“Çocuğu ihmal etmek istismardır”

Son zamanlarda ülkemizde sayısı artan çocuk istismarına yönelik bir araya geldiğimiz Avukat Semra Kabasakal ile birlikte, çocuk istismarını önlemek için çocukların ve ailelerin ne gibi tedbirler alması gerektiğini, Türkiye’de çocuk istismarı davalarında verilen cezaların yeterli olup olmadığını, sosyal medyadan çocuklarının fotoğraflarını paylaşan ailelerin suç işleyip işlemediğini konuştuk.

“Çocuğu ihmal etmek istismardır”

İBRAHİM AYDEMİR

Ülkemizde gün geçmiyor ki kötü bir haberle uyanmayalım. Ya vahşice öldürülen kadınlar, ya tecavüz edilen köpekler ya da babası-abisi-komşusu tarafından istismara uğrayan çocuklar… Haberleri gördükçe, duydukça, okudukça insanların üzülmesi ve tepkilerini her türlü mecradan duyurması üzerine her geçen gün bu konulara olan duyarlılık çığ gibi büyüyor.

Mersinli okuyucularımızı çocuk istismarına karşı bilinçlendirmek amacıyla bir araya geldiğimiz ve çocuk istismarına dair tüm detayları konuştuğumuz UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği Mersin Hukuk Sorumlusu Avukat Semra Kabasakal, “Anne babalar olarak çocuklarımıza bedenlerinin özel alanlarını öğretmek, bir başkasının bu alanlara dokunmaya hakkı olmadığını belirtmek, hoşuna gitmeyen bir şekilde bir kişi özel alanlarına dokunuyorsa “yapma, dur” diyerek tepki gösterebileceği, kişiyi iteleyebileceği ve etraftan yardım isteyebileceği anlatılmalıdır” dedi.

 

“ÇOCUĞA ÖZGÜRLÜK ADI ALTINDA İLGİSİZ KALMAK İSTİSMARDIR”

İstismar kavramının ne olduğunu ve kapsadığı davranışları Güney’e anlatan Kabasakal, “Genellikle istismar cinsel saldırı ve taciz anlamında kullanılmaktadır. Ancak istismar bireyin ruhsal ve bedensel sağlığını olumsuz yönde etkileyen her davranışı kapsar. Hatta çocuğu ihmal etmek, onun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamamak, çocuğa özgürlük vermek adı altında ilgisiz ve kayıtsız kalmak dahi bir istismardır. Bu durum göz önüne alındığında sadece cinsellik içeren davranışlar değil çocuğa şiddet uygulamak, tehdit etmek, bağırmak, hakaret etmek, sevgiden mahrum bırakmak, çocuğa karşı ilgisiz ve kayıtsız kalmak, aşağılamak, aşırı öfkeli davranmak, küçümsemek, korkutmak, sıkça cezalandırıcı tutumda bulunmak, beslenme, korunma, sevgi, gözetim, eğitim ve yol gösterme gibi gereksinimlerinin karşılanmaması gibi davranışları da istismarın içerisinde sayabiliriz” ifadelerini kullandı.

Çocuk istismarı olaylarında çocukların genellikle korktuklarından dolayı sessiz kaldıklarının altını çizen Kabasakal; eğitimsiz ve ekonomik özgürlüğü olmayan, aile içinde baskı ile yetişmiş annelerin ise korkutulduğundan veya tehdit edildiğinden dolayı konuşamadıklarını dile getirdi. Kabasakal, “Bu durumda maalesef yetkili kurullar yeterince çalıştırılmıyor. Çocuk İzleme Merkezi (ÇİM) bu durumda devreye giriyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının ilgili birimleri devreye giriyor” dedi.

 

 

ÇOCUKLAR BİLİNÇLENDİRİLMELİ

Ailelerin çocuklarını istismara karşı bilinçlendirmesi gerektiğini vurgulayan Kabasakal, “Anne babalar olarak çocuklarımıza bedenlerinin özel alanlarını öğretmek, bir başkasının bu alanlara dokunmaya hakkı olmadığını belirtmek, hoşuna gitmeyen bir şekilde bir kişi özel alanlarına dokunuyorsa “yapma, dur” diyerek tepki gösterebileceği, kişiyi iteleyebileceği ve etraftan yardım isteyebileceği anlatılmalıdır” şeklinde konuştu.

