Advert

istanbul escort

​Gastecinin evrimi, okurun çevrimi
Abidin YAĞMUR

​Gastecinin evrimi, okurun çevrimi

Bu içerik 1748 kez okundu.

 

Gazeteciliğin, gazete yazarlığının son 40 yılda geçirdiği 4 dönem var, ben bunlardan üçüne gazeteci olarak tanıklık ettim:

Birinci dönem, mektup dönemi...

İkinci dönem, faks dönemi...

Üçüncü dönem, e-posta dönemi...

Dördüncü dönem sosyal medya (facebook, twitter) dönemi...

***

Mektup döneminde gazete tirajları, gazete satışları fena değil. Halk iyi kötü gazete okuyor. Birçok kişinin gazete okuma saati var, birçok evde gazete okuma koltukları, sehpaları var. Gazete okurlarından bir kısmı, gazetenin her satırını dikkatle okuyor. Gazeteler, aynı zamanda birer siyasal mücadele aracı olduğu için muhabire, bilhassa gazete yazarına büyük bir saygı var. Gazete okuru, gazete yazarlarının kimi yazılarıyla ilgili görüşlerini mektup yazarak ifade ediyor. Mektuplar genellikle saygılı bir selamlama ile örneğin 'Sayın Abdulrezzak Çokyazar' diye başlıyor. Düzgün bir Türkçe ile örneğin '...Tarihli yazınızı okuduktan sonra bu mektubu yazma cesaretini buldum' gibi cümlelerle konuya giriyor. Temkinli ifadelerle örneğin 'Takdir edersiniz ki meselenin bir de şu yönü var' gibi cümlelerle devam ediyor. Saygılı bir selamlama ile bitiyor.

Bu düzeyli iletişimin bir kaç sebebi var.

Birincisi, o zamanın okuyucusu, gazete yazarını bir fikir insanı olarak görüyor ve saygı duyuyor.

İkincisi, mektup arşive bırakılan bir belge, okur bunu bildiği için ve o zamanın insanı haya ettiği için mektubunu edeple yazıyor.

Üçüncüsü, mektup yazmak zahmet ve özen işi, o dönemde bile kibar insanların bir meşgalesi.

Dördüncüsü, yazarlara nadiren mektup gidiyor. Eğer okur kabalık ya da cahillik etmişse yazar üşenmeden o mektubu köşesine taşıyabilir ve okuru rezil edebilir, okur bundan çekiniyor.

***

Faks döneminde gazete tirajları, gazete satışları fena değil. Halk iyi kötü gazete okuyor. Ama gazetelerin birçoğu artık fikir gazetesi değil. Eğlence malzemesi. Gazeteler renkli. Arka sayfalarda artık spor değil çıplak kadın fotoğraflı magazin/asparagas haberler var. 

Gazeteler evlerden uzaklaşmış. Gazeteler artık birer büro süsü, birer kahvehane masası malzemesi, birer berber sehpası oyalamacı olmuş.

Özel teşebbüs artmış. Herkes hür müteşebbis. Herkes kendine ofis kuruyor. Ofislerde faks yaygınlaşmaya başlamış. Bilhassa renkli basının köşe yazarları faks işini önemsiyor. Onlara göre iletişimde devrim yaşanıyor. 15 yıl önce İstanbul-Mersin hattında telefon görüşmesi yapamayan halkın da ofisinde faks makinesi var.

Halk ofisinde gazetenin birkaç sayfasını okuyor. Birkaç da eğlenceli yazarı okuyor. Onlara faks gönderiyor. Faks makinesinden geçirilecek metinler genelde saygılı selamlama ile başlıyor.

Faks iletilerinde pek bir şey anlatılmıyor. Dönemin doğruları ve sloganları tekrar ediliyor. Saygılı selamlama ile bitiyor. Çok uzun tutulmuyor. Yarım sayfa filan ideal. Çünkü sayfa sayısı artarsa faks üzerinden telefon faturası kabarık gelebilir.

***

e-posta döneminde gazete tirajları, gazete satışları düşme eğiliminde. Birkaç fikir gazetesi kalmış, onlar da 60 binin altına düşmüş. Bulmacalı gazeteler 500 bin sınırını, cemaatçi gazeteler abone sistemiyle 1 milyon sınırını zorluyor. 

Gazeteler eğlenceli, renkli.

Eski kuşak gazete yazarları iç sayfalara kovalanmış, yeni kuşak gazete yazarları renkli sayfalara çekilmiş. Yeni kuşak gazete yazarları daha çok parlasın diye kardeş televizyon ve radyo organlarında genç yazarlara sıkça yer veriliyor. Kardeş yayınevi de varsa bu genç yazarlar birer de roman yazıyor. Gazete yazıları dikkat çeksin diye yeni nesil yazarlar ellerinden geleni yapıyor. Ne kadar değer varsa hepsine birden hücum ediliyor.

Okuyucu o sırada faks makinelerini bir kenara kaldırmış. e-posta üzerinden iletişim kurma dönemini başlatmış. Gazete yönetimleri eski kuşak gazete yazarlarına da birer e-posta açmış ama bunlar e-postayı kullanmayı bilmiyor. Zaten kimse onlara e-posta filan da atmıyor.

Okurlar, e-postayı genelde yeni kuşak yazarlara gönderiyor. e-postalar selamlama filan olmadan başlıyor. Ama hâlâ  mektup ve faks döneminin etkisi sürüyor. Konuya girilirken muhataba filanca tarihli, falanca başlıklı yazınız diye bilgi veriliyor.

