Siyasette palyaço etkisi ve projeler
Abidin YAĞMUR

Siyasette palyaço etkisi ve projeler

Bu içerik 931 kez okundu.

Palyaçonun en önemli özelliği nedir?

Yüzünün boyalı olması mı?

Saçlarının rengârenk olması mı?

Burnunun iri ve kırmızı olması mı?

Ceketinin, pantolonunun bol, ayakkabılarının büyük olması mı?

Her hareketi abartıyla yapması mı?

Yoksa bütün bu özellikleri, birinden biri çok öne çıkmadan, hepsini eşit, dengeli tutarak, bütün olarak ilginç olması mı?

Neyse…

***

Şimdi bir palyaço gösterisinde olduğunuzu düşünün…

Palyaço sahneye çıkıyor, hopluyor, zıplıyor, sakarlık ediyor, düşüyor, kendine bir düşman bulup onunla dövüşüyor, onunla dövüşürken de sakarlık ediyor, düşmanına tuzak kuruyor, kendi kurduğu tuzağa kendisi düşüyor…

Arada bir size bakıp dudağı büküyor. Sonra kendi âlemine dönüyor; düşmeye, kalkmaya, düşmanının arkasında iş çevirmeye, onunla dövüşmeye, onunla barışmaya, küsmeye, tekrar barışmaya devam ediyor.

Siz de bu temaşayı neşeyle gülerek izliyorsunuz…

Palyaçonun kıyafetine, hareketlerine, salaklılığına, sakarlığına, becerisizliğine, kof kabadayılığına gülüyorsunuz.

***

Derken palyaço sahnenin önüne geliyor.

Sizi işaret ediyor.

Şaşırıyorsunuz.

Siz yerinizden kalkmayınca palyaço aşağı iniyor, sizin yanınıza geliyor, elinizden tutup adeta sürükleyerek sizi sahneye çıkarıyor.

Palyaço, siz sahnedeyken düşmeye, kalkmaya, düşmanının arkasında iş çevirmeye, onunla dövüşmeye, onunla barışmaya, küsmeye, tekrar barışmaya devam ediyor.

Arada bir sizi de bu oyuna katıyor, sizinle uğraşıyor. Mesela burnunuzu sıkıyor, arkadan gelip sırtınıza zıplıyor, kulağınızın dibinde, aniden ‘vıyonk’ diye düdük çalıyor, ayağınıza çelme takıyor, belinize kağıttan kuyruk takıyor…

Gülmeye devam ediyorsunuz ama artık seyirci değilsiniz. Oyunun içindesiniz.

Derken…

Diğer palyaço da sizinle uğraşmaya başlıyor; burnunuzu sıkıyor, arkadan gelip sırtınıza zıplıyor, kulağınızın dibinde, aniden ‘vıyonk’ diye düdük çalıyor, ayağınıza çelme takıyor, belinize kağıttan kuyruk takıyor…

Palyaçonun, seyirciyi eğlendirmek, güldürmek için başladığı oyun, artık palyaçonun eğlendiği, seyircinin oyuncak olduğu bir gösteriye dönüşmüştür.

Kötü olan şudur:

Seyirci, sahnede iki palyaçonun arasında kalan bireysel seyirci de, olan biteni koltuğundan izleyen seyirci de oyuncak olduğunun farkında değildir.

Gülmek için palyaçoları izlemeye gelmiştir ama şimdi palyaçoları eğlendirmektedir!

***

Türkiye’de siyaset de böyle yapılır.

Siyasetçi ortaya çıkar. Çeşitli laflar söyler, kızar, küser, sakarlık eder, kendine bir düşman bulur, onunla uğraşır…

Seçmen siyasetçinin bu halini gülerek izler…

Günün birinde seçmen de o siyaset oyununun bir parçası olur.

***

Önümüz yerel seçim…

Belediye başkan adayları projeleri açıklıyor…

Vatandaş önce açıklanan projelere gülüyor, eğleniyor; siyasetçi de vatandaş gülsün, eğlensin, o arada dikkatini versin diye elinden geldiğince uçuyor…

Siyasetçi uçuk kaçık projeler yaptıkça halk eğleniyor, gülüyor…

Derken halk da o uçuk kaçık proje fantezilerinin içine giriyor.

Projeler hazırlayan siyasetçi mi halkla dalga geçiyor, projeleri merak eden halk mı siyasetçilerle dalga geçiyor, pek anlaşılmıyor.

***

Oyun şöyle bitiyor…

İki palyaço sarılıyor, popolarını seyirciye dönüp salına salına gidiyor…

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Satrancın büyük ustası Karpov, Mersin’e geliyor
Satrancın büyük ustası Karpov, Mersin’e geliyor
TÜİOSB Başkanı Balta:
TÜİOSB Başkanı Balta: "Bölgesel enerjinin kaynağı kadınlar olacak”