Çarpık bilgelik
Niyazi Ergün PARLAT

Çarpık bilgelik

Bu içerik 467 kez okundu.

Batıda bir yabancı; Oldukça genç olmasına karşın, çok zengin ve mutlu... 
Kendisini çok seven bir karısı ve çocukları var. İş adamı. Çok çalışıyor, ama çok da kazanıyor. Hiçbir sorunu yok. Ama gelin görün ki, bir sabah uyandığında; hiç de mutlu olmadığını, anlamlı, güzel bir yaşam sürmediğini anlayıverir ansızın. 
Kafasına bazı düşünceler üşüşmüştür birdenbire: Bir kere insanlar ikiyüzlüdür. Küçük çıkarlar için büyük yalanlar söylemekte, arkadaşlarını hemencik satıvermektedirler. Güçlü olan haklıdır hep bu dünyada. İçinde cücelerin hiçbir biçimde barınamadığı bir devler ülkesi. Görkemli gökdelenlerde hüküm süren dev şirketler; çevirdikleri dolaplar, hileler, balonlar, sonu gelmeyen kirli tuzaklarla kasalarını doldurmaktadır. Oynanmış bilançolar, manüple edilmiş görünümlerle tokatlanan hisse senetleri, hülleli el değiştirmeler.  Düşenlerinse asla, hiç dostu bulunmamakta…
Neyse, fazla uzatmayalım. Gerçek mutluluğun bu olmadığına inanan kahramanımız, o anda önemli bir karar verir kendince: “Ben gerçek mutluluğu bulacağım!”
Araştırma yapmaya koyulur. Gazeteler, dergiler, kitaplar, ansiklopediler okur. Kütüphanelerde araştırmalar yapar, filimler izler. Bu arada gece ve gündüz durmaksızın düşünmekte; “Acaba bu gerçek mutluluk nerede?” diye kafa yormaktadır.
Sonunda; eşe, dosta, yakınlarına, güvendiği arkadaşlarına danışır bu konuda. Sizin de hemen anlayacağınız üzere, doğal olarak arkadaşları öncelikle onu bu düşünceden vazgeçirmeye çalışırlar. “Otur oturduğun yerde. Neyin eksik ki? Yediğin önünde, yemediğin arkanda…
Bir elin yağda, bir elin balda… 
Derdine ne oldu?” deseler de, dinletemezler.
Onun bu konuda çok kararlı olduğunu gören yakın bir dostu ona, Himalayalar’a gitmesini önerir.
Bunun üzerine adamımız bir uçağa biner ve soluğu Himalayalar’da alır. Oraya varınca, sokakta rastladığı insanlara; “Ben gerçek mutluluğu arıyorum, nerede bulabilirim?” diye sorar. Bu insanlar ona, yüksek bir dağın tepesini göstererek; “Oraya git,” derler.
Kahramanımız yollara düşer. Dağın tepesine doğru tırmanır, tırmanır ve tırmanır.  
Kan, ter içinde, soluk soluğa zirveye ulaşmıştır. Orada taşlardan ve ağaçlardan yapılmış, küçük, ilkel bir kulübe görür. Kulübeye girdiğinde; saçı, sakalı birbirine karışmış, yaşlıca bir guru çıkar karşısına.
Selam verip kendisini tanıttıktan sonra,  aylardan beri kafasını kurcalayan sorusunu sorar ona: “Ben gerçek mutluluğu arıyorum. Gerçek mutluluk nedir ve nerededir bana söyler misin?”
Gurunun yanıtı pek uzun değildir: “Benim 20 yıldır bu ıssız tepedeki bu küçük kulübede bir başıma ne için oturduğumu zannediyorsun?”

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mezitli Belediyesi Su Parkı rekor kırdı
Mezitli Belediyesi Su Parkı rekor kırdı
Saklı Şelale'ye yürüyüş yolu yapılıyor
Saklı Şelale'ye yürüyüş yolu yapılıyor
denizli escort