Ayışığında Çalışkur
Abidin YAĞMUR

Ayışığında Çalışkur

Bu içerik 521 kez okundu.

Mayıs ve haziran aylarını bu sene, Haldun Taner’e ayırdım.

Ortaokuldan bu yana, farklı tarihlerde, farklı kitaplarını okuduğum Haldun Taner, 40 yaşındaki Abidin’e ne anlatacaktı?

Bakalım ne anlatmış…

***

Usta’nın çok sayıda tiyatro oyunu da kitaplaştırılmış.  Ben bu yaz için Yaşasın Demokrasi, Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu, Ayışığında Çalışkur, Sancho’nun Sabah Yürüyüşü adlı öykü kitaplarının son baskılarını aldım.

1960’larda basılan ve Konçinalar adı verilen bir başka derlemesi de elimin altında durdu, onu da okudum. Tuş, yazarın ikinci kitabı. Onu temin edemedim.

***

Adını saydığım kitapların hepsi birer Haldun Taner klasiği. Her bir eser üzerine değil, her bir hikaye üzerine uzun uzun yazmak, konuşmak icap eder esasında.

Hikâyeleri, bir kitaptan alıp başka bir kitaba koysanız da, aynı iklimde, aynı tatta. 1950’lerin başından 1970’lerin başına kadar yazdığı her hikayede kendine özgü izleri var.

Bir hikayeye kaç yaşam sığar?

Haldun Taner bazen bir hikayesine onlarca insan yaşamını sığdırıyor.

Sözcükleri seçmede, cümleleri kurmada öyle usta ki, bir kahraman hakkında bir cümle yazıyor; koca bir roman okumuş gibi oluyorsunuz, kahramanı tanıyorsunuz.

***

Haldun Taner’in Ayışığında Çalışkur adlı hikayesi üzerinde yoğunlaşacağım.

Yakın dönem Türk edebiyatında,  Türkiye’nin sosyal ve siyasal eleştirisini ‘apartman’ metaforu üzerinden anlatma denemelerine, çabalarına sıkça rastlanır.

Sabahattin Ali, inşaattan düşen işçiyi, onun küfeci oğlunu ve bu dehşet manzarayı görüp umarsızca pencereyi kapatan zengin adamı anlattığı Apartman adlı hikayesinde sınıfsal çelişkilere dikkat çeker.

Umur Bugay, harika bir filme dönüşen hikayesinde/senaryosunda, Kapıcılar Kralı’nda, Türkiye’deki sınıfsal ve siyasal gerilimi bir apartman üzerinden anlatır.

Haldun Taner’in Ayışığında Çalışkur hikayesi de, sınıfsal ve siyasal gerilime, bürokrasi ve Amerikancı (komprador) burjuvazi eleştirisine özgün bir örnektir.

Çağdaşı Sabahattin Ali’den farklı olarak Haldun Taner, Ayışığında Çalışkur hikayesinde sadece iki kişiye (emek ve sermayeye) değil, toplumun tüm katmanlarına değinir.

Bekçiler, işçiler, kapıcılar, kompradorlar, akademisyenler, doktorlar, avukatlar, tacirler, bürokratlar… Herkes hikayede yer bulur.

Çünkü herkes aynı apartmanın farklı dairelerindedir.

Bunu yaparken güncel siyasal, sanatsal, kültürel, sportif ve ekonomik ortamdan da bilgi verir Haldun Taner. O dönemin moda otomobili nedir mesela, öğrenirsiniz.

Bunları yaparken sınıfsal bir yoruma girmeden ama tarafını da belli edecek şekilde bir ahlak ölçüleri kıyaslaması yapar. Apartmanda pek çok kişinin yasak aşk gibi, vergi kaçakçılığı gibi, yasadışı kürtaj gibi sırları vardır ama hikayenin sonunda ‘ahlaksızlık’ yaftası, evlilik hazırlıkları yapan iki işçi gence yapıştırılır. Çalışkur Apartmanı’nın karşısındaki inşaat alanında oturan bir kız, bir oğlan, ‘edepsizlik’ yaptıkları gerekçesiyle, bekçi tarafından gözaltına alınır.

Ki o bekçi de yarım saat önce, eşi hapiste olan bir kadınla beraber olmuştur.

***

Ayışığında Çalışkur hikayesi, akşam saatlerinde, ay henüz tam tepeye çıkmamışken, ‘bekçinin gölgesi çok azametli ve uzun görünürken’ başlar, ay iyice yükseldiğinde, ‘bekçinin gölgesi kısacık göründüğünde’ sona erer.

Yani Çalışkur apartmanında yaşayanların, aşağı yukarı üç dört saatlik bir zaman diliminde neler yaptıkları anlatılır hikayede.

