Advert
Küresel ekonomik krizin nedenleri
Niyazi Ergün PARLAT

Küresel ekonomik krizin nedenleri

Bu içerik 338 kez okundu.

Böyle bir soru karşısında ilk önce şu atasözümüz aklıma gelir: “Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar.” Niçin derseniz; dünyadaki tüm şirketlerin % 1’i, küresel ekonominin yaklaşık % 50’sini kontrol etmektedir.

Goldman Sachs’ın raporuna göre; dünya ekonomisi belirgin bir biçimde momentum yitiriyor. Ekonomilerde büyümeler yavaşlıyor ve durgunluklar kendini gösteriyor. İran’a uygulanan ambargolarla birlikte, Çin’e yönelik ek vergilerin artırılması olasılığı, endişeleri artırıyor.
Küresel sermayenin en büyük kozlarından birisi devletleri küçültmek. Çünkü biliyorlar ki; küçülen devletler küreselcilerin piyasalarda dilediğince at oynatmasını önleyemediği gibi, onu gereğince denetleyemez de.
Üç tane dünya var: Birincisi; küreselleşmeden en büyük payı alan kaymak tabakanın dünyası. İkincisi; başını suyun üstünde tutmaya çalışan, küresel ekonomik dalgalanmalardan etkilenen dünya. Üçüncüsü; ekonomik gösterge tablolarındaki istatistiksel veriler olmaktan öteye geçemeyen, en alttaki açların dünyası.
İnsan hakları ihlalleri: Her şeye karşın herhangi bir sorun Birleşmiş Milletlere taşınmış olsa bile, uluslar arası medya gücünü de yadsınamaz biçimde elinde tutan küreselciler aleyhine buradan bir karar çıkması beklenmiyor.
Ekonomilerin büyümeleri sonucu gelirlerde ortaya çıkan artışlar insanların gelirlerine yansımıyor. Gayrisafi milli hasılalardaki emek payı oranının sabit kalmasını öngören Bowley Yasası bozulmuş durumda.
Dünya ölçeğinde iş alanlarındaki daralmalara karşılık nüfus hızla artıyor. Gelir dağılımındaki eşitsizlikler, giderek daha da belirginleşiyor. Orta sınıflara dayalı olarak uygulanmakta olan kalkınma modelleri, kazanırsan her şeyi alırsın türü bir oyuna dönüşmüş durumda. Orta sınıflar erirken; zengin daha zengin, yoksul daha yoksul olmakta.
Aşağı yukarı tüm sektörlerde yapay zeka ve robot teknolojilerinin, zaman geçtikçe daha yaygın bir biçimde kullanılıyor olması, insan kaynaklarına olan gereksinimlerin azalmasına yol açıyor. Artık üniversite mezunlarının bile iş bulamayışları yanında, işsiz kalan insanların sayıları da gittikçe artmakta.
Küreselleşme ile birlikte karlarını daha da yükseltme amacı güden şirketlerin üretimlerini başka ülkelere kaydırmaları, kendi vatandaşlarının refahtan pay almalarını önlemekte. Büyüyen ekonomilerin elde ettiği karlar üreten kesime değil, yüksek bir değer üretmediği gibi, refah artışına da herhangi bir katkısı bulunmayan finans sektörünün kasalarına gitmekte.
Sendikalaşma oranlarının önlenemez bir biçimde düşmesiyle birlikte, emekçilerin ücretlerinin de düştüğü görülüyor. Ama buna karşılık dolaylı vergiler de eklenince, bu kesimin vergi yükü artıyor.
Enflasyon, faiz ve işsizlik, göz ardı edilemeyecek sorunlar olarak ortada durmakta iken, ülkelerin ekonomilerinde küçülme, daralma ve durağanlıklar gözlemlenmekte.
***

Dünya tüm bu iç karartıcı tablolardan nasıl çıkacak dersiniz? Ve son bir soru daha: “Sahi, akıllı telefonlarımız yokken nasıl yaşıyorduk biz?” diye soruyor yazar Elif Selin.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Pele’nin gözyaşları 1’inci oldu
Pele’nin gözyaşları 1’inci oldu
Tarsus'ta şahmeran etkinliği sona erdi
Tarsus'ta şahmeran etkinliği sona erdi