Advert
Spinoza problemi!
Abidin YAĞMUR

Spinoza problemi!

Bu içerik 705 kez okundu.

Emine Bulut öldürülürken biri cep  telefonu kamerasıyla görüntüledi.

O görüntü milyonlarca kişi tarafından sosyal medya üzerinden izlendi.

O milyonlarca kişi sosyal medyadan tepkisini  gösterdi.

Sosyal medya çalkalandı.

Sosyal medya sallandı.

Sosyal medyada cinayeti kınamayan kalmadı.

***

Sosyal medya böyle çalkanıp sarsılınca...

Kızanlar oldu.

"Tepkilerimizi niye sosyal medyadan veriyoruz" diyenler oldu.

"Sosyal medyada değil sokaklarda atar yapalım" diyenler oldu.

"Rahat rahat oturduğunuz yerden bu cinayetleri kınamak olmaz" diyenler oldu.

"Klavye kahramanları sosyal medyadan kınıyor" diyenler oldu.

"Sosyal medyayla bu iş olmaz lan mallar.  Çıkınsana lan sokağa" diye harbi   harbi kızanlar oldu.

Demem o ki,  herkes cinayeti sosyal medyadan kınadı ama kimse sosyal medyadaki kınama hareketini beğenmedi.

Herkes burun kıvırdı.

Kimse ciddiye almadı.

***

Şu halde sosyal medyada yazılanlar, çizilenler, söylenenler; sözle, resimle, fotoğrafla, şiirle, grafikle ifade edilenler yok hükmünde mi?

Sosyal medyada yazılanlar, çizilenler, söylenenler insan düşüncesinin ifade edilmesi değil mi? İnsan ne yaparsa düşüncesini ifade etmiş olur, ne yaparsa düşüncesini ifade etmiş olmaz?

Bir olaya karşı tepkisini sokağa çıkıp yürüyüş düzenleyerek, slogan atarak ifade eden insan düşünüyordur da, bir olaya karşı tepkisini sokağa çıkmadan ifade eden insan düşünmüyor mudur?

Neyse...

***

Ülkemizde sosyal medya konusu ilginç bir hal almaya başladı.

Konu toplumsal olaylar olursa, sosyal medyadan sözle, resimle, fotoğrafla, şiirle, grafikle ifade edilenleri ciddiye almıyoruz.

Hatta yok sayıyoruz.

Düşüncesini ifade eden insana "Sokağa çık lan sokağa. Sosyal medyadan yazmakla olmaz bu işler" diyoruz...

Ama diğer yandan ortalık güya sosyal medya uzmanından geçilmiyor; siyasi partisinden sendikasına, belediyesinden peynircisine, turizmcisinden inekçisine kadar herkes sosyal medya uzmanı tutuyor, herkes kendini sosyal medyadan anlatmaya çalışıyor.

Şu halde...

İnsanların, toplumsal ve siyasal olaylar karşısında tepkilerini sosyal medyadan haykırması yok hükmündeyse,insan düşüncesini sosyal medyadan yazarsa düşünmüş sayılmıyorsa...

Yaptığını, ettiğini, ürettiğini sosyal medyadan anlatan şirket, kurum, belediye, peynirci, inekçi de yapış,  etmiş, üretmiş sayılmaz.

Şu halde hiçbirimiz yok muyuz?

***

"Buraya kadar anlattıklarınla başlığın ne alakası var, Spinoza'yı bu işe niye karıştırıyorsun" diyeceksen, acele etme, deme, dur, dinle.

Emine Bulut cinayetinin ardından, kadın cinayetlerinde erkeği destekleyenler, pohpohlayanlar, meşruiyet kazandıranlar, 'aslan gibi  yatar çıkarsın' diyenler arasında annelerin, kız kardeşlerin,  hatta eşlerin de olduğunu söyledim.

Ortaya bir iddia koydum.

Bilimsel bir iddia koydum.

Niye bilimsel?

Çünkü  tersi ispatlanabilir, çürütülebilir bir iddia dile getirdim. 'Kadınların içinde şeytan vardır.  Erkeklerin içinde de kırmızı şeytan vardır' gibi bir dogma ileri  sürmedim.

'Kadınların içinde şeytan vardır.  Erkeklerin içinde de kırmızı şeytan vardır' dersem bunun tersini ispat edebilir misin?

Mümkün değil.

Kesersin, biçersin, a dersin,  u dersin ama ben bildiğimden şaşmam: "Şeytan var şeytan" derim, hiçbir delil de benim bu 'inancımı' çürütemez.

Ama 'kadın cinayetleri ilk meşruiyetini aile içinde buluyor, aileler kadınlı erkekli halde katil erkeği destekliyor' diye bir iddianın tersini ispatlarsın.

Avrupa Birliği fonlarından o kadar para alıyorsun.

Yaparsın bir araştırma, eşini,  kızını ya da sevgilisini öldürmüş bin katil bulursun; bunların analarını,  babalarını, bacılarını dinlersin...

Bakarsın onlar evin erkeğinin kadın öldürmesine ne diyor.

Sonra çıkar dersin ki, "Biz araştırdık. Senin söylediğin gibi değil Abidin. Atıp tutma."

Ben de "hayhay" derim, "insanlar araştırmış, kanıtlamış" derim, susarım.

Meselenin kökenlerini başka yerlerde ararım.

Öyle olmadı.

Lince uğradım.

Herkes bir yana çekti...

Ben de dedim ki "yahu arkadaş, Kant okuyoruz, Spinoza okuyoruz diye hava atıyorsunuz ama ezberinizi  bozan bir yorum gelince aşırı tepki veriyorsunuz."

Neyse...

Dr. Ful Uğurhan da tartışmaya katıldı.

Ful hanım değerli bir aydındır.

Benim iddiamı kadını suçlu çıkaran bir yorum olarak gördüğünü ifade etti.

"Spinoza okumuşsanız boşa gitmiş Abidin bey" dedi. Bir de gülücük koydu.

Ben de tesadüf bu sıralar Irvin Yalom'un 'Spinoza Problemi' adlı kitabını okuyorum.

Kendi kendime dedim ki...

"Ful hanım, şu sosyal medyada öyle tartışmalar oldu, öyle insanlarla tartıştım ki Marks okumam da boşa gitti, Lenin okumam da boşa gitti. Okumadığım Spinoza da boşa gitmiş, çok mu?"

***

Bazılarına göre sosyal medyadan düşünce ifade etmek, tepki göstermek yok hükmünde ya.

Sosyal medyadaki  tartışmayı gazeteye taşıdım.

Şu halde bu tartışma geçek!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yenişehir’de işyerleri denetleniyor
Yenişehir’de işyerleri denetleniyor
Aratos Dergisi yoluna kitaplar yayınlayarak devam ediyor
Aratos Dergisi yoluna kitaplar yayınlayarak devam ediyor