Semra Kabasakal, istismara uğrayan çocukların bu durumu ailelerine anlattığı zaman, ailenin ne gibi tepki vermesi gerektiğini şöyle sıraladı:

  • Çocuğumuz istismarı paylaştığında soğukkanlı bir şekilde dinlemeye çalışmalıyız. Verdiğiniz aşırı tepkiler çocuğumuzu daha da korkutabilir ve “anlatmamalıydım” gibi düşünmesine sebep olabilir.
  • Çocuk istismara uğradığını paylaştıktan sonra mutlaka çocuğa yaşadıklarını dikkatle dinlemeliyiz ve bizimle paylaştığı için teşekkür etmeliyiz. Bu şeyi paylaşmanın onun için zor olabileceğini, bize güvenebileceğini ve anlatarak doğru bir şey yaptığının altını çizmeliyiz. Bu yaşadıklarının “çocuğun hatası” olmadığını, suçlunun “yetişkin” olduğunu belirtmeliyiz.
  • Eğer çocuğumuzun cinsel istismara dair bir şey anlattığını düşünürsek, bunu dikkate alın, çocuğumuzun söylediğine inanmalıyız.
  • Destekleyici olmalıyız. Konuyu değiştirmemeliyiz ve çocuğumuzun söylediği şeyler için yargılamamalıyız.
  • Çocuğumuza bu durumun onun suçu olmadığını mutlaka belirtmeliyiz. “Bu senin suçun değil” diyerek bunu belirtirken çocuğa sevgimizi göstermeliyiz.
  • Çocuk bizimle paylaştıktan sonra “Çok korkmuş olmalısın, yanındayım” gibi cümleler söyleyerek çocuğumuzun hissetmiş olabileceği duyguları yansıtmalıyız. Böylelikle çocuk anlaşılmış olduğunu hissedecektir.
  • Çocuğumuzu yalnız bırakmamaya özen göstermeliyiz
  • Çocuğumuzun daha fazla zarar almaması için güvende olduğundan emin olmalıyız.
  • Çocuğumuz bu durumu destekle atlatabilir. Çocuğumuzun yanında olmalıyız
  • Çocuk korku, suçluluk, rahatlama, umut duygularını hissedebileceği gibi birden fazla zıt duyguyu da aynı anda hissedebilir. Özellikle cinsel istismar aile içinde gerçekleşmişse çocuk olanları paylaştığında hem üzüntü hem rahatlama duygusunu aynı anda yaşayabilir.
  • Çocuğumuzdan bu haberi duyduğumuzda pek çok duyguyu bir arada hissedebiliriz Böyle bir noktada arkadaşlardan destek almak, psikolojik destek almak oldukça önemlidir. Unutmayalım biz iyi olmadığımızda çocuğumuza da yardım edebilmemiz zorlaşır.

 

İstismara uğrayan çocukların ve onların ailelerinin böyle bir durumda hangi kurumlarla iletişime geçmesi gerektiğini belirten Kabasakal, “Çocuk koruma ve önleme çizelgesini çıkarmak gerekirse; sosyal hizmet merkezleri, aile hekimliği, okullarda rehber öğretmenleri, özel eğitim rehabilitasyon merkezi, rehberlik araştırma merkezleri, halk eğitim merkezi, aile danışma merkezleri, sosyal yardımlaşma dayanışma vakıfları, çalışma ve iş kurumu müdürlüğü ve SGK il müdürlükleri ilgili kurumlardır” diye konuştu.

Şu anda ki mevcut uygulamada anne ya da babasından şiddet gördüğü adli tıp raporu ile tespit edilen çocukların Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'na (SHÇEK) yerleştirildiğini kaydeden Kabasakal, çocukların daha sonra mahkeme kararıyla tekrardan ailelerine iade edilebileceğini vurguladı.

 

 

ÇOCUKLARINIZIN FOTOĞRAFLARINI SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞMAK İSTİSMAR MI?

