DEVA’dan Mersin çıkarması

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Mersin İl Başkanlığı binasını ve Yenişehir İlçe Başkanlığı Hizmet Ofisi’nin resmi açılışını gerçekleştirdi. Açılış sonrası basın toplantısı gerçekleştiren Babacan, partisinin bir sonraki seçimlere girmeye hak kazandığını duyurdu. Toplantıda Mersin’in ciddi sorunları olduğunu belirten Babacan, “Mersin’de çok büyük bir problemler var. Mersin’de genç bir nüfus var. Mersin çok göç alan bir şehrimiz. Mersin’de doğup büyüyen gençlerimiz iş bulmakta çok fazla zorluk çekiyorlar. Hayat pahalı çiftçilerimizin maliyetleri çok yükselmiş durumda. Esnafımız artık kirasını, vergi borçlarını, kredi taksitlerini ödeyemeyecek duruma gelmiş” dedi.

DEVA’dan Mersin çıkarması

Zeliha ÖZİPEK

 

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Mersin İl Başkanlığı binasını ve Yenişehir İlçe Başkanlığı hizmet ofisinin resmi açılışını gerçekleştirdi. Deva partisinin bir sonraki seçimlere girmeye hak kazandığını duyuran Babacan, resmi duyurunun birkaç gün içinde yapılacağını söyledi.

Mersin’de çok hızlı bir şekilde teşkilatlandıklarını dile getiren Babacan, “Deva Partisi Mersin’de çok hızlı bir şekilde teşkilatlanıyor. 3 gün boyunca genel merkezden gelen tüm arkadaşlarımızla beraber Mersin’deyiz. Mümkün olan en kısa sürede teşkilatlanmamızı tamamlayıp Mersin’in tüm ilçelerinde Deva Partisi olarak çalışmalarımızı yoğunlaştırmış olacağız” dedi.

 

“MERSİN’İN PROBLEMLERİ BÜYÜK”

Mersin’de çok büyük problemler olduğunu dile getiren Babacan, “Ülkemizin sorunları çok büyük. Gittikçe de büyüyor. Mevcut yönetimin Türkiye’nin sorunlarını kesinlikle çözemeyeceğini kanaat getirdiğimiz için bu hareketi başlattık. Bu ülke, 2,5 yılda taraflı Cumhurbaşkanı sistemiyle şu anda 3’üncü döviz krizini yaşıyor. Türkiye’de işsizlik çok büyük bir problem. Mersin’de de çok büyük problemlerden bir tanesi. Mersin’de genç bir nüfus var. Mersin çok göç alan bir şehrimiz. Mersin’de doğup büyüyen gençlerimiz iş bulmakta çok fazla zorluk çekiyorlar. Hayat pahalı çiftçilerimizin maliyetleri çok yükselmiş durumda. Esnafımız artık kirasını, vergi borçlarını, kredi taksitlerini ödeyemeyecek duruma gelmiş. Dolayısıyla hangi toplum kesimine dokunsak bin ah işitiyoruz. Dün Erdemli meydanda bir grup vatandaşla çay içtik ve hepsi dertli. Hayatımdan memnunum diyen tek bir vatandaşımızla karşılaşmadık. Silifke’de durum aynı. Maalesef bütün Türkiye şu anda çok ciddi bir ümitsizlik içerisinde. Türkiye’nin gençlerini kendi yarınlarını bu ülkede göremiyorlar. Başka ülkelerde kendi geleceklerini hayal ediyorlar” dedi.

 

“ALINAN VERGİLER MERSİN’E GERİ DÖNMÜYOR”

Mersin’in önünü açtırmak ve nefes aldırmak gerektiğini söyleyen Babacan, tarım, sanayi ve ulaşım konusunda problemler olduğunu dile getirdi. Babacan, “Mersin deyince tabi akla ilk gelen sektörler var. Başta tarım, çok geniş ve verimli bir arazi var. Fakat tarımda su sorunu var, maliyet sorunu var, ürettikçe zarar eden ürünler var. Zarar etmekten korktuğu için üretimden vazgeçen çiftçilerimiz var. Çok temel problem alanları var. Mersin aynı zamanda liman şehri, bir uluslararası ticaret merkezidir. Liman şehri ve uluslararası ticaret merkezi demek aynı zamanda altyapı demek. Özellikle karayolu ulaşımı başta olmak üzere ve liman kapasitesi başta olmak üzere bir altyapı sorunu var. Mersin’in önünü açtırmak, nefes aldırmak gerekiyor. Mersin aynı zaman büyük bir sanayi şehri olmaya aday bir kent. Aday diyorum çünkü potansiyel var ama sanayileşmesi biraz geriden geliyor. Arsa sorunu var, makroekonomik koşullar, güven ortamının olmaması bu sanayi yatırımlarını yavaşlatıyor. Mersin’ de çok ciddi bir göç var. Bir zamanlar kamu spotu vardı hatırlarsanız. “Ödediğiniz vergi size yol, su, elektrik olarak geri dönecektir” diye. Şimdi Mersin’de yol olarak geri dönmüyor. Ciddi ulaşım sorunları var. Su olarak geri dönmüyor. Çünkü tarım sal sulama başta olmak üzere içme sorunlarının olduğu yerleşim merkezlerimiz bile var. Elektrik olarak da dönmekte güçlük çekiyor. İşte Silifke’de baktık, gittiğimiz yerlerde elektrik sorunları vardı. Dolayısıyla Mersinlilerin ödediği vergilerin yol, su, elektrik olarak geri dönmesi gerekiyor ama dönmüyor” dedi.

 

“BİZ KADINA ŞİDDETİ KABUL ETMİYORUZ”

İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı Kararıyla kaldırılmasının ciddi bir usul sorunu olduğunu düşündüğünü söyleyen Babacan, “İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak bağımsız bir ülkenin hakkı ama siyasi irade kadına şiddete yumuşak bakmayı mı tercih ediyor? Şu anda hükümetin bakışı kadına cinayetler söz konusuyken, aile işi varken, hür bağımsız bir ülke olarak bu ülkenin hükümeti olarak kadına şiddetin önünü mü açmak istiyor? daha müsamalı mı olmak istiyor? Herhalde bunu sormak lazım. Biliyorsunuz uluslararası sözleşmeler meclisten geçer ve hükümetin onaylıyla yürürlüğe girer. Uluslararası sözleşmelerin daha korunaklı bir yapısı vardır. Anayasa mahkemesine bile götürülemeyecek bir sözleşmenin tek bir imzayla yürürlükten kalkmasını biz ciddi bir usul hatası olduğunu düşünüyoruz. Bununla ilgili de zaten Danıştay nezdinde dava açıyoruz. Bununla ilgili hazırlıklarımızı yaptık ve başlattık. Biz kadına şiddeti asla kabul etmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi de bunu söylüyor” ifadelerine yer verdi.