“Eğitimi düzeltmek araba tamirine benzemez” | Güney Gazetesi Mersin

“Eğitimi düzeltmek araba tamirine benzemez”

“Eğitimi düzeltmek araba tamirine benzemez”

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ayhan Kızıltan, 19 yıllık dönemde aynı parti iktidarda olmasına rağmen 8 kez Milli Eğim Bakanı değiştirildiğine dikkat çekerek, “Eğitim öyle araba arızası çözer gibi mekanik bir dokunuşla çözülecek konu değildir. Tam aksine insani bir konudur. Aynı partinin 19 yıllık iktidarında 8 bakanın 8 yeni reformla ortaya çıkması bizim uzun vadeli bir eğitim planımızın olmadığını, eğitim sistemimizin bakandan bakana, kişiden kişiye keyfi bir değişime tabi tutulduğunu gösteriyor. Bu kabul edilemez bir konudur” dedi.

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ayhan Kızıltan, Türkiye’de eğitimin sorunlarını değerlendirdi. Hükümetin eğitim politikasına yönelik eleştirilerini dile getiren Kızıltan’ın açıklamalarından bazı satırbaşları şöyle:

 

“8 BAKAN, 8 REFORMLA ÇIKTI”

 

“Ne zaman eğitime önem veriyormuş gibi görünmek istiyorsak, sihirli değnek gibi bir reform dokunuşuyla çözebileceğimizi düşünüyoruz. Eğitim öyle araba arızası çözer gibi mekanik bir dokunuşla çözülecek konu değildir. Tam aksine “insani” bir konudur. Önce yeterli alt yapı gerekir, sonra kaliteli insan kaynağı, yani eğitmen gerekir. Dahası, doğru, bilimsel bir müfredat gerekir. Son 19 yılda aynı hükümette 8 defa Milli Eğitim Bakanı değişimi yaşadık. Her bakan kendi reformunu ilan etti. Değişen partilerde her yeni partinin belki kendi reformunu yapmasını kısmen de olsa doğal karşılayabiliriz. Ancak, aynı partinin 19 yıllık iktidarında 8 bakanın 8 yeni reformla ortaya çıkması bizim uzun vadeli bir eğitim planımızın olmadığını, eğitim sistemimizin bakandan bakana, kişiden kişiye keyfi bir değişime tabi tutulduğunu gösteriyor. Bu kabul edilemez bir konudur.”

 

“EĞİTİM BİREYSEL OLARAK KEYFİ REFORMALAR YAPILACAK ALAN DEĞİLDİR”

 

“Eğitim hiç kimsenin bireysel olarak keyfi reformalar yapacağı bir alan değildir. Çünkü eğitim sonucunda bir makine parçası ortaya çıkmıyor, ülkenin geleceğini belirleyecek insan kaynağı ortaya çıkıyor. İnsan denen varlık makine parçası gibi, “bu olmadı, atalım çöpe” denecek bir şey değildir. Böyle bir zaman ve enerji israfına ülkemizin tahammülü olamaz. Her kayba dayanırız ama insan kaynağımızın heba edilmesine dayanamayız, telafi edemeyiz.”

 

“EĞİTİMİ TEKRAR ANA GÜNDEM MADDESİ YAPMAK ZORUNDAYIZ”

 

“İşte bu anlamda, ülkemizin tüm sorunlarının temeli olan eğitim konusunu tekrar ana gündem yapmak zorundayız. Tepeden inme kararlarla değil, tabandan gelen istek, talep ve çözümlere kulak vermeliyiz. Öğretmenler susarsa, akademisyenler susarsa, eğitim ile ilgili uzamanlar susarsa, alakası olmayan, ya da işin içinde olmayan kişiler ülkenin eğitimini “reform” adı altında ne olduğu belli olmayan gündelik kararlarla bu hale getiri ve biz hala neden ekonomi bu halde, neden hukuk bu halde neden kadına şiddet var, neden kadın hala iş yaşamının içinde değil, neden yeterince girişimcimiz yok, neden yeterince yenilikçi değiliz, neden icat çıkaramıyoruz gibi sorularla uğraşır dururuz.”

 

“EĞİTİMDE SİHİRLİ REFORMLARA DEĞİL, BİLİMSEL BİR DÖNÜŞÜME İHTİYAÇ VAR”

 

“Bundan dolayı, ülkemizin sihirli bir eğitim reformuna değil, eğitimde akılcı bir dönüşüme ihtiyacı var. Önce bilimsel ve sorgulayan bir düşünce sisteminin hâkim olduğu bir eğitim. Önce, bilimsel müfredatın egemen olduğu bir eğitim. Önce gençleri mezun olunca, liseyi bitirdiğinde bile meslek sahibi yapacak, “beceri odaklı” bir eğitim- yani Teknik Meslek Liselerin ülkenin her yerini kaplaması... Önce öğretmenlerini kaliteli yetiştiren, sürekli eğiticilerin eğitimine önem veren, öğretmeleri yenileyen ve öğretmenlere sosyal ve ekonomik haklarını layıkıyla veren bir eğitim. Önce, tepeden inme emirlerle değil, okulların, kendi inisiyatiflerini kullanabildiği, şehirlerin, bölgelerin kent dinamiklerinin de alınan karalardan ders müfredatının tespitine kadar işin içinde olduğu tabandan yayılan bir eğitim.” (Haber Merkezi)