Kağıt gemiler limanı
Niyazi Ergün PARLAT

Kağıt gemiler limanı

Bu içerik 278 kez okundu.

Çağımızda kavramlar gerçek anlamını taşımıyor ve içleri boşaltılmış durumda. Vazgeçişler insana az ya da çok bir pişmanlık duygusu yaşatsa da, tüm pişmanlıkların sonunda bir geriye dönüş yaşanmayabiliyor.
Liseyi yarıda bırakan yönetmen Quentin Tarantino, çeşitli işlerde çalıştıktan sonra, sinemaya, bir video dükkanında çalışırken ilgi duyar. Videocuda izleme olanağı bulduğu binlerce film, ona geniş bir sinema bilgisi sağlar. “Bir kişi olman, bir kişiliğin olduğu anlamına gelmez,” demiş Tarantino.
Jim Carrey, babasının ölümünün ardından, yoksulluk nedeniyle para kazanması gerektiğinden, 17 yaşındayken lisedeki öğrenimini yarım bırakmak zorunda kalır. “Dilerim herkes bir gün zengin ve ünlü olur ve düşünü kurduğu her şeye kavuşur; böylece aranılan gerçek yanıtın bu olmadığını anlar,” sözünü o söylemiştir.
Duran Duran’ın klavyecisi Nick Rhodes de 16 yaşındayken lise öğrenimini bırakır.
Lemi Atlı, Arman Ratip, İbrahim Tatlıses, Beatles üyeleri, Vangelis, Kitaro ve Yanni nota bilmezler.
Jorge Louis Borges; “Başkaları yazdıkları sayfalarla övünebilirler; ben okuduklarımla gurur duyuyorum,” diyor.

***
Bankamatikten para çekeceğim. Sırada bir kişi var. Ceplerini karıştırıyor. Çıkardığı paraları, küçük not kağıtlarını sol elinde toplayıp gruplandırıyor. Bir yandan notlarını gözden geçiriyor, bir yandan da paraları sayıyor. Bir de baktım; sağ ayakkabısının altında yüz liralık bir kağıt para duruyor. Ona; “Hemşehrim, para düşürmüşsün,” diyerek, yerdeki parayı parmağımla  gösteriyorum. Yere bakıyor, parayı görüyor. Eğilip yerden alarak diğer paraların yanına yerleştirirken: “Bir adam benim gibi salak olursa,” diyor. 

***
Herkesin anlatacak bir öyküsü var. 
İskele’ye gittim. Orta büyüklükte bir yük gemisi oraya yanaşmış. On kadar tayfa, kamyonların getirdiği tomrukları geminin vinciyle alıp, geminin ambarına indiriyorlar. Sonra aynı vinç geri dönüp yeniden kamyonun üzerinden aldığı sırıkları yeniden yeniden ambara taşıyor. Tayfalar, ambara taşımayı başardıkları her sırık demetinin ardından; “Oley! Oley!”  diye hep bir ağızdan bağrışarak sevinç çığlıkları atıyorlar. “Çak!” diyerek, avuç içlerini havada şaklatıp birbirlerini kutluyorlar.
Birkaç gün sonra yine İskele’ye gezmeye gittim. Ancak bu kez ortada gemi de yoktu, gemiciler de. Gitmişlerdi. İskelenin ucuna dek yürüdüm. Orada, gemicilerin gitmeden önce yağlı boya kullanarak dev harflerle yazdıkları şu şiiri okudum:

 “Gözler bulut misali duman duman,
  Yaşlar yanaklardan aktığı an,
  Gidiyorum; kalk, uyan, yetiş,
  Halat iskeleden ayrıldığı an.”
İskelenin doğu tarafındaki küçük bir balıkçı teknesinin üzerinde zayıf, yaşlıca bir balıkçı, balığa çıkmak için ağını onarıyor, av takımlarını hazırlıyordu. Teknenin kasetçalarında o bilindik şarkıcı; “Yıldızlar Da Kayar” isimli şarkısını söylüyordu.
***
Kağıt gemiler, limandan çıkıp uzaklaşmak istiyorlar. Ama bir de bakıyorlar ki; ne kendilerini uğurlamaya gelen bir kişi, ne de terk edebilecekleri bir kimseleri var. Hemen yavaşlıyor ve limanlarına geri dönüyorlar.
Aslına bakarsanız, “Hoşça kal,” demek belki, pek de karşılığı olan bir şey değilmiş. Ama yine de her şeye karşın, “Aganta Burina Burinata!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Pele’nin gözyaşları 1’inci oldu
Pele’nin gözyaşları 1’inci oldu
Tarsus'ta şahmeran etkinliği sona erdi
Tarsus'ta şahmeran etkinliği sona erdi