Mutluluğun resmi
Abidin YAĞMUR

Mutluluğun resmi

Bu içerik 310 kez okundu.

30 Ekim tarihli yorumlamacı yazımın özeti neydi?

Yakın zamana kadar yerel radyolarda yerel gazete okunmazdı.

Şimdilerde bazı radyolarda ve sosyal medya programlarında yerel gazeteleri okuyup yorumlananlar var.

Ama kadınlar değil de erkekler daha çok konuşuyor! Kadınlar da söz söylese güzel olmaz mı?

Yazının özeti buydu.

Değerli arkadaşım Aysun bu yazı üzerine bir mektup gönderdi. Hele bakalım ne dedi:

 

"Sevgili Abidin,

 

30 Ekim 2019 tarihli ‘Yorumlamacı’ başlıklı köşe yazında Kültürhane’nin sosyal medya kanallarından yaptığımız Viva Mersin yayınımızı köşene konuk etmişsin, kalemine sağlık demek istiyorum ancak bu kadar kısa bir cümle ne senin yazdıklarının karşılığı olur ne de benim anlatmak istediklerime yeter… Bu nedenle ufak bir müsadeyle ve cevap hakkım olduğuna inanarak, bir kaç satır yazıyorum.

 

Senin de yazıda belirttiğin gibi her pazartesi Viva Mersin programını Kültürhane’nin facebook sayfasından canlı yayınlıyoruz; çok büyük laflar etmeden, Mersin’i sadece haberlerden okuduğumuz kadarıyla değil, yaşadığımız, sevdiğimiz, korumaya, anlamaya çalıştığımız bir kent olarak; içinde yaşamanın, yaşarken onu anlamanın ve anlatmanın bir yolunu bulmaya çalışarak konuşuyoruz.

 

2 yıldır her hafta program yapamasak da binbir güçlükle hayatta kalan yerel gazetelerden kentimizi satır satır okuduk… İnternetten, ekrandan değil, özellikle söylemek istiyorum ki satır satır gazetelerden… Belki yazanların kendisinin dönüp okumadığı haberleri önemsedik, konuştuk; Kültürhane’ye gelip gidenlerin muhakkak temas edebileceği yerlere de bu haberleri kesip yerleştirdik, her hafta yenilediğimiz bir duvar gazetesi yaptık. Senin ekranda gördüğünden daha önemli olan mesai buydu aslında… Kentimizde yaşanan olumlu ve olumsuz, yaşama dair ne varsa, satır aralarından çıkarıp paylaşmak…

 

Kentimizde hakikaten olup bitenleri, yerel basının yaşadığı sorunları, gazetecilerin kendi meslek örgütlerine sahip çıkmadıkça yaşayacağı durumları benden çok daha iyi bildiğini ve bunun sonuçlarını da can alıcı şekilde hissettiğini tahmin ediyorum. Hatta gelinen noktada sadece gazetecilik yaparak yaşamanın pek mümkün olmadığını; alnının akı, kaleminin gücü ile ayakta durabilen çok az gazetecinin kaldığını bu vesileyle bir kere daha hatırlamış olalım. Kente, manşetlere, haberlere, yerel gazeteciliğe sahip çıkmanın, olumlu anlamda birbirimizi beslemenin, birbirimiz ile temas  ve dayanışma halinde olmanın bugün eskisinden çok daha önemli olduğuna inanıyorum. Keşke yerel basın, kendi etki gücüyle ulusal ve uluslararası gündemde ne kadar belirleyici olabileceğini fark edebilse… Keşke yerel basın okumanın, kenti konuşmanın, konuşurken asık suratlı değil kocaman gülümsemelerle muhabbet edebilmenin mutluluğunu, umudunu onunla ilgilenen herkes yaşayabilse… Hem de sadece bir programda değil. Sokakta, bakkalda, sinemada, apartmandaki komşulukta, otobüste, bilet kuyruğunda, şehir hastanesinin önünde, stada gidip de yerinde yeller estiğini gördüğünde… Keşke Viva Mersin vesile olsa da hemşerilerimiz, meslektaşlarımız gelip haberleri ve Mersin'i programda bizimle konuşsa, öğrendiklerini çoğaltsa bunun sonuçlarıyla kentimizde daha çok söz sahibi olabilse… Keşke kenti okumanın, dinlemenin ve gülmenin verdiği umudun bir aşısı keşfedilse de yayılsa...Fakat geldiğimiz noktada yerel gündemi çoğu zaman ajans haberlerinden, belediyelerin basın birimlerinin reklam kokan bültenlerinden, hiç de objektif olmayan taraflı içeriklerden öğreniyoruz.

