Bir soru iki cevap

Mersin’deki iki sendika temsilcilerine işçi haklarının gerileyip gerilemediğini, emekçilerin giderek köleleşmeye sürüklenip sürüklenmediğini sorduk, Türk-İş ve DİSK’e bağlı sendika yöneticileri cevapladı.

Bir soru iki cevap

ESRA ŞASİ YAĞMUR

 

Kovid-19 salgını Türkiye’de en fazla işçi sınıfını etkiledi. DİSK’e bağlı Genel İş Sendikası Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, bu süreçte iktidarın hayata geçirdiği 10 maddelik paketin, işçiden yana olmadığını işverenden yana olan maddeleri içerdiğini savundu. Çıkarılan paketle işten çıkarılmaların önüne geçilmediğini aksine işten çıkarmayı kolaylaştırdığını ileri süren Göksoy, “Bununla ilgili esnek çalışmayı ve ücretsiz izni yaygınlaştırıp meşrulaştırdılar. Ücretsiz izin yaygınlaştığında 17 Nisan itibari ile 1 milyon 358 bin işçi ücretsiz izne ayrıldı. Ve bu işçiler ücretsiz izne ayrılırken aldıkları maaşın ne olduğuna bakılmaksızın günlük 39 lira 25 kuruşa, aylık bin 168 liraya denk gelen bir maaşla ücretsiz izne ayrıldılar. Bu bin 168 lirayı neye göre belirlediler biz merak ediyoruz. Bu ülkede açlık sınırı 2 bin 400 lira 4 kişilik bir aile için, yoksulluk sınırın 7 bin 48 lira olduğu devlet kaynakları ile belirlenen bir yerde bin 168 lirayı neye göre belirlediler. Bu insanlar kiramı ödeyecek, gıdamı alacak nasıl bu sorunları çözecek anlamış değiliz” dedi.

 

‘İŞVEREN ELİ GÜÇLENDİ, İŞÇİNİN ELİ KOLU BAĞLANDI”

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile işten çıkarma yasaklarının 1 Temmuz 2021 yılına kadar uzatıldığını anımsatan Göksoy, çıkarılan yasanın sadece lafta kaldığını söyledi. Pandemi döneminde uygulanan Kısa Çalışma Ödeneği ile bir ailenin yaşamını idame ettirebilmesinin mümkün olmadığını kaydeden Göksoy, “İşçinin önü başka bir yerden daha kesildi. Diyor ki, bin 168 lira ile geçinemiyorum deyip işten ayrıldığınız zaman 10 yıl 15 yıl çalıştığınız döneme ait kıdem tazminatınızı alamıyorsunuz. Böyle inceden inceye de hak kaybı var. İşverenin elini güçlendiren, işçinin her türlü elini kolunu bağlayan, sefalete mahkûm eden uygulama ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu uygulamalar karşısında geçmişte olduğu gibi şimdide tepkimizi gösteriyoruz. Zaten tepki gösterdiğimiz için kıdem tazminatının fona devredilmesine yönelik girişimleri ertelediler” diye konuştu.  

 

“İŞÇİNİN KENDİ PARASI SADAKYMIŞ GİBİ VERİLİYOR”

Çıkarılan yasaların işvereni destekleyen yasalar olduğunu ve bununda ülke ekonomisine katkı sunmayacağını aktaran Göksoy, şunları kaydetti: “İşçinin morali, psikolojisi düzgün olmazsa verimli çalışamaz. Biz işverene yönelik yapılan destekleri işçinin üzerinden yapılmasını kabul etmiyoruz. Çünkü işsizlik fonundaki paraları işverene aktarılıyorlar. İşveren iş yerlerinde esnek çalışma uyguladı, ücretsiz izne gönderdi, esnek çalışmanın ardından geri çağırdığında 868 liralık sigorta pirimi katkısı sağlıyor devlet bunlara. Yani işçiye verilmesi gereken parayı işverenlere destek olarak veriliyor. İşçinin kendi parasını işçiye sadakaymış gibi lütufmuş gibi göstermek çok inandırıcı olmadığı gibi hak gaspıdır. Kısa çalışma ödeneği ile ücretsiz izin ile kapanan iş yerlerinde işçinin iş hakkı fesih edilebiliyor. Tazminatını ödemeden fesih edebiliyor. Bu tür uygulamalar yaparken iş vereni gözeten bir uygulama yapıyorlar. 25 yaş altı ve 50 yaş üstü insanlara partime çalışma şartı getiriyorlar. Bu partime çalışma şartında işveren daha kolay istihdam edebileceği gibi istediği zaman işten atma istediği zaman işe alma gibi bir yetkisi de gelişiyor”