Teknolojinin gelişmesi ve sosyal medya kullanıcılarının giderek yaygınlaşmasıyla birlikte, çocuklarının fotoğraflarını sosyal medya hesaplarından boy boy fotoğraflarını yayınlayan ailelerin istismar yapıp yapmadığı yönünde Kabasakal, “Çocukların fotoğraflarının aileleri tarafından istismar edilmeyecek biçimde sosyal medyada yayımlanması suç teşkil etmez. Ancak aileler sosyal medyada istismar edecek biçimde çocuklarının fotoğraflarını yayımlarlarsa bunun incelenmesi gerekir” diyerek aileleri dikkatli olmaları gerektiğini söyledi.

Sosyal medyada çocukların fotoğraflarını paylaşan ailelerin, çocuklarından izin alması gerektiğine dikkat çeken Kabasakal, “Çocuk koruma Kanunu kapsamında değerlendirdiğimizde çocukların kendi gelişimlerinin sağlanacağı şekilde ebeveynlik yapmak gerekiyor. Çocuk sosyal medyaya konacak fotoğrafın paylaşılıp paylaşılmamasının ne anlama geldiğini düşünebilecek durumdaysa artık onu paylaşıp paylaşmama konusunda çocuğun düşüncesi alınmalı. Çocuk istemiyorsa o fotoğraf paylaşılmamalı. Bu noktada ebeveynler kendi velayet haklarını kötüye kullanırlarsa burada hukukun devreye girmesi gerekiyor. Çocuk koruma kanunun kapsamında çocuğun korunmasına yönelik destekleyici tedbirlerin alınması için yasal mercilere başvurma hakkı da söz konusu olabilir. Çocuğun görüntüsünü paylaştığınızda çocuk tacizcileri o çocuğun varlığından haberdar oluyor. Bu gittiği okul olsun, çocuğun yaşadığı çevre olsun, çocuğun nerede bulunduğu yönünde onlara bilgi veriyor. Bu fotoğraflar çocuğun güvenliği konusunda risk yaratabilir” dedi.

 

ÇOCUĞUNUZUN SOSYAL MEDYASINI DENETLEYİN

Çocuğun sosyal medya hesabının ailesi tarafından denetlenmesi gerektiğini söyleyen Kabasakal, ailelerin çocuklarına sosyal medya paylaşımlarının onları nasıl etkileyeceğini anlatması gerektiğini ifade etti. Kabasakal, “Özellikle internette paylaşılan fotoğraflar sosyal medya kullanıcılarıyla platform arasındaki hukuki ilişkiye dayalıdır. Çocukların paylaştıkları fotoğrafın yıllarca internette kalacağını bilmesi gerekiyor. Aile çocuğun paylaşımlarını, beğenilerini ve arkadaşlarını da denetlemelidir” diye konuştu.

 

“VERİLEN CEZALAR YETERLİ DEĞİL”

Öte yandan çocuk istismarı davalarında verilen cezaların yeterli olmadığının altını çizen Kabasakal, “Sanığa indirim uygulanması ve cezanın alt hadden verilmesini doğru bulmuyoruz. Ayrıca çocuk istismarı davalarında ihtisas mahkemelerinin kurulmasını ve davaların en kısa sürede karara bağlanmasını öneriyoruz. Çocuklar ile istismarcının aynı mahkeme salonunda yer almasının doğru olmadığını düşünüyoruz. Hakimlerin çocukların beyanlarını alırken cübbesini çıkarıp, kürsüden inerek çocuk ile olumlu bir iletişim kurması çocuğun beyanlarının daha rahat ve samimi olmasında ve davanın en kısa sürede çözülmesinde kolaylık sağlıyor” şeklinde konuştu.

Kabasakal, çocuk istismarının nasıl önlenebileceğine dair sorulan soruya ise, “Öncelikle ailelerin çocuklar ile ilgili konularda eğitilmesi ve bunun için çocuk sahibi olmadan önce ve çocuk sahibi olduktan sonra eğitilmesi ve psikologlardan destek alması bir nebzede olsa bu tür davaların azalmasına fayda sağlayacaktır” yanıtını verdi.