Advert
Abidin Yağmur Dar Kafalı mı?
Emre KOŞAK

Abidin Yağmur Dar Kafalı mı?

Bu içerik 1190 kez okundu.

Abidin Yağmur’u ulusal basında çıkan haberlerinden ve yerel basında yayınlanan köşe yazılarından tanırım.Yüz yüze tanışmamız ise yine Mersin’de, İstiklal Caddesi’nde bir akşam üzeri yürürken sosyal medya hesabımdaki “arkadaş listesi”nde olduğu için resmini gördüğüm; ama daha önce hiç görüşmediğim Abidin Bey’e selam verip sohbete başlamamla oldu... Ayrıca bu tanışmanın dışında da zaten İstiklal Caddesi yaşamımın belli başlı dönüm noktası mekanlarından biridir. Benim için çok önemli yeri, çok derin anlamları vardır.

“Ben Dar Kafalı mıyım Neyim?”, tanışmamız sonrasında da yer yer karşılaşıp ayak üstü sohbet ettiğim, deyim yerindeyse muhabbeti ilerlettiğim Abidin Bey’in imzalı olarak kendisinden kitap fuarında aldığım ve benim ilk okuduğumkitabının adı...

Abidin Yağmur kendince yorumladığı biçimiyle dünyaya ve Türkiye’ye “sol”dan bakan bir arkadaşım. Kitabının 12. sayfasında aynen şöyle diyor;

“Ben de sağdaki yoldan gitseydim; ya bir imam lisesine, ya bir cemaat yurduna, ya bir ocağa kapağı atsaydım şimdi bir devlet dairesinde müdür, bir özel şirkette iyi maaşlı eleman olur muydum?”

Ancak Abidin Yağmur’un bu sözlerine katılmammümkün değil.

21. yüzyıl Türkiyesinde “tarihçi” dendiğinde ilk akla gelen 1-2 addan biri olan İlber Ortaylı, katıldığı bir televizyon programında Nihal Atsız’dan söz ederken şu söylemlerde bulunur;

“Nihâl Atsız para pul peşinde değildir. Dik kalmıştır. Bu ülke için ‘hep solcular harcandı’ dendi. Bu ülke sağcıları da harcamıştır. Nihâl Atsız buna en güzel örnektir.”

Ben de İlber Ortaylı gibi düşünüyorum. Bana göre ‘Bu ülke için hep solcular harcandı’ algısının oluşmasının nedeni de “solcular”ın dışında kalan kesimlerin çok uzun yıllarca çektikleri acıları roman gibi, sinema gibi, tiyatro gibi nitelikli sanat yapıtlarında işlememiş olmaları ve sanatın toplumsal algıyı biçimlendirmede, toplumu dönüştürmede ne kadar önemli olduğunu kavramamış olmalarıdır.(Özellikle “sağcılar” demedim; çünkü bu ülkede hiç bedel ödememiş sağcılar da var ve Atsız gibi, Atsız’ın ardılları gibi “sağcı” sıfatını taşıyıp bedel ödeyenlerle bedel ödemeyenleri aynı kavram içerisinde değerlendirmek istemiyorum)

***

Yeniden kitaba dönelim...

“Ben Dar Kafalı mıyım Neyim?”i okurken, özellikle 22. sayfadan başlayarak altı çizilesi tümcelerle karşılaşıyorsunuz. İşte bunlardan biri;

“Günler mi uzundu, biz mi tembeldik, bir işsizlik, bir boşluk yanılsaması mıydı yaşadığımız; zaman ne kadar da yavaş akardı 20. yüzyılın sonunda.

Her yere yetişilirdi, geç kalınmazdı hiçbir yere.

Cep telefonu yok, internet yok; ama söz verilen saatte buluşulurdu pastanelerde, parklarda...”

 

Bu söylemleri okurken ister istemez bu kitabı “genç” denebilecek yaşta yazdığını düşündüğüm Abidin Bey’i, hayatın erken yaşlandırdığını da düşündüm.

