Advert

istanbul escort

Toplumsal İntihar Bulaşı ve Pekiştirme
Psikolog Edip Eral GELBUL

Toplumsal İntihar Bulaşı ve Pekiştirme

Bu içerik 1214 kez okundu.

Son dönemlerde ülkemizin farklı şehirlerinde gördüğümüz benzer intiharlar yaşandı. İstanbul’da “siyanür” içerek kendilerini öldüren 4 kardeş ile başladı her şey. Hemen ardından Antalya’da yine 2’si çocuk olmak üzere 4 kişilik bir aile daha siyanür içerek intihar etti. Daha sonra yine İstanbul ve Kocaeli’nde benzer intiharlar görüldü. Neydi bunun sebebi acaba ?  Cevap topluma göre basitti intihar eden 4 kardeş ve Antalya’da yaşayan aile intihar mektubu bırakarak bunu işsizlik ve geçimsizlikten yaptıklarını yazmışlardı. Olay bu mektuptan sonra medyanın sayesinde toplumda büyük bir gündem yarattı. İlk önce şunu konuşalım bir anda nasıl bu kadar gündem oldu, sosyal medya da dahi yazılıp çizilen herkes tarafından üzerine yorum yapılan bir olaya nasıl döndü bu iş…

Tüik verilerine göre 2018 yılında Türkiye’de intihar eden kişi sayısı 3161. Medyanın ve toplumun 2018 yılında intiharı bu kadar fazla konuşmadığını biliyoruz. Bazen gazetelerde 3.sayfa haberi bile olamayan intiharlar bir anda televizyonu, haberleri meşgul etmeye başladı. Çünkü bu ölümler ülkenin başka bir tartışma içinde olduğu ve medyanın yakından ilgilendiği bazı konular ile bütünleşmişti. Ekonomik kriz ve işsizliğin intiharla birleştiği bir toplu ölümler. Medyatikleşmemesi ve günlerce haberlerden düşmemesi için hiçbir sebep yok. Durum siyasete kadar girdi ve bu ölümler mecliste dahi konuşuldu. Dönelim asıl konumuza. Bu üst üste ve benzer intiharlar “Werther Etkisi” olarak bilinmektedir. Belli dönemlerde belli bölgelerde görülen aynı ritüeller yapılarak gerçekleşen intiharlara verilen addır. Bu etkinin adını nerden aldığı çok önemli bir detaydır aslında. Bize bu ölümler ile ilgili bir ipucu veriyor. Bu etki adını Goethe’nin yazdığı Werther’in Acıları isimli kitabından almaktadır. Bu kitaptan sonra kısa süre içinde kitabı okuyan bazı gençler benzer şekilde intihar etmişlerdir. İntihar edenlerin öyküsü ise benzerlik göstermekte ve hepsi romantik ilişki ve buna bağlı çaresizlik öykülerinden yakınmışlardı. Türkiye’de görülen durum ile hemen hemen aynı diyebiliriz. Yoksulluktan intihar eden 4 kardeş; bunun medyada, siyasette ve toplumda konuşulan güncel bir konu haline gelmesi ve 1 hafta geçmeden görülen benzer bir intihar daha. Bunu sadece yoksulluk ve maddi geçimsizlik ile açıklamak yersizdir. Tek yönlü bakmak bizi bir yere götürmediği gibi daha fazla intiharların gelmesine sebep olabilir. Geçimsizlik, maddi ihtiyaçların doyurulamaması önemli durumlardır ama intiharı açıklamaya asla yetmez. İntihar davranışı içerisinde kişilik patolojileri, psikolojik rahatsızlıkları da barındıran bir durumdur. Tabi şu an kriz ve işsizlik dışında başka bir sebebin olduğu gerçeği medyanın ve toplumun hoşuna gitmediği için işin henüz bu kısmına odaklanabilmiş değiliz. Ama problem odaklanamadığımız kısmın intihar davranışının en önemli parçası olmasıdır. İntihar belli psikolojik alt yapısı olanlar ve yaşadığı probleme dair çaresiz hisseden insanlar için bulaşıcı bir davranıştır. İlk intihar eden 4 kardeşten çok 1 hafta sonra benzer intiharı gerçekleştiren aile burada ki odak noktamız olmalıdır. İlk olarak 4 kardeş intihar ettikten sonra toplum ve medya olarak aynı sorunlarla baş etmeye çalışan aileye intihar fikrini pekiştirdik. Neler mi dedik ?

“Ama yoksullarmış”, “Geçinemiyorlarmış ne yapsınlar”,  “Devlet bakamazsa intihar ederler tabi”. Bu gibi söylemlere çok fazla rastladık geçtiğimiz 2 hafta boyunca. Maalesef bu söylemler de intihar davranışını pekiştirdi. Olayı şöyle bir örnekle özetlemek isterim; arkadaşı ile kavga eden küçük bir çocuğu düşünelim. Aile burada ilk olarak kavganın kötülüğünden, sorunların böyle çözülemeyeceğinden bahsetmek yerine diğer çocuğun ne yaptığını sorgularsa çocuğun kavga davranışını fark etmeden bile olsa onaylar ve pekiştirmiş olur. Çünkü çocuğun düşüneceği ve anlayacağı şey şu olacaktır; beni değil karşı tarafı sorguluyorlar. Bu da günümüzde çok gördüğümüz bir örnek aslında. “ Kim bilir ne yaptı da çocuğuma vurdu” gibi söylemlerden bahsediyorum. Bu pekiştirme örneği ile toplum olarak pekiştirdiğimiz intihar davranışı hemen hemen aynı durumlardır. Alt tarafta yanan bir odun var ama biz hala işin dumanı ile uğraşıyoruz. Bu intiharlar ile ilgili çok önemli bir başka detayın da farkına varmamız gerekiyor. Bir aile “siyanür” içerek intihar etmeye karar veriyor ama 5 ve 9 yaşındaki çocuklarını da bu siyanürü içiriyor. İntihar davranışı olarak adlandırdığımız bu durum da bir cinayette söz konusudur. Yine bununla alakalı sosyal medyada denk geldiğim bir başka söylemde şu idi “ Çocuklarını bu ülkeye emanet edememiş çaresiz bir baba”… Bu söylem bile aslında bir araştırma yapmadan intiharın ülkemizde nasıl bulaşıcı bir duruma geldiğini açıklamaya yeter. Umarım toplum ve medya olarak yaptığımız kötülüğün farkına varır daha araştırmacı ve sağlıklı davranmaya başlarız.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yanarak hurdaya dönen araçtan sağ çıktı
Yanarak hurdaya dönen araçtan sağ çıktı
Seçer: Sendikalar ve Odalar demokrasinin en temel unsuru
Seçer: Sendikalar ve Odalar demokrasinin en temel unsuru