 

“İŞÇİLER VİRÜSLE MÜCADELE ETTİ”

Pandeminin ilk aylarında uygulanan kısıtlamalar kapsamında park ve bahçeler işçisi, temizlik işçisi, dezenfektan işçisi, evde bakım hizmetlerinde çalışanların bu dönemde yoğun çalıştığını anlatan Göksoy, “Pandemi sürecini halen yaşıyoruz bitmedi. Herkes evinde kaldığı dönemde temizlik işçisi, dezenfektan işçisi,65 yaş üstüne gıda ve sağlık yardımında bulunan arkadaşlarımız, park ve bahçelerde çalışan arkadaşlarımız virüsün tam ortasında mücadele ederken işçilere böyle bir maaşı böyle bir yaşamı reva gören anlayışı kabul etmiyoruz. Bir taraftan biz yönetip bizim sayemizde iktidarda olanların, yerelden genele kadar bize bu şekilde kölelik yaşamını reva görmelerine asla kabul etmiyoruz. Etmeyeceğiz. Bunun içinde demokratik şekilde haklarımız sokaklarda alanlarda savunacağız” dedi.

 

“BELEDİYE ÇALIŞANLARI SALGINA RAĞMEN ÖZVERİ İLE ÇALIŞTI”

Türk-İş’e bağlı Belediye İş Sendikası Akdeniz Bölge Örgütlenme Temsilcisi Mithat Fahlioğulları da   sokağa çıkma kısıtlamalarının en yoğun yaşandığı zamanlarda temizlik işçilerinin, park bahçelerde çalışan işçilerin, otobüs şoförlerinin salgına rağmen büyük bir özveri ile çalıştığını söyledi. Belediye İş kolunda çalışan işçilerin sadece salgın döneminde değil hayatın her döneminde özveri ile çalıştıklarını anlatan Fahlioğulları, şöyle konuştu: “Bu virüsten dolayı işçilerimizde normal çalışma koşullarının üzerinde iki katı üç katı çalışmışlardır. Dikkat ederseniz corena döneminde evde kaldığımız süre içerisinde temizlik görevlilerinden tutun, park bahçelerde çalışan otobüs şoförü arkadaşlarımız hem hastalıkla karşı karşıya gelmişlerdir hem de onun karşısında öz verili çalışmışlardır. Belediye ile de şu anda uyum içerisindeyiz mümkün olduğunca sorunları çözmeye çalışıyoruz bazı sorunlar olsa da çözülüyor. Şu anda çözülmeyen sıkıntı Türkiye genelindedir. Özelikle 696 ile bugüne kadar hükümet tarafından kadro verileceği söylentileri kadroya halen geçirilmemiş olması aslında büyük bir tehdit. Söz verilmişti 2 yıl önce. Bizim isteğimiz hiçbir verdikleri sözü 30 ekimden itibaren kadroya geçirdik diye bir kararname çıkarmaları buda işçilerimizi büyük bir ölçüde rahatlatacaktır. Hiç olmazsa huzurlu bir ortam içerinde işten çıkış tehditleri yaşanmadan bir çalışma ortamın da sağlanmış olacaktır. Eğer olmadığı taktirde özellikle 30 ekimden sonra bu konuda eylemlere başlaya biliriz.”