Kayıtsızlık…
Niyazi Ergün PARLAT

Kayıtsızlık…

Bu içerik 556 kez okundu.

Kayıtsızlık denince, daha hemen işin başında İvan Goncharov’un Oblomov’unu anımsamamak olmaz.
Roman kahramanı olan Oblomov, varlıklı ve soylu bir aileden gelmektedir. Çalışmadan geçimini rahatça sağlayan bir adamdır. Tek sorunu tembelliktir. Yaşamıyla ilgili olarak aldığı kararların hiçbirini, tembelliği nedeniyle uygulamaya koyamaz.
Yaşama karşı ilgisiz ve miskindir. Düş kurmayı çok sever, ama düşlerini bir türlü gerçekleştiremez. Hepsi plan aşamasında kalır.  Her şeyden yakınır, ama bir şeyleri değiştirmek için hiç kılını kıpırdatmaz.
Babasından kalan çiftlik ve konakta oturmaz. Tüm işleri bir kahyaya bırakır. Kendisi kiralık bir eve taşınır. Her sezon sonunda gelirleri çok düşük gösteren kahyanın kendisini aldattığını bilmesine karşılık, hiçbir girişimde bulunmaz.
Bu kavram insanlarımız tarafından; nemelazımcılık, adam sendecilik, vurdumduymazlık sözleriyle açıklanmaktadır. Kimileri kayıtsız doğar, kimileri de sonradan kayıtsızlaşır.
Kayıtsızlık kavramı, bakış açımıza bağlı olarak,  pek çok sözcük ve deyimle tanımlanabilir. Ancak, burada benim anlatmak istediğim kayıtsızlık, toplumun yararına olmayan bazı düşünceler, sözler, davranışlar ve olaylara karşı tepkisiz kalarak, hiçbir yanıt vermemek olacak.
Kayıtsızlık; uyumluluk, kabullenme, pasiflik, boyun eğme, teslim olma, dikkate almama, kendine yönelme ya da kendine yönelememe biçiminde ortaya çıkabilir.
Soren Kierkegaard: “Akıl azaldığı oranda kaygı da azalır.” demiş, Elie Wiesel ise; “Sevginin karşıtı nefret değil, kayıtsızlıktır” demiştir.
Üzülerek belirteyim ki, insanlarımızda yeterli bilgi ve bilinç olmadığı sürece, şarlatanlık her zaman olacaktır. Ayrıca doğada bitiş düdüğü yoktur, gardınızı asla düşürmemelisiniz. Çünkü, demokrasinin uyanık yurttaşlara gereksinimi vardır.
                                                              ***

Yaşam…

Neler öğretti bize yaşam? 
Neleri aldı, verdi?
Neydi kaçırılan gözlerimizden?
Suçlusu o muydu bilemediklerimizin?
Ona mı borçluyduk bildiklerimizi?

Ömür boyu varlığımızı korumak için savaşırken,
Her gün yeniden başlayan bir oyun,
Yeni düşler ve kıskaçlar çözülür beklentisi.

İnsanlar arasında ayrımsanmadan görünmez olmak,
Bir kentin kalabalığı içine karışıp yok olmak bizimkisi.
Kimi zaman öyle güçlüdür ki ışık,
Geceyle gündüzden farkı yoktur karanlığın.
Bir yararı oldu mu söylediklerimin?
Belki de susmak en iyisi.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Anıt katlı kavşağı açıldı
Anıt katlı kavşağı açıldı
CHP ve derneklerden alternatif kutlama
CHP ve derneklerden alternatif kutlama