Advert
Ahmet Taşağıl'ı Dinlerken...
Emre KOŞAK

Ahmet Taşağıl'ı Dinlerken...

Bu içerik 388 kez okundu.

En özel ilgi alanlarımızdan biri olan İslam öncesi Türk tarihi doğal olarak kitaplığımızın da en geniş bölümlerinden birini oluşturur. 2017’den itibaren Ahmet Taşağıl’ın da yapıtlarıyla kitaplığımızın bu bölümüne oldukça önemli ve değerli katkıları olmuştur. 1. baskısı 2012’de yayınlandıktan 5 yıl sonra, 2017’de kitaplığıma giren Gök-Türkler, Taşağıl’ın ilk edindiğim yapıtı... Ve Göktürkler konusunda ortaya konmuş en kapsamlı kaynaklardan biri... Sonrasında diğer yapıtlarını da edindim, okudum ve kitaplığımdaki yerlerini aldılar.

Bahaeddin Ögel’in ardından, özellikle 2000’li yıllarda İslam öncesi Türk tarihinin Türk bilim camiasında en önemli uzmanlarından biri olarak görülen Taşağıl, aynı zamanda bu alanda en çok tanınan, en çok ekran önüne çıkan isim olmuştur.

Biz 10 TV Youtube kanalında “Cansu Canan’la Sohbetler” programı içerisinde yer alan “Ahmet Taşağıl ile Türklerin Tarihi Serisi”nin 1. Bölümünde Taşağıl’ın anlattığı önemli noktaları atlamamak gerektiğini düşündüm. 30 Kasım 2019’da yüklenen ve o tarihten itibaren -tüm Youtube paylaşımlarında olduğu gibi kaldırılmadıktan sonra- ağ ortamına giren herkesin seyredebileceği serinin 1. bölümünde konu başlığı “Bilge Kağan”dı...

Taşağıl; “Çinliler Bilge Kağan’ı dost canlısı, başarılı, arkadaşçıl bir hükümdar olarak anlatırlar.” deyince doğal olarak içimden “İşte... Bilge Kağan’la Atatürk arasında bir ortak yön daha...” dedim. Çünkü Atatürk de tüm uluslar alemi ile birlikte düşmanlarının da hatta savaş alanlarında en büyük yenilgileri yaşattığı Yunanlılar’ın da Çinliler’in yani düşmanlarının Bilge Kağan’ı gördükleri gibi görmüşlerdir. Ayrıca oldum olası ben, özellikle Bilge Kağan’ın diktirdiği Orhun Yazıtları ile Atatürk’ün Söylev’i arasında özdeşlik kurarım. Çünkü her ikisinde de yurdun ve ulusun ulu önderi alçakgönüllü bir biçimde hesap verir, bunun yanında ulusun içerisinde yer bulabilen çıkarcı, kötü amaçlı kişilerden ve kesimlerden hesap sorar.

Ahmet Taşağıl, yalnızca yaşadığımız çağ içerisinde değil; tarih boyunca devletlerin ve toplumların yükseliş ve düşüş nedenlerini en sağlıklı ve tutarlı biçimde nasıl ele alabileceğimizin yanıtını olabilecek tüm yalınlığıyla yine Bilge Kağan’dan aktararak bize sunuyor; 

“Bilge Kağan ülkesinin zayıflayıp yıkılışa gitmesi konusunda ilk önce çuvaldızı kendine batırıyor. Yani yöneticileri suçluyor. 2. aşamada milletini suçluyor. 3.’sünde dış güçleri...

Alın Bilge Kağan’ın tespitlerini 3 aşamada;

  • Bir kere yöneticilerin görevini yapması lazım.
  • Milletin de devletine karşı görevini yapması lazım, ihanet etmemesi gerekiyor.
  • 3.’sü de dış güçlere karşı uyanık olmak gerekiyor.”

Yani Bilge Kağan kısaca yöneticilerin görevinin iç ve dış düşmanlardan yakınmak değil; gereğini yapmak olduğunu belirtiyor. Tarih boyunca da biz Türkler kendi kurduğumuz ve bağlı bulunduğumuz devleti kendi devletimiz olarak sahiplenmiş yer yer insanüstü özverilerde de bulunarak devletimize karşı görevlerimizi eksiksiz yerine getirmişiz. Öyle olmasaydı Kurtuluş Savaşı’nda iç düşmanlar bir yana dünyanın en güçlü devletlerine karşı savaşıp onları dize getirebilir miydik?..

Dış güçlere karşı uyanık olmanın 1. koşulu ise bence eğitimdir. Öyle sağlam bir eğitim sistemi olmalı ki; dış güçler devşirip mankurtlaşıtracak yani “iç düşman” durumuna getirecek bir tek bireyi bile bulmakta zorlanmalıdırlar.

***

Gelelim Ahmet Taşağıl’ın değindiği bir diğer konuya...

Bilindiği üzere Türklerin budist olmasını engelleyen Tonyukuk’dur. Taşağıl bu konuya da değinmiştir. Ve ona göre Budizm’e geçmemiş olmamız bizim için varlık nedenidir. “Yoksa biz yok olmuştuk” diyerek bu konuda kesin bir yorumda bulunmuştur.

Oldum olası Türklerin hangi dine geçtiklerinde daha fazla özünden koptukları konusu tartışılagelen bir konudur. Bunu ayrıca irdelemek gerekir.

***

Son olarak Anadolu’da da kullandığımız ve “uçurum” anlamına gelen “yar” sözcüğünün Rusya’da bir yerleşim merkezinin adında yaşadığını da sözkonusu program aracılığıyla Taşağıl sayesinde öğrenmiş oldum. Rusya’nın Sibirya bölgesindeki 3. büyük kenti olan Krasnoyarsk (“Krasnoyar” olarak okunur) da geçen “yar” bizim uçurum olarak bildiğimiz “yar”... Önündeki “kızıl” anlamına gelen “kras” sözcüğüyle birleşince Türkçe’deki karşılığı “Kızılyar” oluyor...

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başkan Tarhan’dan miniklere kar sürprizi
Başkan Tarhan’dan miniklere kar sürprizi
Toroslar Belediyesi'nden, öğrencilere tarihi çizgi roman
Toroslar Belediyesi'nden, öğrencilere tarihi çizgi roman