 

Yazında değerlendirdiğin kadın gazetecilerden biri olarak, emek verilen bu programları değerlendirmenin iyi bir fikir olduğunu, bir günü kurtaracak yazı malzemesi çıkardığını, ufak da olsa geliştirmeye yardımcı olma niyeti taşıdığını düşünüyor, ancak yazının sonunda konuyu programı sunanların cinsiyetine bağlayarak bir kısır döngüye girdiğini söylemek istiyorum. Değerlendirme yapmakta özgürsün elbette... Bu kadar kıymet verdiğini söylediğin programların içeriği ile ilgili derdin, bir gazeteci olarak köşe yazısından öteye geçmeliydi. Mesela bu programlarla ilgili renkli haberler, röportajlar yapmak çok daha iyi bir etki bırakabilirdi. Bu kadar çabayı bir erkek yorumcu ve esprilere karşılık veremeyen, susan bir kadın gazeteci betimlemesinin ötesine taşımak, bu emeğe bir başka gazetecinin kalemiyle verebileceği en büyük katkıdır. Geçmişten gelen tanışıklığımızdan da bildiğin gibi ben bir gazeteciyim, kültür sanat editörüyüm. Yorumcu değil, haber aktarıcıyım. Programdaki dert ortağım ise kendisini eski hayatında (KHK ile ihraç edilmeden önce) bir akademisyen, siyaset bilimci; şimdiki hayatında ise acemi bir esnaf olarak tanımlayan (kendisi de pek çok yerde böyle söylediği için bahsediyorum), ama hala kentle ilgili derdi olan bir hemşerim Ulaş Bayraktar… Bir siyaset bilimci ile her hafta program yapmanın zenginliğinin başka meslektaşlarıma da kısmet olmasını dilerim.

 

Yerel basını yaşatmanın onu okutmakla, izletmekle mümkün olacağı bir gerçek…Hep beraber bunun yollarına bakmakta fayda var. Yerel basını nasıl yaşatacağımız önemli bir dert ama asıl meziyet, onu okuyanların sahip çıkarak nasıl yaşatacağını bulmakta… Daha derin, daha etkili haberciliğe, ince eleyip sık dokuyan, yeni yollar bulabilen keskin zekaya, sağlam kaleme, basit eleştiriden çok derinliğe ve dayanışmaya ihtiyacımız olduğu kesin…

 

Yazında, kentimizdeki farklı basın organlarında yapılan haber yorum programlarına yer vererek hem bu işe emeği geçen meslektaşlarımızı tanımama hem de bu çalışmalara ufak bir kronoloji ile ulaşmama vesile oldun, bunun için ayrıca teşekkürler…

 

Bizim memlekette gülmenin nasıl bir eyleme denk düştüğünü söylememe gerek yok sanırım. Aslında yaşadığımız koşullarda espri yapmak, gülmek ve tüm bunların yanı sıra kenti konuşabilmek çok hafife alınacak bir üslup da değil…

 

Sağlıcakla kal,

Dostlukla

Aysun"

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Satrancın büyük ustası Karpov, Mersin’e geliyor
Satrancın büyük ustası Karpov, Mersin’e geliyor
TÜİOSB Başkanı Balta:
TÜİOSB Başkanı Balta: "Bölgesel enerjinin kaynağı kadınlar olacak”