"Öğrenciler ve eğitimciler salgının hedefinde”

Eğitim- Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, pandemi döneminde 18 milyona yakın öğrenci ve bir milyona yakın eğitim emekçisinin salgının hedefinde olduğunu belirterek, “Pandemi tehdidinin giderek büyüdüğü koşullarda Millî Eğitim Bakanlığı’nın eğitim iş kolundaki sendikalarla acilen bir araya gelmeli” dedi.


ESRA ŞASİ YAĞMUR

 

Eğim-Sen Genel Merkezi tarafından yapılan ‘Pandemi Koşullarında Eğitim” başlıklı araştırma raporu yayınlandı.  Türkiye genelinde belirlenen okullarda 2 bin 239 eğitimcinin katıldığı ankette soruları cevaplayan eğitim emekçileri pandemi döneminde okulların yeni eğitim öğretim yılına hazır olmadığı görüşünde.  

Araştırma raporunu değerlendiren ve pandemi sürecinde açılması planlanan okulların son durumu ile ilgili konuşan Eğitim- Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, Millî Eğitim Bakanlığı’nın Eğitim-Sen’in bu konudaki çalışmalarını dikkate alması gerektiğini söyledi. Raporda yer alan ankette okul servisleri, sınıf mevcudu, dersliklerdeki fiziki mesafenin korunması, okulların ikili eğitime uygun olup olmadığı yönünde soruların cevaplandığını anlatan Sümbül, “Eğitim-Sen bu anketi her okuldan birer eğitim emekçisi ile yaptı. Türkiye genelinde belirlediği okullarda 2 bin 239 kişi ile yaptı. Araştırmanın konusu pandemi koşullarında eğitim. Dünyada Covid-19 etkisi artarken 159 aşkın ülkede okullar daha sonra yüksek öğretim kurumları kademeli olarak kapatılırken ülkemizde de 18 milyonu aşkın öğrenci ve bir milyonu aşkın eğitim emekçisi bu süreçten etkilendi. Bizde sendika olarak etkilenmenin hangi oranda olduğunu eğitim emekçilerinin bu duruma nasıl baktığını, okullardaki yansımasının nasıl olduğunu ve önümüzdeki dönem eğer okullar açılacaksa bunun nasıl bir süreçte yapılması gerektiğine dair veri elde edebilmek için yapılan detaylı bir araştırmaydı” dedi.

 

“ÖĞRENCİLER VE EĞİTİMCİLER SALGININ HEDEFİNDE”

Pandeminin devam ettiği koşullarda 18 milyona yakın öğrenci ve bir milyonu aşkın eğitim emekçisinin salgının potansiyel hedefi olduğunu vurgulayan Sümbül, “Pandemi tehdidinin giderek büyüdüğü koşullarda Millî Eğitim Bakanlığı’nın eğitim iş kolundaki sendikalarla acilen bir araya gelmeli ve bu süreci Sağlık Bakanlığı, sendikalar, Türk Tabipler Birliği gibi meslek örgütleri ile kademeli bir şekilde hareket ederek yönetmelidir. Biz Eğitim-Sen olarak Milli Eğitimi eğitim ve pandemi ile ilgili her türlü karar alma konusunda ve bilgi paylaşımında şeffaflık ilkesine uygun hareket etmeye davet ediyoruz. Çünkü şu ana kadar ki çalışmalar sadece bakanlıklar arası ilişkilerle yürüdü biz eğitimin özneleri bu sürece katılmadı ve yeteri kadar bilgi paylaşılmadı. Yine bu benzeri araştırmalarımızdan bakanlığın faydalanmasını istiyoruz. Salgının arttığı koşullarda okulların açılması gibi tehlikeli adımlar atılacaksa çok dikkatli olunmalı çünkü sağlık her şeyden önce gelir” diye konuştu.