***

“Karınca Kararınca” başlıklı öykü ise bence değme Rus toplumcu-gerçekçi öykücülerin ve onlardan pek geri kalmayan bizim ’50 kuşağı toplumcu-gerçekçilerimizin öykülerinden aşağıda kalmayan nitelikte ve lezzette bir öykü bana göre... O öyküde bir tümcenin başında geçen “saçları uyku dağınığı bir kız çocuğu” betimlemesini ustaca bir betimleme örneği olarak gördüm. Kendi kendime “Abidin Bey’in kendi ürettiği bir betimleme mi yoksa bu güzel betimlemeyi daha önce başka bir yazardan gördü de mi öyküsüne aldı?” diye de sormadan edemedim. Yine aynı öyküde bir serçeden söz ederken serçe üzerinden örtülü bir ileti veriyor ve serçenin “hangi kasaba siyasetçisinin, hangi şehrin başına geçtiğinden” haberi olmadığını yazıyor.

2000’li yıllara girmemizle birlikte Türkiye’nin birçok değerli aydını sık sık Türkiye’nin temel sorunlarından birinin “kasaba kültürü (ya da kültürsüzlüğü)” olduğunu ortaya koymaktalar. Bu temel sorun, mimariden adalet algısına kadar yaşamın her alanında da kendini sürekli yineleyen örnekleriyle ortaya koymaktadır. Abidin Bey de öyküsünde bu kavrama siyaset üzerinden gönderme yapmış, serçeyi de burada aracı kullanmış. Burada “kasabalılık” olgusu ve “kasaba kültürü” kavramını kısaca açıklamak adına Abidin Bey’in kitabını okumaya başlamadan kısa bir süre önce TRT 2’de Doğan Hızlan’ın hazırlayıp sunduğu “Karalama Defteri” programına konuk olan ünlü mimar ve yazar Sinan Genim’in şu önemli sözlerini paylaşma gereği duyuyorum;

“Köyde gözükmeyen bir denetim mekanizması vardır. İnsanlar her istediklerini diledikleri şekilde yapamazlar. Ama bu kasaba kültürü içinde herşeyi dilediği şekilde yapabiliyor. Ve bu bir özgürlük değil! Yani demokrasi kavramının ülkemizde bu şekilde anlaşılması gerçekten üzücü... ‘Herkes her istediğini yapar’ Hayır! Ancak benim sınırlarıma kadar yapabilir. Şehirlerde de bu sınırlar çok dardır. Yani hepimiz birbirimize değiyoruz.(...)Yanlış bir birim kasaba... Ne köyün o kendine geleneksel büyüklerinin yarattığı bir gözükmeyen ama var olan bir otorite var... Şehirde de bir kamu otoritesi var, polisi var, şusu var, busu var... Bu arada derede...”

Bu sözler, düşünüp kafa yoranlar için çok şeyler söylüyor...

Başlıktaki soruya dönecek olursak... “Abidin Yağmur Dar Kafalı mı?” Madem bu soruyu kendi kendine sormuş ve kitabına da ad olarak uygun görmüş. O zaman bizde kendimizce bu soruya yanıt verelim...

Hayır. Ben okuduğum bu kitapta dar kafalılık görmedim. Yani Abidin Bey, dar kafalı değil. Ama yer yer dar bakışları da yok değil. O dar bakışlarından birini yazının başında da belirttim zaten... Dar bakışlar da zaman geçtikçe, yeni yeni kişiler tanıdıkça, farklı görüşlerin kaleminden çıkmış yeni yeni kitaplar okudukça genişler... Ben okuduğum bu kitapta, toplumsal sorunları içtenlikle dert edinen bir kafa gördüm. Güçlü bir kalem ve yaptığı işe tutkuyla bağlı bir insan gördüm!

Hani yazısını beğenmeyen ve “bu ne ya bunu babam da yazar!” diyen lumpene “senin baban bu kadar yazıyı bedavaya yazamaz” diyor ya... İşte konunun özü bu... Yaptığın işe ve yaşamaparayla bağlanmak başka  tutkuyla bağlanmak bambaşka...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
CHP'nin kanun teklifine barolardan destek
CHP'nin kanun teklifine barolardan destek
Tarsus İdman Yurdu yönetimi destek istedi
Tarsus İdman Yurdu yönetimi destek istedi