"Mücadelemizin geri dönüşü yok"

Mersinli kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik saldırılara ve hükümetin sözleşmeden çekilme hazırlıklarına karşı protesto gösterisi düzenledi. Haklarından vazgeçmeyeceklerini haykıran kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nin mor çizgileri olduğunu vurguladılar.


ESRA ŞASİ YAĞMUR

 

Mersin Kadın Platformu bileşenleri, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için devletlere sorumluluk yükleyen İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik saldırılara ve hükümetin sözleşmeden çekilme hazırlıklarına karşı protesto gösterisi düzenledi. Pozu Kushimato Sokağı'nda bir araya gelen kadınlar,' Bağır herkes duysun erkek şiddeti son bulsun', 'Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz', 'Geceleri de sokakları da terk etmiyoruz', 'Erkek vuruyor devlet koruyor' şeklinde sloganlar atarak Barış Meydanı'na yürümek istedi. Polis, yürüyüşe izin vermeyince kadınlar basın açıklamasını aynı sokakta bulunan bir parkta yapmak zorunda kaldı. 

Mersin Kadın Platformu adına açıklama yapan Zübeyde Sadırlı Akpınar, 2011 yılında Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni, diğer adıyla İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülkenin Türkiye olduğunu hatırlattı.

İstanbul Sözleşmesi’nin 6. Yılında AKP iktidarının 2011 yılında kendi imzaladığı sözleşmeden çekilmeyi konuştuğunu ifade eden Akpınar, “6 yılda kadın cinayetlerin de, kadına yönelik şiddette bu kadar artış olduğu halde sözleşmenin etkin şekilde uygulanmasını değil kaldırılmasını gündeme getirmek devletin O gün kadınlara vermiş olduğu şiddeti önleme, şiddete maruz kalanları koruma, failleri gerektiği şekilde cezalandırma sözünden vazgeçtiğini göstermektedir” dedi.

 

"SÖZLEŞME ETKİN UYGULANMADIĞI İÇİN KADINLAR ÖLDÜRÜLÜYOR"

 

2019 yılında Türkiye genelinde kadına yönelik şiddetle ilgili 4 bin 76 suç duyurusunun yüzde 82,4’üne yani 3 bin 357’sine “kovuşturmaya yer yok” kararı verildiğini , İstanbul Sözleşmesi etkin bir biçimde uygulanmadığı için her yıl yüzlerce kadının şikâyet etmesine, karakola başvurmasına rağmen öldürüldüğünü vurgulayan Akpınar, “İçişleri Bakanlığı’nın (2014-2019 yılları) verisine göre devlet koruması altındayken 94 kadın yakını erkekler tarafından öldürüldü. Şiddete karşı etkin soruşturma yürütülmüş olsaydı o 94 kadın belki de yaşıyor olacaktı.  Kadına yönelik şiddet her gün arttığı halde İstanbul Sözleşmesinin etkin şekilde uygulanmasını değil, kaldırılmasını gündeme getirenler bu cinayetlerin suç ortağıdır, her gün uğradığımız şiddetin failidir. İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin karalama kampanyalarına göz yumanlar, bizzat bu kampanyalara sözcülük yapar hale gelenler, kadınların, LGBTİ’lerin, göçmenlerin, mültecilerin, engellilerin, yaşlıların, çocukların haklarını tarikat ve cemaat çevreleriyle pazarlık konusu haline getirenler kadın cinayetlerinin, nefret cinayetlerinin, çocuk istismarlarının, göçmen, mülteci kadınlara dönük saldırıların suç ortağıdır” ifadelerini kullandı.

 

"MÜCADELEMİZİN GERİ DÖNÜŞÜ YOK"

İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, bir insanın cinsiyeti üzerinden şiddete ve baskıya uğramasının önlenmesi, şiddete uğrayanların korunması ve faillerin gerektiği şekilde cezalandırılması için devletlere yol haritası çizen, atılması gereken somut adımlar konusunda kılavuzluk eden uluslararası bir metin olduğunu kaydeden Akpınar sözlerini şöyle sürdürdü :"İstanbul Sözleşmesi kadınlara ve çocukların hayatlarını korumak için verilen bir sözdür ve bu “sözden dönmek”, günde en az 3 kadının öldürüldüğü, bilindiği kadarıyla yılda 28.360 çocuk istismarının yaşandığı, nefret cinayetlerinin işlendiği bir ülkede kadınları ve çocukları ve LGBTİ+'ları ateşe atmaktır, sadece Temmuz ayında 36 kadın öldürüldü, öldürülen 36 kadının üçte biri evli olduğu erkek tarafından öldürüldü! Aileyi yıkan sözleşme değil, erkek şiddetidir.  Sözleşmeden çekilmek, sözleşmenin referans aldığı ve Türkiye’nin de taraf olduğu tüm diğer temel insan hakları belgelerini de tartışmalı hale getirmek, kadınların mücadeleyle kazandığı tüm hakları tartışmaya açmak demektir. Sözleşmeden çekilmek, ‘Kadınlarla erkekler fıtratları gereği eşit değildir’ sözüyle her fırsatta saldırıya uğrayan haklarımızın, yasal güvencelerimizin tümüyle terk edileceğinin dünyaya ilan edilmesidir. Kadınların mücadele ile kazandığı İstanbul Sözleşmesi’nin iptalini bir partinin yönetim kurulunda yani AKP MYK'sında karar altına almak isteyenlere haklarımız ve hayatımız için bir araya gelerek, sesimizi birleştirebileceğimiz her yöntemi kullanarak yanıt verdik. Bu kararın tartışılacağı toplantının ertelenmesini kadınların bu mücadelesi, birlikteliği ve kararlılığı sağladı. Mücadelemizin geri dönüşü yok!  Sadece sözleşmenin iptali gündeminin ortadan kalkmasını değil, sözleşmenin devleti yapmakla yükümlü kıldığı tüm koruma, önleme, tazminat, çok dilli ve anadilinde destek, eşitlik politikaları geliştirme ve uygulama sorumluluklarının da hemen yerine getirilmesini istiyoruz!”

 

HEM DİL UZATILIYOR, HEM EL UZATILIYOR

Mersin Kadın Platformu’nun eylemine katılan HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan da, hem parlamentoda, hem sokakta İstanbul Sözleşmesi için mücadeleye devam edeceklerini söyledi. Kurtulan şunları söyledi:

“Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nin yaşaması için dört bir yanda mücadele ediyor. İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddeti insan hakkı ihlali olarak görür, ayrımcılık olarak görür ve devletlere zihniyetini değiştir, ne yaparsan yap kadına şiddeti engelle der. Kadınların İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmesi mümkün değildir. Kadınlar direndi, İstanbul Sözleşmesini imzala dedi. Şimdi de hem dil uzatılıyor, hem el uzatılıyor. Kadınlar buna müsaade etmeyecektir. İstanbul Sözleşmesi yaşatır diyoruz. Mecliste en güçlü muhalefetini yapmaya devam edeceğiz. Kadın bin bir emekle oluşturduğu kazanımlarına çok iyi sahip çıkar. Bunu pratikte biliyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden de vazgeçmeyeceğiz, bilinmesi ve uygulanması için mücadele edeceğiz.”