Yanlış ve eksik beslenme kemik erimesine davetiye çıkarıyor | Güney Gazetesi Mersin

Yanlış ve eksik beslenme kemik erimesine davetiye çıkarıyor

Mersin Sistem Cerrahi Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Dr. Alper Uçkun, “Kemik erimesinden korunmak için sigara ve alkolden uzak durmak, günlük yeterli kalsiyum alımı, güneş ışınlarından faydalanma, dengeli ve sağlıklı beslenme ve egzersiz yapılması gereklidir. Özellikle bel ve sırt ağrısı, boyda kısalma, omurga, el bileği, kalça, kaburga kırıkları, sırtta kamburlaşma olan kişilerde kemik erimesinden şüphe edilebilir” dedi.

Yanlış ve eksik beslenme kemik erimesine davetiye çıkarıyor

ESRA ŞASİ YAĞMUR

 

Mersin Sistem Cerrahi Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Dr.  Alper Uçkun, halk arasında kemik erimesi olarak anılan orteoporoz hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Kemik erimesini, “düşük kemik kitlesi ve kemiğin yapısında bozuklukla giden bir rahatsızlık” şeklinde tanımlayan Uçkun,  “Vücudumuz için yarattığı en önemli risk kemiğin kırılganlığında artıştır. Her yaş ve cinsiyette görülebilir. Ülkemizde 50 yaş üstü kişilerde yaklaşık yüzde 25 oranında görülmektedir. Dolayısıyla toplum sağlığı açısından önemli bir rahatsızlıktır” dedi.

 

YETERSİZ D VİTAMİNİ HASTALIK NEDENİ

Kemik erimesinin en çok görülen 2 türü olduğunu ifade eden Uçkun, menopoz sonrası kadınlarda ve ileri yaşa bağlı görülen kemik erimesi türlerinin yanı sıra tiroid ve paratiroid bezinin fazla çalışması, yetersiz kalsiyum ve yetersiz D vitamini alımı, aşırı kafein içeren gıdalar alınması, bazı ilaçların kullanımı, kanser hastalığı gibi durumların neden olduğu kemik erimesi türlerinin de olduğunu ifade etti.

 

TEDAVİ SÜRECİ NASIL İŞLİYOR

 “Genç yaştaki hastalarda kemik erimesi saptandığında ikincil nedenlerden şüphe edilmelidir” diyen Dr. Uçkun sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kemik erimesinden korunmak için sigara ve alkolden uzak durmak, günlük yeterli kalsiyum alımı, güneş ışınlarından faydalanma, dengeli ve sağlıklı beslenme ve egzersiz yapılması gereklidir. Özellikle bel ve sırt ağrısı, boyda kısalma, omurga, el bileği, kalça, kaburga kırıkları, sırtta kamburlaşma olan kişilerde kemik erimesinden şüphe edilebilir. Ancak kemik erimesi sıklıkla hastada şikayet yaratmayan, sinsi bir hastalık olarak bilinmektedir. Ağrı genellikle kırığa ikincil olarak görülmektedir.

Menopoz sonrası kadınlar ve ileri yaş erkeklere birkaç yıl aralıklarla yapılan kemik mineral yoğunluğu ölçümü (DEXA) tetkiki ile kemik erimesi araştırması yapılmalıdır. Bunun yanında hekimin uygun gördüğü kan ve görüntüleme yöntemlerinden de faydalanılabilir.  Kemik mineral yoğunluğu ölçümü üzeri MR gibi tam kapalı olmayan bir cihaz yardımıyla ortalama 10 dakikalık bir çekim ile yapılmaktadır. Bu işlem klasik bir akciğer filmine göre oldukça düşük oranda radyasyon içermektedir.

Ölçüm neticesinde uygun görülen hastalarda ilaç tedavileri başlanabilir. Günümüzde kemik erimesi tedavisinde ağız yoluyla, cilt altına veya damar içine uygulanabilen; farklı uygulama sıklıkları bulunan ilaç alternatifleri mevcuttur. Hangi ilacın daha uygun olacağına; yaş, cinsiyet, ölçüm sonuçları, ek hastalıklar gibi durumlar göz önünde bulundurularak hekim ve hasta iş birliğiyle karar verilmelidir.

Tedavi başladıktan sonra ne kadar süre kullanılacağı da kontrol DEXA ölçümleri ve hekim değerlendirmesi ile kararlaştırılır. Maalesef günlük pratikte sıklıkla karşılaştığımız şekliyle ilaçların ömür boyu kullanılacağı algısı, düzenli takip edilmeyen ve sürekli ilaç kullanmaya devam eden bir hasta grubu oluşturmuştur. Bu kişilerde ilaca bağlı birtakım geri dönüşsüz yan etkiler de görülebilmektedir. Bu noktada hangi ilaçların kaç yıldır kullanıldığı, bu süreçteki ölçümlerin karşılaştırmalı değerlendirmeleri, yeni kırık gelişimi gibi durumlar değerlendirilerek tedaviye devam edilip edilmeyeceğine karar verilmelidir.”