Anemurium limanı su altında aranıyor

Anamur’da bulunan Anemurium Antik Kenti’nde karada temizlik, kazı ve restorasyon çalışmaları sürerken, diğer taraftan da alanında uzman arkeolog dalgıçlarla zamanla 50 metre kıyıya doğru gelen denizin derinliklerinde kalan şehrin kalıntılarının yanı sıra antik limanı da tespit edilmeye çalışılıyor.

Anemurium limanı su altında aranıyor

Anemurium Antik kentinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Selçuk Üniversitesi adına Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tekocak başkanlığında birçok farklı disiplin ve üniversitelerden akademisyen ve öğrencilerinden oluşan bir ekip tarafından kazı, araştırma ve restorasyon çalışmaları artık yıl boyunca aralıksız sürüyor.

Kazı Başkanlığını Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tekocak'ın yaptığı antik kentte, 1950’li yıllardan bu yana denizin yaklaşık 50 metre kıyıya doğru gelmesi nedeniyle su altında kaldığı değerlendirilen antik liman da eğitimli arkeolog dalgıçlar tarafından aranıyor. Liman ile ilgili izler aranırken ayrıca denizin dibindeki diğer kültür varlıkları da kayıtlara geçiriliyor.

 

"DÜNYA ÜZERİNDEKİ EN ZENGİN NEKROPOL ALANINA SAHİP KENTLERDEN BİRİSİDİR"

 

Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tekocak, "Bunlardan ikincisi de su altı çalışmaları. Su altı araştırmalarını Sütçü İmam Üniversitesi Su Altı Anabilim Dalı'ından ekibimize dahil olan Doç. Dr. Oktay Dumankaya ve ekibi tarafından yürütülüyor. Antik kentimiz bir liman kentiydi ama o çağda liman olarak kullanılan alanın tam olarak neresi olduğunu henüz bilmiyoruz. Biz Anemurium’da sualtı araştırmalarında iki farklı çalışma yürütüyoruz. Bunlardan ilki su altında kalmış olan kültür varlıklarının tespit ve belgelenmesi. Bunun için tespit edilen mimari parçaların fotoğraflama, envanterleme ve koordinatlandırma çalışmaları yapılıyor. İkincisi ise antik limanın neresi olabileceği yönündeki araştırmalarımız. Bu kapsamda su altı arkeolojisi yapan ve dalgıç eğitimi alan ekip üyelerimizce su altı tarama çalışmaları profesyonelce yürütülüyor. Elimizdeki raporlardan denizin 1950’li yıllardan bugüne yaklaşık 50 metre karaya geldiğini biliyoruz. Su altında farklı tipte yapılara ait birçok mimari parça olduğunu görüyoruz. Ama ne yazık ki bunların ne tür bir mimari yapıya ait olduklarını henüz bilmiyoruz. Yani bunlar bir tapınağa mı yoksa liman caddesine mi ya da günümüzdeki antrepolar düşünebileceğimiz bir granarium olup olmadıklarını henüz kesin olarak bilmiyoruz. Bunlar hakkındaki kesin bilgileri halen yürütmekte olduğumuz çalışmalar neticesinde elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucu söyleyebileceğiz. Ama şunu gördük ki bu sahil bugünkü gibi değildi. Daha ilerde olmalıydı, sualtı araştırmalarımız da bize bunu net bir şekilde gösterdi" ifadelerini kullandı. 

 

 "ANTİK KENTİN LİMANININ NEREDE OLABİLECEĞİ ÜZERİNE ÇALIŞMA YAPIYORUZ"

 

 Sütçü İmam Üniversitesi'nden çalışmalara katılan su altı arkeoloğu Çağlar Aktağ da şu ana kadar su altında çeşitli mimarı öğeler tespit ettiklerini aktararak, "Bunları su altı kameraları ile belgeliyoruz. Yerinde ölçülerini alarak koordinatlı bir şekilde çizimlerini yapıyoruz. Daha sonra bunları laboratuvarda bilgisayar ortamında işleyerek raporlarımızı yazacağız. Öncelikle antik kentin limanının nerede olabileceğini belirlemeye dönük çalışmalar yapıyoruz. Bunun için de kentin kıyı hattının ne kadar geride kaldığını belgeliyoruz. Bu çalışmaların ardından Side-Scan Sonar (Yan Taramalı Sonar) cihazlarla olası liman yapılarının kum altında kalıp kalmadığını belgeleyerek tespit çalışmalarını sonlandıracağız" şeklinde konuştu. (İHA)