Yapay zekaya fen bilimlerini anlatmak isteseydik ne olurdu?

Fen Bilgisi öğretmeni Kadir Can Aydemir sıradışı romanında okuyucuyu yapay zeka Bilge ile bilim yolculuğuna çıkıyor

Yapay zekaya fen bilimlerini  anlatmak isteseydik ne olurdu?

ABİDİN YAĞMUR
Mersin’de yaşayan bir fen bilgisi öğretmeni ile 2 arkadaşı uzun uğraşılar sonunda yapay zeka tasarlarlar ve Bilge adını verdikleri yapay zeka üzerinde bir deney yaparlar. 3 bilim meraklısı arkadaş, yapay zeka Bilge’ye fen bilimlerini en başından yani evrenin oluşumundan itibaren anlatmaya başlarlar. Acaba yapay zeka Bilge, insanların anlattığı bu bilimsel süreci nereye kadar dinleyecektir? 
Fen Bilgisi öğretmeni Kadir Can Aydemir’in sıradışı romanı “Yapay Zeka Bilge İle Bilime Yolculuk” okuyucuları evrenin oluşumundan ilk insanların yeryüzünde görüldüğü döneme kadar uzanan o çok eski dönemlere yolculuğa çıkarıyor, kurguya yer vermeden, bilimsel gerçeklik ve teorilerin ışığında herkesin anlayabileceği sade bir dille evrenin oluşum evrelerini anlatıyor. 
“Yapay Zeka Bilge İle Bilime Yolculuk” romanı aslında bir serinin ilk eseri. Yazar, öğretmen Kadir Can Aydemir, serinin ilk eserinde evrenin oluşum sürecini, dünyadaki ilk canlıları anlatmış ve insanların yeryüzünde ilk göründükleri dönemlere gelmeden eseri sonlandırmış. O macera serinin sonraki eserlerinde okuyucuyla buluşacak.

“HEM ÇOCUKLARA HEM YETİŞKİNLERE HİTAP EDİYOR”
Kadir Can Aydemir, sıradaşı romanını tasarlayıp yazarken Sofi’nin Dünyası romanından esinlenmiş. O eserde, düşünce tarihinin en başından günümüze kadar anlatılması Aydemir’i etkilemiş ve “Ben de günün birinde evrenin, canlıların ve insanların oluşumunu en baştan bugüne kadar anlatabilirim” diye düşünmüş. 4 yıllık titiz bir çalışma sonunda da kitap ortaya çıkmış.
Eseri için, “Klasik bir roman gibi değil. Klasik bir bilimkurgu romanı da değil” diyen Kadir Can Aydemir şunları söylüyor:  “Hem çocukların, hem yetişkinliklerin bilimsel gelişimi başka bir kaynağa gerek duymadan takip edebilecekleri bir kitap bu. Fen Bilgisi öğretmeni olduğum için okullarda müfredatın sık sık değiştiğine tanık oldum. Fen bilgisinin, bilimsel gelişimin kopuk kopuk ve eksik anlatılmaması gerekirdi. Daha iyi anlaşılacağı, daha kolay okunacağını düşünerek roman formatında yazdım. Küçük hikayeler tarzında, küçük çocuklara yönelik örnekler var ama evrenin oluşum sürecini en başından bugüne kadar kesintisiz olarak anlatan tek roman benim romanım diye düşünüyorum.”

“BİLİM OKURYAZARLIĞINA KATKI SUNACAK”
Romanın her okurda farklı algılar yaratacağını ifade eden Kadir Can Aydemir, asıl hedef kitlesinin genç okurlar olduğunu söylüyor. Aydemir, “Belki bu romanı okuyup evren üzerine, canlılık üzerine düşünen gençler bilime merak salacaklar ve belki gelecekte Nobel ödülü alacaklar. Bu kitabı gençler açısından bir başlangıç olarak düşünüyorum. Fen bilimlerine her çocuğun ilgisi vardır. Sınavda başarılı olsa da olmasa da çocuklar fen bilgisini sever. Bu nedenle kitabın 12 yaş üzeri çocuklar ve gençlerce rahatlıkla okunacağını da düşünüyorum. Bilim okuryazarlığında bir boşluğumuz var. Bilim önemli diyen ailelerde bile görüyoruz bunu. Bu kitap bu eksikliği de giderecektir” diyor.

“BU KİTABI DİN ADAMLARI DA OKUMALI”
Günümüzde öğrencilerin fen bilgisi derslerini merakla dinlediğini, pek çok kez “Hocam din bunun neresinde” diyerek dinle bağ kurmak istediğini de anlatan Kadir Can Aydemir şunları söylüyor:
“Ben bu kitabı din adamlarının da okumasını isterim. Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan cami imamlarının okumasını isterim. Bir imam, cemaatle konuşurken, evreninin oluşumunu da anlatabilmeli, Büyük Patlamadan da söz edebilmeli ve ardından bilimsel araştırmalar bunları söylüyor, bizim dinimiz de şöyle diyor, şöyle anlatıyor diyebilmeli. Din adamları da bilimle iç içe olmalı. Bilimsel gelişimin dinle karşıtlığının olmadığını, bilim öğrenmenin dine karşı gelmek olmadığını anlatmalı.”