Advert
Advert
Advert
Niye kasabalı Lorca?
Abidin YAĞMUR

Niye kasabalı Lorca?

Bu içerik 491 kez okundu.

Yeşil sahaların Mehmet Özdilek’i vardı.

Ama biz onu, yeşil sahalardayken Mehmet Özdilek olarak bilmedik; onun adı ve soyadı ancak teknik direktör olduktan sonra yazıldı aklımıza.

Biz, yeşil sahalarda onu Şifo Mehmet olarak bildik!

***

Mehmet bizim Mehmet de, Şifo kimdi?

***

Belçikalı oyuncu. Enzo Scifo yazılıyor. Şifo okunuyor.

Bizim Mehmet Özdilek, Maraş’ta oynarken, ‘Edem bu Maraş’ın toprak sahasından Şifo’ya benzer bir oyuncu var’ demiş Maraşlı.

Mehmet’in adı olmuş Şifo Mehmet.

Şifo gel, Şifo git…

***

Derken Mehmet büyüdü, gelişti, Beşiktaş’ta oynadı, futbol yemeğine biraz tuz, biraz biber ekti,  ama hiç kendisi olamadı, adı Şifo Mehmet kaldı.

Şifo unutuldu, Şifo’nun kim olduğunu bilen üç beş adam kaldı ama Şifo lakabı Mehmet’e yapıştı!

Oysa Mehmet de en az Şifo kadar iyiydi…

Ama kimse Şifo’ya, Mehmet Şifo demedi!

Çünkü Şifo Avrupalıydı, bizim Mehmet, Maraş’ın toprak sahasında bir ufak ede!

***

Futbolun yeşil sahalarından şiirin yeşil, mavi, kırmızı, sarı, beyaz, mor ve ötesi hülyalarına dönelim.

Abdulkadir Bulut, 1900’lü yılların ikinci yarısında şiir sahnesine çıkmış gür sesli ama naif, çekingen ama bilge şairlerden biriydi.

Nazım Hikmet’in açtığı kapıdan birçok şair geçmişti ama iki kişi daha bir başka geçmişti!

Onlardan biri, Sivas bozkırının, Ankara ayazının ve Ağlasun’un ay şafağının binlerce yıllık suskunluğunu coşkulu bir şiire dönüştüren Hasan Hüseyin idi.

Diğeri, Anamur’un, Taşeli’nin, Toroslar’ın binlerce yıllık suskunluğunu bazen coşkulu düğün halayları gibi, bazen buruk gurbet mektupları gibi, insanın içinde bir inen, bir çıkan şiirlere dönüştüren Abdulkadir Bulut idi.

***

Hasan Hüseyin’e bir başka gün, bir başka sayfa açarız da…

Abdulkadir Bulut için açılmış ama hatalı açılmış bir sayfadan söz edelim bugün.

***

Cemal Süreya.

Büyük şairdi.

Tartışma götürmez.

Büyük şair, günün birinde, Abdulkadir Bulut için şöyle dedi:

-Kasabalı Lorca!

***

Abdulkadir bizim Abdulkadir de Lorca kim?

***

Federico Garcia Lorca.

Büyük şair.

İspanya’da doğmuş. Namı dünyaya yayılmış.

Namını hak edecek kadar iyi şair.

Cemal Süreya’nın, bizim Abdulkadir’i Lorca’ya benzetmesi de isabetli.

Yanlış değil.

***

Yanlış olan şu:

Bir şair için en kötü şey, başka bir şaire benzetilmektir.

Daha da kötü şey, başka bir şairin adının bir şaire lakap olmasıdır!

Daha daha kötü şey, bir şairin, başka bir şairin verdiği lakapla anılmasıdır.

***

Cemal Süreya, Allah razı olsun, Allah taksiratını affetsin, gönlü bol adamdı, bizim Abdulkadir’e böyle bir lakap taktı, onur verdi, tamam da…

Üzerinden seneler seneler geçti, Abdulkadir Bulut’un artık kendi adıyla sanıyla anılmasının zamanı gelmedi mi?

Haberlere bakıyorum, cümleler şöyle:

“Cemal Süreya’nın Kasabalı Lorca diye andığı Abdulkadir…”

Cemal Süreya öyle demese, Abdulkadir Bulut şair olmayacak mıydı?

O öyle demeseydi, biz bugün Abdulkadir Bulut’u şair bellemeyecek miydik, şiirlerini okumayacak mıydık, onu anmayacak mıydık?

Adamın 6 şiir kitabı var, enfes şiirleri var, Cemal Süreya öyle demeseydi, Abdulkadir Bulut, şair Abdulkadir Bulut olmayacak mıydı?

Olacaktı!

O zaman gelin şu ‘Kasabalı Lorca’ lakabından vazgeçelim.

Abdulkadir Bulut’a, Abdulkadir Bulut diyelim.

***

Bilmeyenler için, Abdulkadir Bulut’un şiirinden bir küçük örnekle bitirelim yazıyı:

Ben gittiğim her yerde ilk önce

İnsanların gözlerine benzedim

El sıkışmalarına benzedim düğmelerine

Ve sofralarındaki zeytin tanelerine

***

Yüzüme hiçbir anlam düşürmeden

Yürüyüp gitmişsem masmavi bir göğün altında

Daha ilk adımda kan tutar yığılır kalırım

Üstüme bir gazete örten bile çıkmaz

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akşener ve Uysal Pazar Günü Mersin’de
Akşener ve Uysal Pazar Günü Mersin’de
Kumbur’dan su kıtlığı uyarısı
Kumbur’dan su kıtlığı uyarısı