​Çürüme
Niyazi Ergün PARLAT

​Çürüme

Bu içerik 109 kez okundu.

Canlı organizmaların ölümünden sonra mikrobik, kimyasal ve fiziksel etmenlerin etkisiyle bozulup bileşiklerine ayrılmasıdır çürüme.

 “Neresinden tutsan dökülür hayat,” derken bir şair,  “Hayatı görmezden gelmenin en iyi yolu edebiyattır,” der Fernando Pessoa.

Kimdir çürüyenler? Onlar, çemberin içinde kalmamıza izin vermeyenlerdir. Bizi oyunlardan kovanlardır. İşte bu yüzden bu dünyadaki özgürlüğü sorguluyoruz.

“Kazanmak insanlara yetmez. Diğerlerinin kaybettiğini de görmek isterler,” diyor Gore Vidal. Mehmet Atilla ise; “Yaşam tuhaf bir yolculuk aslında… Kimi zaman tekdüze bir akıntının içinde sürüklerken bizi, kimi zaman da beklenmedik olayların kucağına atıveriyor,” diyor.

İçinde yaşadığımız kent neden bu denli yabancı bize? Burada yalnızlaşan çocukların hüznü, onların yüzlerine yansıyan kaygı ve sessizlikten okunmaktaysa, nedir bunun kaynağı?

Kimi zaman öyle büyüyor ki içimizdeki yalnızlık, sevilme beklentisini bir yana bırakıp, beklemeyi sevmeye başlıyoruz sanki. Bir de bakıyoruz ki, sonsuzluk oluveriyor ölümün rengi; maviyle morun karışımı. “Gazete okumam çok uzun sürüyor. Çünkü içindeki herkesle kendimi özdeşleştirmek zorundayım dostum, cesetler dahil,” demiş John Berryman.

Olgunlaştığında dalından koparılmayan bir meyve de kendiliğinden çürümüyor mu?

Mahmut Yesari; “Bazı insanların günahı, dünyaya gelmiş olmalarıdır,” der. “Kötülüğü yaratan, uygarlığın kendisidir,” der Michael Mann. Yukio Mişima’ya göre, “Gerçek acı yavaş yavaş duyulan bir şeydir, yavaş yavaş gelir.”

Philip Roth ise şöyle demiş: “Gerçek şu ki, zaten yaşamın insanları doğru anlamakla bir ilgisi yoktur. İnsanları yanlış anlamak, işte yaşamak budur. Onları yanlış, yanlış ve yanlış anlamak ve sonra özenli bir gözden geçirmeye karşın yeniden yanlış anlamak.”

Bizim diş fırçalarımızın sentetik kılları akarsularda, denizlerde yaşayan balıklar ve diğer canlıların iç organlarında çıkıyormuş. Acaba fok balıklarının bıyıkları bizim yemek tabağımızda çıksa mutlu olur muyduk?

Durup dururken binalar kendiliğinden çöküyor, onlarca insan yaşamını yitiriyorsa, burada çürüyen yalnızca binalar değildir kuşkusuz. Çürüyen başka şeyler de olsa gerek.

Neden kötü insanlar vardır? Bazı insanlar neden kötülük yaparlar?

Ne söylediğiniz ya da ne yazdığınız hiç önemli değil. Ne yaptığınız önemli.  Tersinden bakarsak, bir de neleri yapmadığınız, yapmamakta direndiğiniz. Ya çok şey yapıyormuş gibi görünüp de hiçbir şey yapmayanlara ne demeli?

Son olarak, şu soruyu soralım bakalım kendimize: İstediğiniz şeyi yapmak mı daha önemlidir, yoksa doğru olanı yapmak mı?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Büyükşehir, Anamur Muzu için ortak çalışma yapacak
Büyükşehir, Anamur Muzu için ortak çalışma yapacak
Bozyazı’da denizde boğulma
Bozyazı’da denizde boğulma
denizli escort