"Kazanacak ve geri döneceğiz"

KESK Mersin Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Mustafa Özbay, KESK’li ihraçların OHAL komisyonuna yaptığı başvuruların yüzde 40’ı hakkında karar verildiğini yüzde 60’ının ise ’dosya inceleme’sinin 4 yıldır halen devam ettiğini söyledi. Özbay, "İncelemesi tamamlanan yüzde 40’ın yüzde 13’u Kabul, yüzde 27’si ret şeklindedir. Bu kapsamda alınan her yüz kararın yüzde 68’i ret şeklindedir" dedi.


ESRA YAĞMUR

 

KESK Mersin Şubeler Platformu, 20 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL’in 4. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na tepki gösterdi. Özgür Çocuk Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasında, "KHK’lar gidecek işimize geri döneceğiz biz kazanacağız" pankartı açan KESK bileşenleri, "İşimizi geri istiyoruz", "Zafer direnen emekçinin olacak", "KHK’lar gidecek biz kalacağız" şeklinde sloganlar attı. Açıklamaya Emek ve Demokrasi Platformu, Tabip Odası ve Genel - İş de  destek verdi. Burada basın açıklamasını okuyan Platform Dönem Sözcüsü Mustafa Özbay, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyo'nun iktidarın etkisi altında çalışma yürüttüğünü ileri sürdü.

Özbay, "Komisyonu, üyelerinin atanmasından tutalım çalışma esas ve usullerine kadar iktidarın etkisi altında çalışma yürütmektedir. Etkin olmayan ve denetlenemeyen, kendisini anayasa ve yasalar üstü gören idari bir mekanizmadır. Bağımsız olmadığı tartışma götürmez bir gerçekliktir" dedi.

 

"İHRAÇ EDİLEN ÜYELERİMİZDEN SAVUNMA İSTENMEDİ"

OHAL kapsamında çıkarılan KHK'lar ile yaşamın her alnına müdahale edildiğini söyleyen Özbay, "Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımız üyelerinden olup ihraç edilenlerden şu ana kadar savunması istenen tek bir kişi yoktur. Kişiler başvurusunu yaparken dahi neden ihraç edildiğine ilişkin bilgi sahibi değildir. İhraç edilen kamu emekçilerinin başvurularını hangi usul ve esasa göre kabul ya da ret ettikleri, yaptıkları soruşturmada hangi kıstasların temel alındığı tamamen muğlaktır. Bu muğlaklık bilinçli olarak tasarlanmış ve bir politika olarak benimsenmiş olup iktidarın istediği kararların çıkması amaçlanmıştır" diye konuştu.

KHK ile görevden alınan ancak savcılıklar tarafından ya da mahkemeler tarafından haklarında beraat kararı verilen birçok kamu emekçisinin görevlerine geri dönemlerinde herhangi bir yas engel  olmamasına rağmen başvuruların  red edildiğini anlatan Özbay, "İhraç gerekçesi yargı kararı ile açıkça ortadan kalkmış olmasına rağmen başvuruların ret edilmesi komisyonun uluslararası sözleşmeleri, anayasayı ve yasaları hiçe saydığını ve suç işlediğini göstermektedir" dedi.

 

"KESK’Lİ İHRAÇLARIN DOSYA İNCELEMELERİ GECİKTİRİLİYOR"

Komisyonun son açıklamasını 3 Temmuz 2020'de yaptığını anımsatan Özbay, "OHAL kapsamında yayımlanan KHK’ler ile 125 bin 678’i kamu görevinden çıkarma olmak üzere toplam 131 bin 922 tedbir işlemi gerçekleştirildiğini, Komisyona yapılan başvuru sayısının 126 bin 300 olduğunu açıklamıştır. Açıklamanın devamında 12 bin 200’ü kabul, 96 bini ret olmak üzere yaklaşık 4 yıldır alınan karar sayısının 108 bin 200 ve halen incelemesi devam eden başvuru sayısının ise 18 bin100 olduğu belirtilmiştir. 

3 Temmuz 2020 tarihinde yapılan açıklamaya göre KESK’li ihraçların dosya incelemeleri geciktirilmektedir. OHAL komisyonuna yapılan KESK’li ihraç başvurularının yüzde 40’ı hakkında karar verilmiş yüzde 60’ı hakkında “Dosya İncelemesi” 4 yıldır devam etmektedir. İncelemesi tamamlanan yüzde 40’ın yüzde 13’u Kabul, yüzde 27’si Ret şeklindedir. Bu kapsamda alınan her yüz kararın yüzde 68’i ret şeklindedir" ifadelerini kullandı.

 

"BİRÇOK ARKADAŞIMIZ BU ŞARTLARA DAYANAMADI"

OHAL Komisyonu’nun  KESK’li İhraçlar hakkında neredeyse “kategorik ret” kararı aldığını savunan Özbay, açıklamasında şu ifadelere yer verdi :"Bunun dışındaki iş kollarında KESK’li ihraç dosyalarını da “kategorik” olarak beklettiği görülmektedir. Özellikle barış akademisyenleri gibi mahkemeler tarafından beraat almış, hakkında soruşturma/kovuşturma açılmamış binlerce KESK’linin dosyaları hakkındaki kararların bekletildiği görülmektedir. Oysa Komisyonun kararlarında da sabit olduğu üzere KESK’lilerin ihraçlarının ana nedeni anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan sendikal eylem ve etkinliklere katılmalarıdır.

Kimi arkadaşlarımızın bedenleri bu zor şartlara daha fazla dayanamadı ve ağırlıkta kanser gibi strese bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamlarını yitirdiler. Geçimlerini sağlamak üzere çalıştıkları inşaat vb. işlerde iş cinayeti nedeniyle yaşamlarını yitiren arkadaşlarımız oldu.

Bu zulme artık bir son verilmelidir. Komisyon derhal lağvedilmeli, aldığı ret kararları iptal edilmelidir"