Advert
Sıradan bir günün öyküsü
Niyazi Ergün PARLAT

Sıradan bir günün öyküsü

Bu içerik 335 kez okundu.

Öyküler, kendilerini mutlu sona bağlayacak korkusuz insanlar bekliyorlar. Her zaman bir yarışın içindeyiz. Ya da her zaman bir başlangıcın ya da bitişin kapısında.
“İnsan, gün boyu düşündükleridir,” demiş Susan Sontag. Peki zaman saatinin hiç durduğu olmuyor mu? Oluyor kuşkusuz. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; çok mutlu olduğumuz anlarda saatler hiç durmaz. Çıldırır da çıldırır. Deyim yerindeyse yıldırımlar gibi ileriye atılır, fırlar, koşar, ışınlanır. Bir kara deliğin içinde yiter gider.
Sözlerini kimsenin büyük sıkıntılar duymadan dinleyemeyeceği yorgun bir adama dönüşmüş zaman. Düşlediğimiz denli büyük olmayan bir gün daha geçti. Umduğumuz, dilediğimiz gibi güzel olmayan bir gün daha.
Aynı öyküler her gün yazılır durur insanların yan yana ya da karşılıklı oturduğu bu banklarda. Bunlar bizim öykülerimiz, hepimizin. Tüm öykülerin ortak bir iletisi var: “Fazla beklentiye girme.”
Dün olduğu gibi, bugün ve yarın da sizi arayıp bulacak tekdüzeliklere hazır olun. Günlerimiz, yitirdiğimiz arkadaşlarımızı andırıyor. Olağanüstü büyük ve güzel planlarımız da vardı. Eski arkadaşlarımızın isimleri ve o görkemli planlarımız, kapalı bir odanın içinde duran bir sandıkta kilitli. Sesleri duyulmayan masallar oldular. Geldikleri gelecekleri yok. Yarını da. Büyük bir duvarın üstündeki küçük bir noktaya dönüştüler.
Güne başlarken, sizi neyin beklediğini bilmiyorsunuz. Kimi gün öyle şeyler olur ki, “tüm bu yaşadıklarım bir gün için fazla, çok fazla,” dersiniz. Öykülerimiz değişik olsa da aynı, benzeşiyor. Sabahları erken kalkabilsem ve gökyüzünde beyaz bulutlar bulabilsem, onların üzerine kendi dünyamı çizerdim.
İkindi saatlerinde yürüyüşe çıkan insanlar var. Kendilerini arayanlar. Bulabiliyorlar mı?
Değişen dünyayla birlikte değerler de değişti. Hızlı iletişimin yarattığı kargaşada şiir yitiyor; yanılsamaya, bir oyuna dönüşüyor. Yeni ama sıradan şablonlar, ruhsuz örnekler ortaya çıkarıyor.
Bir başkası olmadan nasıl kendimizi yeterince tanıyamıyorsak, yaşadığımız yerlerden uzaklaşmadıkça da buraları tüm ayrıntılarıyla anlatamayacağız belki de. Bir şeyler eksik kalacak.
Beğenilmek ve onaylanmak, yaşama ve dünyaya olduğu kadar, günlerimize de anlam kazandırıyor.
Önceleri tüm sokaklar bizimdi. Ama şimdi öyle değil. Çok değişik nedenlerle bazı sokakları yasakladık kendimize. Kimi zaman bu sokakları kullanmak zorunda kalsak bile; istemeden, içimize sinmeden, çekinerek geçiyoruz.
Akıl bunun neresinde? Her şey değişiyor, biz aynı kalıyoruz. Her şey değişiyor, biz hep aynıyız. Başka bir halt yediğimiz yok. Akıl bunun neresinde? Yaz gelince bütün kışlıkları çöpe attıktan sonra, yeniden kış geldiğinde soğukta titremenin aptallığı bu.
Akşam. Eve yeni geldim. Yorgun ve açım. Elektrikler kesildi. İç sıkıntısı. Elimizden, insan olmaktan başka bir şey gelmiyor.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yenişehir'de asfalt çalışmaları sürüyor
Yenişehir'de asfalt çalışmaları sürüyor
THY’nin kabin memurları bu kez iyiliğe uçtu
THY’nin kabin memurları bu kez iyiliğe uçtu
denizli escort