Türkiye'nin kısa demokratikleşme tarihi
Abidin YAĞMUR

Türkiye'nin kısa demokratikleşme tarihi

Bu içerik 257 kez okundu.

 

Kafasının ortası kelleşmiş, kafasının yanlarında ve ensesinde kalan saçları ağarmış, yorgun bakışlı, ekseriyet asabi bir avukat.

Mersin'in tanınmış avukatlarından, Türkiye'nin son 30-40 yıllık siyasal çalkantılarının adliyelere nasıl yansıdığına tanıklık eden isimlerden.

***

Onu ilk kez 1995 yılında, İstiklal Caddesi Oğuz Apartmanı'ndaki ofisinde görmüştüm.

18 yaşında bir arkadaşımız solculuktan tutuklanmış, sonra serbest bırakılmıştı.

 Solculuk dediğim fabrika önlerinde, işçi servislerinde, işçi mahallelerinde sol gazete satmak!

Arada bir şehir merkezinde basın açıklaması yapmaya çalışmak, gözaltına alınmak.

1 Mayıs kutlamalarında slogan atmak.

En ağır suç duvara kırmızı boyayla yazı yazmak.

***

O dönem binlerce liseli ve üniversitelinin başına gelen bizim arkadaşın da başına gelmişti, daha sonra bizim de başımıza gelecekti ama biz başımıza gelecekten habersiz o avukatın ofisine gittik, Devlet Güvenlik Mahkemesi'ndeki son duruşmada nasıl bir karar çıkabileceğini sorduk.

Acaba üyelerden birinin asker olduğu o mahkemeden ceza kararı çıkacak mıydı, çıkmayacak mıydı?

Arkadaş son duruşmaya katılsın mı, katılmasın mı?

Avukata bunu soracağız.

12 Eylül 1980 döneminde siyasi davalardan yatıp çıkmış bir abimiz çünkü, 'Mersin'de siyasi davalarda onun üzerine yoktur' diye bizi ona göndermiş.

Biz de, 'adamın ta 1980'lere uzanan dava deneyimi var' diyerek ona gitmişiz.

***

Konuyu anlatmaya başladık, bir iki cümle bitmemişti ki avukat sözümüzü kesti.

O davadan ceza kararı çıkardı, temyiz memyiz de fayda etmezdi. Arkadaşımız son mahkemeye gitmesindi. Yargıtay aşaması bitene kadar gezip tozsundu. Ceza çıkması kesindi.

Dediği gibi oldu.

Üniversite sınavına hazırlanmakta olan arkadaş 12,5 yıl ceza aldı!

***

Birkaç yıl sonra biz de aynı akıbeti yaşadık, bir Temmuz akşamı Kürkçüler Cezaevi'nin havalandırma boşluğunda, 10 liseli ve üniversiteli genç, ortak noktalarımızdan birinin, duruşmalarımıza o avukatın girmesi ya da ailelerimizin o avukattan bilgi almaya çalışması olduğunu öğrendik.

Gülüştük.

***

1990'lar öyleydi.

Binlerce liseli, üniversiteli uyduruk sebeplerle DGM'lere sevk ediliyor, yargılananların yüzde 90'ı ceza alıyor,  Mersin'de bir çok kişi DGM'ye düşen çocuğu için birkaç avukatın kapısını çalıyordu.

Çünkü her avukat DGM davası almıyordu, DGM davası alan her avukat işi layıkıyla yapamıyordu.

***

1990'larda lise ve üniversite çağında olan, ucundan kıyısından solculuğa karışan, uyduruk sebeplerle DGM'lerde yargılanan o gençlerin kimileri ceza aldı, kimileri ceza almadan kurtuldu.

O gençlerin kimileri sonraki yıllarda üniversite okudu, mezun oldu, memuriyete girdi.

O gençlerin kimileri şimdilerde uyduruk sebeplerle memuriyetten atılıyor ve birçoğu idari dava açabilmek için yine o avukatın kapısını çalıyor.

1980'in başlarında annelerin, babaların...

1990'larda o annelerden doğma, o babalardan olma çocuklarının siyasi davalarına giren avukat...

Bugün o çocukların memuriyetten çıkarılmasına karşı açılan davalara giriyor.

***

Biz buna, Türkiye'nin kısa demokratikleşme tarihi diyoruz.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Valilikten ilaçlama uyarısı
Valilikten ilaçlama uyarısı
İşkur’dan‘Engelli Girişimci’ Projesi
İşkur’dan‘Engelli Girişimci’ Projesi