“Söyleyemem” tabi şimdilik...
Kemal İSTEK

“Söyleyemem” tabi şimdilik...

Bu içerik 579 kez okundu.

Seçim atmosferinden bir türlü kurtulamadık, gitti. İstanbul seçimlerinin tekrar yenilenecek olması ülke gündemini yine seçime odakladı. Ekonomik krizmiş, işsizlikmiş, beka sorunuymuş bunlara kimsenin kulak astığı yok.

İnanın o kadar üzülüyorum ki, geçtiğimiz bir kaç haftada yirminin üzerinde şehidimizi toprağa verdik; haberleri gündemde tutunamadan silindi, gitti.

Hani diyorum, şu seçim işinden bir kafamızı kaldırabilsek, ne oluyor? Sorusunu soracağız ama buna izin veren yok. İmamoğlu mu yoksa Yıldırım mı, seçimi kim kazanacak? Memleketin düştüğü hale bakar mısınız, yat kalk seçim başka bir şey konuşulmuyor.

Bütün partilerin milletvekilleri İstanbul’da seçim çalışmaları yapıyorlar. Tabii bu çok önemli, parti liderleri yine İstanbul’u karargah yaptılar; İstanbul gerçekten çok önemli. Peki ama neden İstanbul önemli?

İş dünyası, basın, siyaset çünkü yerel idarelerden besleniyor. Ülke ekonomisinin geldiği noktaya bakar mısınız, ekmek belediye başkanlarının ağzında!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütçesi 23 milyar 800 milyon lira. İşte ortalığı kasıp kavuran mesele bu bütçeden kimlerin pay alacak olmasıdır. İktidar partisi yıllar yılı buradan beslendi, şimdi ana muhalefet artık sıra biz de diyor.

Tamam tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeyecekler ama tüyü biten yetimler için kimse bir şey dediği yok.

Günümüzde bakıyorum her şey ateş pahası, bir tek satılık adam bulmak çok ucuz; bir de medyada ararsan bedava bile denebilir. Nereye kadar gidecek bu? Gitmeyecek birileri çıkıp bu sürece dur diyecek ama ne zaman?

Her şey bir tarafa Mersin sokaklarının gerçek gündemi Suriyeliler. Nereye gitsek, kime kulak kabartsak bir Suriyeli sorunu dinliyoruz. Tabi ki, Suriyelilere acıyoruz, onların başına gelene üzülüyoruz. Bu konuya benim bakışım, Büyük Önder Atatürk’ün tespitine uygun düştüğünü söylemem gerekiyor.

Atatürk'ün Adana'da Hatay için: ''Kırk asırlık Türk yurdu yabancı elinde kalamaz!'' demesinden iki gün sonraydı. Mersin'de istasyondan şehrin içine doğru yavaş gidiyordu. Yolun üstüne siyahlar giyinmiş ve ellerinde büyük bir levha tutan bir kaç genç kız çıktı. Levhada şu yazı vardı: 

"Suriye hemşehrinizi de kurtarın!" 

Suriye, ancak din kardeşi olan bir milletin vatanıydı. Türkiye’yse artık dinci değil, milliyetçi bir devletti. Suriye içinde, bütün esir yurtlar için olduğu gibi, kurtuluş dilerdi. Lakin kurtarmaya kalkmak fuzuli olurdu. Etrafta hıçkırıklar ve göz yaşları yoktu; Atatürk'ün de gözleri ıslanmış değildi. Suriyelilerin 1. Dünya Savaşı’nda Türk düşmanlarıyla birleştiklerini, Türk ordusunu arkadan vurmaya çabaladıklarını, belki ihanet ettikleri için ihanete uğradıklarını düşünüyordu: ''Her millet, layık olduğu yaşayışa erer!.. ''dedi ve yürüyüp gitti.

 

Şimdi gelelim gündem yolculuğumuzun Mersin ayağına. Kent gündemi meclisin Başkan Seçer’e borçlanma yetkisi verip vermeyeceğine odaklandı. “Başkan Seçer, ne verdi ki, bizden ne istiyor” diyenler onun ne vermesi gerektiğini bir türlü söyleyemiyor.

Aslında onların ne istediklerini ben biliyorum ama söyleyemem; çünkü herkesin bildiği ve söyleyemediği bir şeyi benim söylememin bir anlamı olmaz. “Söyle,  Kemal İstek” diyenlere söyleyeceğim tek şey, “Söyleyemem” tabi şimdilik...     

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
"Bu takımı yalnız bırakmayın!"
Tarsus’ta 173 kilo kaçak et ele geçirildi
Tarsus’ta 173 kilo kaçak et ele geçirildi