Yazının ilerleyen bölümlerinde yazarın geri zekalı olduğu, günün birinde burnunun sürtüleceği, kafasının kırılacağı ifade ediliyor. Ama ifadeler böyle açık tehdit, açık hakaret olarak değil, bir temenni olarak dile getiriliyor.

Çünkü e-postayı atan kişinin IP denen internet adresi üzerinden bulunması ve tehdit iddiasıyla yargılanması riski var.

O dönem çoğu kullanıcı IP filan bilmiyor ama yazar kendisine gelen e-postaları köşesinde ifşa eder, rezil oluruz kaygısı devam ettiğinden, daha dikkatli olmaya çalışıyor.

***

Sosyal medya (facebook, twitter) döneminde gazete tirajları çok yüksek, satışlar dipte.

Yandaş denilen, renkli ve sinirli gazeteler türemiş. Bunlar çok basıyor ama bayilerde satamıyor. Belediyeler toplu alım yapıp bunları ayakta tutuyor.

Fikir gazetelerinin baskı sayıları 10 bine, satışları 2 bine kadar düşmüş. En kabadayısı 30 bin satıyor. Yandaş denilen, renkli ve sinirli gazetelerde en büyük istihdam alanı köşe yazarlığı. Matbaa işçinden, dağıtımcıdan, güvenlikçiden, çaycıdan, muhabirden çok köşe yazarı var. Hasbelkader imam hatipte okumuş herkes köşe yazarı. Bazı gazetelerde bir sayfada 3 köşe yazarı var.

Bu köşe yazılarını pek okuyan yok. Yine en çok okunan fikir gazetelerinin yazarları. Ama bunların çok okunması gazeteye ekonomik getiri sağlamıyor. Çünkü bunların yazıları internetten okunuyor. Çoğu kez biri kopyalayıp facebook duvarına yapıştırıyor, biraz da öyle beleşe dolaşıyor. Yazıları para kazandırmayan, yazıları internette beleşe dolaşan fikir yazarları, okuyucundan en çok ileti alan gazetecilerin başında geliyor.

İletiler hem beleş, hem daha hızlı, hem herkes görüyor diye facebook'un ya da twitter'ın yorum bölümünden yapılıyor.

Selamlama, hangi konu hakkında yazdığını belirtme, hatta neye kızdığını ifade etme filan hak getire. Türkçe zaten yok. Gazete yazarına gönderilen sosyal medya yorumları şöyle oluyor mesela:

'Hadi lan oradan a...na kodumun salağı. Bi kere senin dedelerin onu yaparken benim dedelerimin, ecdadımın yaptıklarını karalamak, sen kim köpeksin ki benim dedelerimin, bu vatan bizim, ya sev, ya terket. Sana o kalemi verenin beyni s.k edeyim kodumun manyak sebatayis ingiliz dönek budist ateistleri. İdam isteriz lan idam, idam, idam. Rabia. Bozkurt..."

Bu ve buna benzer cüretkâr, kaba sosyal medya mesajlarının birkaç sebebi olabilir:

Birincisi, bu zamanın okuyucusu, gazete yazarını bir fikir insanı olarak görmüyor, saygı duymuyor. Bu zamanın okuyucusu olaylar ve olgular arasında bağ kurabilecek bir düşünsel altyapıya sahip olmadığı için kendini sloganlarla ifade ediyor, dünyayı sloganlarla yorumluyor ve gazete yazarını da kendisi gibi slogancı sanıyor.

İkincisi,  sosyal medyaya bırakılan yorumlar, eski mektuplar gibi arşive bırakılan bir belge değil. Dilerse siler.  Dilerse fotoğrafını çeker 'Kapak gibi cevap verdim' diye sosyal medyada paylaşır. Okur bunu bildiği için ve bu zamanın insanı haya etmediği için yorumunu edepsizce yazıyor.

Üçüncüsü, sosyal medyada yorum yazmak zahmet ve özen işi değil,  pisuarın önünde, bir elinde yeni telefon, bir elinde eski telefon varken bile yorum yazabilirsin.

Dördüncüsü, yazarlara her gün yüzlerce sosyal medya yorumu gidiyor. Eğer okur kabalık ya da cahillik etmişse yazar buna yanıt verecek zamanı, enerjiyi bulamıyor. Çünkü yorumların çoğunda küfür, hakaret, cehalet var. Yazar hangisini düzeltsin?

Beşincisi, bugünün okuru kendisi çevrimiçi olursa, birileri paylaşırsa fikir yazarının yazdıklarından haberdar oluyor, kendisi çevrimdışı olursa fikir yazarının da çevrimdışı olduğunu sanıyor.

***

Gazetelerin fikir yazarları açısından bu dördüncü dönem, son dönem mi olacak? Medya kendine yeni bir yol çizerken biz gazeteciler, gazete yazarları ne yapacağız? Sosyal medyanın dışında bir başka medya ortamı yaratmaya mı çalışacağız.

Yoksa sosyal medyanın içinde bir başka medya ortamı yaratmaya mı çalışacağız?

***

Esat Durak, deneyimli bir gazeteci. Spor tadında siyaset, siyaset tadında spor yazabilen bir gazeteci. Kalem sahibi.

Son günlerde facebook üzerinden canlı yayın yapıyor, düşüncelerini ifade ediyor.

Yeni medyanın ilk sinyallerini mi veriyor?

İzleyin derim...

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Satrancın büyük ustası Karpov, Mersin’e geliyor
Satrancın büyük ustası Karpov, Mersin’e geliyor
TÜİOSB Başkanı Balta:
TÜİOSB Başkanı Balta: "Bölgesel enerjinin kaynağı kadınlar olacak”