Sendika olarak pandemi sürecinde Mersin Milli Eğitim Müdürü ile görüşmelerde bulunduklarını anlatan Sümbül, “Uzaktan eğitime dair ve uzaktan eğitim sonrası faaliyetlerimizi dair bilgilendirmemizi yaptık. Yakın zamanda öğretmenler gelmeye başlandığında Milli Eğitim Müdürlüğü ile görüşmelerimiz yeniden olacak. Okulların açılmasına dair hazırlık düzeyinin yeterli olmadığını görüyoruz. Ayrıca arkadaşlarımızdan, idareci arkadaşlarımızdan gelen bilgi de okulların açılıp açılmayacağına dair kendilerine net bilgi gelmediği yönünde. Bu nedenle hazırlıkların çok detaylı yürütülmediği düzeyde kaygımız var” dedi.  

 

“UZAKTAN EĞİTİMDE ALT YAPI SAĞLANMALI”

Önümüzdeki eğitim öğretim döneminde kısmi de olsa uzaktan eğitimle ilgili hazırlıkların olduğunu ve bu hazırlıkların ciddi bir şekilde yürütülmesi gerektiğini kaydeden Sümbül, şöyle konuştu: “Bir önceki dönemde bunun eksikliklerini defalarca dile getirdi.  Eğitimde fırsat eşitliği, Eğitim -Sen’in en çok üzerinde durduğu konulardan biri. Maalesef bir önceki uzaktan eğitim döneminde gördük ki internete ulaşım, diz üstü bilgisayar, akılı telefonu olan veli sayısının yetersizliği, televizyondan yeteri kadar takip edilememesi.

Mersin'in çeper bölgelerinde İnternete erişim olsun, teknolojik aletlere ulaşım konusunda olsun çok ciddi bir dezavantajlı grubun olduğunu belirtmiştik. Bu konuda Büyükşehir Belediyesi ile görüşmelerimizde de yakın zamanda Yenişehir Belediyesi ile görüşmelerimiz yapacağız. Bu konuda kampanyalar yapmalarını önerdik ama esas olan sorumluk Milli Eğitimindir, esas sorumluluk devletindir. Çünkü Fatih Projesi gibi devasa bir proje ile israfa yol açan bir proje ile eğitim bütçesinin önemli bir kısmı buralara aktarılırken eğitim fırsat eşitliği yeteri kadar korunmadı, kollanamadı. Ve bunu uzaktan eğitimde çok acı bir şekilde gördük. Yeni dönemde bunun olmaması için Millî Eğitim Bakanlığı mutlaka tedbir almalıdır. Bu konulara mutlaka yeterli bütçe ayrılmalı ve değişik boyutları ile değişik teknolojik aletleri ile İnternet dışında da öğrencilere ulaşmanın altını bir kez daha çiziyoruz.”

 

“EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ OLMALI”

Mevsimlik tarım işçisi ailelerinin çocuklarının pandemi döneminde eğitimde yaşayacağı sorunlara ilişkin de açıklamalarda bulunan Sümbül, konuşmasına şöyle devam etti: “Mersin, Adana, Tarsus ve aslında Türkiye’nim birçok alanında mevsimlik işçiler neredeyse Ekim ayının ortasına kadar geçimlerini sağlayabilecekleri bir dönem ki bu pandemi döneminde çok daha zorlaştı. Bir gelire sahip olmak zorundalar. Bunu yaparken de çocukları ile birlikte gidiyorlar bu alanlara. Ve maalesef eğitimde fırsat eşitliğinin en çok aksadığı yönlerden biri iken pandemi sürecinde bu çok daha acı bir şekilde görüldü. Millî Eğitim Bakanlığı kendisi gidip tarlalarda çalışan çocukları gördü ve bunu basında bir iki kare poz vererek bir iki kitap dağıtarak ilerlemeyeceğini biliyoruz. Sadece mevsimlik işçi çocukları değil aynı zamanda Suriyeli ailelerin çocukları ve ülkemizin değişik coğrafyalarından gelen ve Türkçeyi yeteri kadar kavrayamayan veya o teknolojik cihazlara ulaşamayan özellikle okul öncesi ve ilk okula başlayacak öğrencilerde ana dil sorunu önemli bir sorun. Bu konuda Millî Eğitim Bakanlığı maalesef sınıfta kaldı ve sınıfta kalmaya da devam ediyor. Bu eğitimde fırsat eşitsizliğinin en çok işlediği alanlardan bir tanesi”