KARANLIK VE SESSİZLİK
Niyazi Ergün PARLAT

KARANLIK VE SESSİZLİK

Bu içerik 325 kez okundu.

Merhaba eski dostum karanlık. Hala sessizliğin içinde gezinip duruyor düşüncelerim ve ne çok giz barındırır geceler koynunda.

Karanlıkla birlikte; düş kırıklıkları, pişmanlıklar, gece hayvanları üşüşür üstünüze.            

***

Kimi zaman gerçeği söyledik, yalan sandılar. Daha az gerçek olanların ise, tümüyle doğru olduğuna inandılar.

Yeni bir karanlık ve sessizlik başlar ve bu en uzun süreni olur. Zaman yavaşlamış, neredeyse durma noktasına gelmiştir sanki. Çünkü yaşanmış olan önceki karanlık ve sessizliklerin acıları unutulmuş, zaman içinde azaldıkça azalmıştır.

Belki de aydınlıklar için, bu karanlık ve sessiz tünellerden geçmek zorunlu. “Karanlık bir zamanda görmeye başlar göz,” der Theodore Roethke.

“Nasıl bir alacakaranlık? Geceyle gündüzün arasına sıkışmış uzun bir kör saat. Geçmişle geleceğin, doğuyla batının, ölümle yaşamın arasına sıkışmış alacakaranlık, görünmez bir çevrintiyle yutup götürüyor her şeyi,” diye yazmış yıllar önce Onat Kutlar.

Herhangi bir gün ortasında çıkagelir gece yarısı. Yemek paydosu zili çalacak diye beklerken. Kesik kesik çakan mavi ışıklar, yüzlerimize çarpıp parçalanarak yere düşerler.

Aslında ne çok şey anlatır sessizlik: Acının büyüklüğünü. “Nasıl olsa anlamayacaksınız.” diyen bakışları. Konuşamayacak denli dolu dolu olanların, avurtlarını ısırarak ölümüne susuşlarını. Çırpınışları, umarsızlıkları, bağrına taş basmaları. Kafaları hiçbir zaman ölçüsüne sığmayacak denli çok sayıda yanıtlarla dolu olanların kıpırtısız, donuk duruşlarını anlatır da anlatır.

Peki nedir sessizlik? Bir insandan hayatında duyduğu pişmanlıkları anlatmasını istemektir belki.

Karanlıktan korkmayan bir insan var mıdır? Biz korkarız, ama karanlık bizden korkmaz. Karanlık ve sessizliğin içinde tek başına, ama yalnız değilizdir. Ne çoktur yalnızlar ve ne de büyüktür yalnızlık.

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, hiçbir şey hiç kimsenin kusuru değil. Birileri mutsuz oluyor ve bunda hiç kimsenin hatası yok. Karanlığın da,  sessizliğin de hiçbir sorumlusu bulunmuyor. Karanlığın içindeki kuzular artık bağırmıyorlarsa, tümüyle sessizliğe bürünmüşlerse; ya hepsi ölmüştür ya da artık bağırmakla canlarını kurtaramayacaklarını anlamışlardır.

***

Suskun kalmak da insanlarla iletişim kurmanın yöntemlerinden biridir. En azından, çoğu zaman olduğu gibi konuşarak başımızı belaya sokmamış oluruz.

“Alacakaranlığı rahatlamayla karşıladım, ardından karanlığın getirdiği yalnızlık geldi,” der Pierre Boullle                                                                               

Gözlerimiz yüzümüze sığmasa da, karanlık yaşıyor. “Şarkıları bir son bulsun,” desen de, sessizlik bir türlü ölmüyor.

Bir gün bir de bakmışsın ki, karanlıklara bir kibrit çakılıvermiş. Yıllardan sonra şarkılar söylüyor çocuklar yan yana. Hayat yenilemiş bizleri ve denizlere çıkmaktadır artık tüm sokaklar.

 

 

                                                                                                                                            

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Semir Bolat okurlarıyla buluştu
Semir Bolat okurlarıyla buluştu
Yaşlı ve engelli vatandaşlar, golf araçlarıyla taşınacak
Yaşlı ve engelli vatandaşlar, golf araçlarıyla taşınacak