Advert
Sığlık
Niyazi Ergün PARLAT

Sığlık

Bu içerik 712 kez okundu.

Bir köy otobüsünde yolculuk yapıyorum. Yolcu olarak toplam on beş, on altı kişi kadar varız. 

Önümdeki koltukta oturan altmış ya da altmış beş yaşlarındaki bir teyze, sol elinde tuttuğu büyükçe bir çantaya elini daldırıp, çıkardığı olgun armutları otobüsteki diğer yolculara dağıtmaya başladı. Önündekilere, solundakilere dağıttı. Bir tane de bana uzattı. Teşekkür ettim, ama almadım. Çünkü çantadaki armutların, tüm yolculara yeteceğinden kuşkuluydum.

Benim ve otobüsün sol gerisindeki oturaklardan birinde esmer, siyah bıyıklı, şalvarlı, kırk yaşlarında kadar bir köylü yurttaş, onun hemen arkasında da beş ya da altı yaşlarında bir oğlan çocuğu oturuyordu.

Yaşlı teyze armutları dağıttı, dağıttı; son olarak çantasından bir armut daha çıkardı, sol eline aldı. Sağ eliyle çantanın dibini epeyce bir karıştırdı. Bir şey çıkmadı. Bir armuda, bir arka koltuktaki köylüye, son olarak da küçük oğlan çocuğuna baktı. Adama dönüp: “Al oğlum, şu armudu arkandaki çocuğa ver,” dedi.

Yurttaş köylü armudu aldı, ama çocuğa vermek yerine, sağ avucunun içinde tutmayı yeğledi.

Otobüs ilçeye doğru ilerlerken, ben zaman zaman elimde olmadan yan gözle adamın elindeki armuda bakıyordum. Otobüs ilerliyor, adam armudu elinde tutmayı sürdürüyordu.

Aradan on ya da on beş dakika kadar geçmişti ki, sol gerimizden bir ağız şapırtısı duyuldu. Isırılarak koparılan, ardından ağızda çiğnenen ve yutulan bir yiyecek.  İster istemez dönüp, orada oturan erkek yolcuya baktığımda; armudu yemeye başlamış olduğunu gördüm. Bu yeme işlemi sürerken, hiçbir yolcu ağzını açıp bir şey söylemedi. Yine kendimi tutamayarak, bu kez de en arkadaki koltuklardan birinde oturan küçük çocuğun yüzüne baktım. Ağlamıyordu, ama yaşadığı o derin duygusal yıkım yüzünden açıkça okunuyordu. Köy otobüsü İlçeye doğru ilerlemeyi sürdürüyordu.

***

Mina Urgan şöyle demiş: “Bir insan ne denli üstün zekalı ve bilgili olursa olsun, eğer duyarlılıktan yoksunsa; kafa açısından görkemli bir dev, duygu açısından zavallı bir cüceyse, ben neyleyim böyle bir adamın dostluğunu.”

Sürekli aynı hataları yineleyen, yeterince dürüst olmayan, boş düşlerin peşinde koşan, duygu eksikliği yaşayan insan bilge değil, ancak çarpık bir bilge olabilir.

“Bilgeliğin yarısı, neyi unutacağını bilmektir,” demiş Larry Niven.

John Lennon, Beatles Grubu’nun 1963’te verdiği ve Kraliçe Elizabeth'in en önde izlediği konserinde; “Arka sıradakiler alkışlayabilirÖn sıradakiler mücevherlerini şıkırdatsınlar yeter,” demişti. 

Sait Faik Abasıyanık, 1952 yılında yayımlanan “Haritada Bir Nokta” isimli öyküsünü şu tümce ile bitiriyordu: “Yazmasam deli olacaktım.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 “Çocuklar milletimizin geleceğidir”
“Çocuklar milletimizin geleceğidir”
Kariyer Merkezi sektör buluşmaları başladı
Kariyer Merkezi sektör buluşmaları başladı