir” dedi.

 

‘İKLİM MÜLTECİLERİ’

İklim krizinin iklim mültecilerinin ortaya çıkmasına sebep olduğunu söyleyen Ekinci, “Kriz altında kalan ülkelerde üretim araçlarının azlığı sebebiyle iş gücünün değersizleşmesine ve potansiyel savaşlara yol açıyor. Bu krizin getirdiği ağır sonuçlar yüzünden insanlar yaşadıkları yerden göç etmek zorunda kalmaya başladı. Gün geçtikçe derinleşen iklim krizi ile birlikte yeni normalimiz haline gelen aşırı hava olayları, afetler sadece çevreyi değil, ekonomiyi, sosyal yaşamı, kültürü ve siyaseti de etkiliyor. Bu da bize gösteriyor ki iklim krizi sadece bir çevre meselesi değildir” ifadelerini kullandı.

 

EKOLOJİK YIKIM PROJELERİ

İklim kriziyle birlikte sistemde var olan eşitsizlikler ve adaletsizliklerin de derinleştiğine dikkat çeken Ekinci, iklim adaletsizliği ile birlikte sosyal adaletsizliğin de ortaya çıktığını söyledi. Ekinci, “Bu dönemde şirketler tarafından özellikle zeytinlik alanların ranta açılmasıyla da birlikte doğa talanı ve sömürüsü daha da arttı. Bize yaşam veren Kazdağları’nda, Aydos'ta, Talan İstanbul projesiyle denizlerde aktif, pasif, arama ruhsatlı, işletme ruhsatlı olmak üzere birçok şirket ve tefeci sermayedar ekolojik yıkım gerçekleştiriyor. Bu şirketlere izin verilmesi demek geleceğimizin satılması demektir” dedi.

ORMANLARI İMARA AÇILMASI

Ekinci’nin ardından söz alan Hüseyin Emre ise imara açılan ormanlık alanlara dikkat çekti. Türkiye’de onlarca imara açılmak istenen ormanlık alan varlığından bahseden Emre, “Ormanlık alanların yerine villalar, alışveriş merkezleri, eğlenceye yönelik birimler ve daha onlarcası yapılarak zenginlerin ve “ayrıcalıklıların” ihtiyaçları karşılanmak isteniyor. Ormanların imara açılması demek hepimizin yaşam alanlarının yok edilmesi demektir” söyledi.

 

TERMİK VE NÜKLEER SANTRALE TEPKİ

Türkiye’de havamızı kirleten ve insanları zehirleyen onlarca kömürlü termik santrali olduğunu söyleyen Emre, “Radyoaktif gazların yaydığı zehri solumamıza sebep olan nükleer santral ve Türkiye’nin her yerini işgal etmiş olan ve doğayı yok eden yüzlerce hidroelektrik santralleri var. Tüm bu santrallerin yapılıyor oluşu ve buna izin verilmesi demek, temiz hava hakkımızın elimizden alınıp havanın satılması milyonlarca insanın sağlığıyla oynamak demektir” diye konuştu.