Aslında, hikayede üç dört saatlik dilim anlatılırmış gibi görünür ama yazar ustalıkla geri dönüşler yapar ve onlarca kişinin hayat hikayesini ve karakterini de gözler önüne serer.

***

Haldun Taner’in Ayışığında Çalışkur hikayesinin bu yönüyle, çok önemli bir edebiyat eserine, Sevgi Soysal’ın ‘Yenişehir’de Bir Öğle Vakti’ romanına öncülük ettiğini burada özellikle vurgulamak isterim.

Sevgi Soysal, ‘Yenişehir’de Bir Öğle Vakti’ romanında,  cumhuriyetin yarattığı bürokrat-elit sınıfı bir apartman üzerinden anlatmaya çalışır. Apartmanın bahçesinde bir kavak vardır ve bu kavak yıkılmak üzeredir. Kavak yıkılırsa apartman da zarar görecektir. Apartman sakinleri pek oralı olmaz. Romanın sonunda kavak ağacı devrilir ve apartmanın kapıcısı kavağın altında kalır.

Sevgi Sosyal’ın romanındaki apartman metaforunun, Haldun Taner’in hikayesindeki Çalışkur apartmanı metaforundan bir farkı vardır.

Sevgi Sosyal, sosyal sınıfları temsil eden kahramanlarını apartmanda tutmak yerine onları dışarı çıkarmıştır.

Köyden kente göçün yarattığı yoksullar,  yoksulluğun yarattığı devrimciler, 6. Filo ile vücut bulan Amerikancılığın yarattığı yeni zenginler,  zenginliğin son demlerini yaşayan Balkan mübadelesi muhacirleri, hiçbir zengin olmamış Kafkas muhacirleri, mağazalarda üç beş kuruşa çalışan genç kızlar, genç oğlanlar apartmanın etrafında gezinmektedir. Ve tam kavak devrilmek üzereyken, itfaiye, polis yolu kapatmışken bütün kahramanlar aynı caddede, kaldırımda bir aradadır.

Sevgi Sosyal burada, Haldun Taner’in açtığı panoramik izleme tekniğini biraz daha ileri taşır.

Haldun Taner, Çalışkur apartmanına, hikayedeki kahramanlara ‘yukardan’ bakmaktadır. ‘Tanrısal’ bir gözle bakmaktadır. Böylece okuyucu herkesin o an ne yaptığını tek tek görebilmektedir.

Sevgi Sosyal da romana ‘yukardan’ bakarak, ‘Tanrısal’ gözle bakarak başlar. Okuyucu herkesin ne yaptığını tek tek görmektedir.

Ancak Sevgi Sosyal, romanın sonunda, olaylara, boyacı Necmi’nin gözünden bakar. Bu perspektif sayesinde okuyucu, Yenişehir’de Bir Öğle Vakti tesadüfen ve birbirinden habersiz olarak bulunan kahramanları, boyacının gözünden görür, onun algısından, onun yorumuyla okur.

Sevgi Sosyal’ın ustalıkla ördüğü bu romanın, hem felsefi, hem teknik öncüsünün Ayışığında Çalışkur hikayesi ile Haldun Taner olduğunu bir kez daha vurgulamak gerekir.

İki eser arasında yaklaşık 20 yıl vardır. Bunu da not olarak ekleyelim.

Bir not daha düşelim:

Belli süreli, kısa süreli bir zaman dilimi içine birden fazla insan ve hikaye sığdırma tekniği, Haldun Taner’in eserinden yaklaşık 50 yıl sonra Barış Bıçakçı tarafından ‘Herkes Herkesle Dostmuş Gibi’ romanıyla denendi.

Ama her deneyen, Sevgi Sosyal gibi işi ustalıkla örecek değildi. Bıçakçı’nın o denemesi, başarısız, kötü bir örnek olarak kaldı.

***

Haldun Taner, çağına tanıklık etmiş ama çağını aşmış bir hikayeci.

Bugün de, yarın da okunacaktır.

Dün birçok yazara esin kaynağı olmuştu, bugün de olacaktır.

Son yıllarda popüler olan Leyla ile Mecnun adlı bir dizi vardı, çoğunuz izlemişsinizdir. O dizideki İsmail Abi karakterini yeniden, dikkatlice izleyin.

Sonra da Haldun Taner’in Fasarya adlı hikayesini okuyun.

Sonra yine konuşuruz…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Satrancın büyük ustası Karpov, Mersin’e geliyor
Satrancın büyük ustası Karpov, Mersin’e geliyor
TÜİOSB Başkanı Balta:
TÜİOSB Başkanı Balta: "Bölgesel enerjinin kaynağı kadınlar olacak”