Advert
Cevap mı, Cevaplar mı ?
Psikolog Edip Eral GELBUL

Cevap mı, Cevaplar mı ?

Bu içerik 1996 kez okundu.

Soru sormak ve cevaplar almak.

Sorular sormak ve cevap almak.

2 farklı ama benzer cümleler. Yazının sonunda bu 2 cümleyi birleştirip yazacağım ve aradaki farkı sınayacağız.

Genel olarak kullandığımız “doğru” kelimesi evrensel olarak kabul edilen olgu haline gelmiş bilgi ve eylemlerdir. Yani bir ucundan öteki ucuna, sonuna değin yönü değişmeyen şeylerdir. Sonuna değin derken her koşulda ve her yerde kabul ettiğimiz anlamına geliyor. Durumlar farklılık gösterdiğinde veya mantıklı olmadığını düşündüğümüz, aklımıza yatmadı dediğimiz anlar da bile mutlaka bir ses uyanıverir ve birden der ki ‘Ama doğrusu bu ve böyle olmak zorunda’. Bu ses hiçbir yere gitmez hep oradadır. Senin kabul etmediğin yerlerde tekrardan çıkar ve sana zorunda olduğun gerçeğini hatırlatır. Sana bunu daima fısıldayan ses öyle güçlüdür ve öyle destekçisi vardır ki kimsenin olmadığı, sadece kendini etkileyen durumlarda, kararlarda bile seni yalnız bırakmaz. Gece yastığa kafanı koyduğun an, kendini dinlemek için ışıkları kapatıp bir köşede oturduğun an, dışarıda kahve içerken, yalnız veya arkadaşlarınlayken hiç sınır tanımaz ve o fısıltı her ikileme düştüğün, her zorlandığın karar anında oradadır. Artık zihninin içindedir. Bu sesi somut bir şekilde duymana gerek yoktur artık. Bilişin, beynin onun varlığı varmışçasına onu sana hissettirir.

Sana her koşulda bazı şeylerin değişmeyeceği öğretilmiş ve bu yönde yaşaman gerektiği sana ezberletilmiştir. Aslında bu öğreti tutarlılık temellerine dayandırılmış ve kendini sağlayan bir önerme haline gelmiştir. Ama tutarlılık senin prensiplerin ile ve düşüncelerinle çarpışıyorsa tutarlılık olmaktan çıkar ve seni tutarlılık gölgesi altında bir robot haline getirir. Şunu unutmamak gerekir, bilgiler ve doğrular bilişsel süzgecimizden geçerler. Bu süzgeç ve düşünce mekanizmamız her şeyi ayrıca yorumlamaya ve açıklama(lar) getirmeye yarar. Bizler birer işletim sistemi değiliz. Hepimiz farklıyız ve doğrunun bir olmadığını ve bazı şeylerin değişkenlik göstereceğini anlamalı ve fısıldayan ses’e bazen dur demeliyiz.

Otomatik düşüncelerimizi içselleştirmeden üstüne düşünerek davranışlara dökmemiz gerekir. Bunu yapmadığımızda sorulara cevap ararken her zaman tek bir cevap ile karşılaşırsınız ve o cevap sizin cevabınız olmayacaktır. Ezber davranışlar, ezber söylemler, ezber bilgiler ile hareket ettiğinizde size fısıldayan ses,  yaptığınızın doğru olduğunu düşündürecek ve sizi tebrik edecektir. Ama bir gün o ses bizi terk edecek ve hayatımız için, kendimiz için yanlış yaptığımızı fark edeceğiz.

Soru değil sorular sorun. Cevap değil cevaplar arayın. O zaman her şey çok güzel olacak.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Orhan Gürhan     2019-07-05 Esaret altında tuttuğunu anlıyorum.
Orhan Gürhan     2019-07-05 toplumsal tabuların tutarlılık temellerine dayandırılarak bireylere benimsetilmesi, sağlıklı, Dolayısıyla özgür düşünce yapısını ortadan kaldırma tehdidi ile karşı karşıya kaldığı gerçeğini vurgulamak istediğinizi algılıyorum. ve bu tabulardan doğurtulan doğruluk anlayışının içimizdeki sesi beslediğini anlıyor, ve mutlak doğru anlayışının bizi ezber çenberinin için de sınırladığını ve bu çenberin sorgulama yetimizi kısırlaştırdığını, Dolayısıyla özgür düşünce biçimimizi toplumsal olarak
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mezitli’de muhteşem yaza veda konseri
Mezitli’de muhteşem yaza veda konseri
Tarsus Belediyesi’nden “Alzheimer Günü” etkinliği
Tarsus Belediyesi’nden “Alzheimer Günü” etkinliği
denizli escort