Advert
Hayat, ahlak, ölüm
Niyazi Ergün PARLAT

Hayat, ahlak, ölüm

Bu içerik 1026 kez okundu.

Viktor Frankl‘a göre; insan yaşamı anlam içermektedir. Yaşamı anlamlı kılmak ve amaçla doldurmak için insanın temel güdülemesi, anlam aramaktır. Anlam, insan acı içindeyken bile bulunabilir. Bu konuda İnsanı istekli kılan şey, yaşamını anlamlandırma çabasıdır. Herkes için geçerli evrensel bir anlam yoktur. Her birey için yaşamın anlamı ayrımlıdır. Sonuç olarak yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğu üstlenmek anlamına gelir. Bu nedenle bu görevler ve yaşamın anlamı insandan insana ve an be an değişir.
Alfred Adler‘e göre yaşamın anlamı ise; yaşam bütününe katkıda bulunmaktır. Yalnızca tek bir insan için anlam taşıyan bir sözcük, aslında anlamsız olur. Her insan, önemli biri olmayı amaç edinir. Ancak kendi önemlerinin, başkalarının yaşamlarına yaptıkları katkılarda yattığını anlamazlarsa, sürekli olarak aynı yanlışı yineleyip dururlar.  Atalarımızı var eden, onları anlamlı kılan şey, bugünkü hayata sundukları katkılardır. Adler, “Öyle ise diğerlerine ne oldu?” sorusu ile sadece kendini düşünen bencil bireyleri hedef alır. 
Yaşam, her gün başka bir anlam, başka bir yüz, başka bir ruh, başka bir maske ile çıkıyor karşımıza. Ferit Edgü doğru söylemiş.
Toplum içinde yaşayan bireyin uymak zorunda olduğu davranış biçimleri ve kuralların tümüne ahlak diyoruz.  Töre ise, bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünüdür.
“Bak şu ahlaksıza!” diye bağırsa biri çarşıda, pazarda, caddede. Hangimiz kafamızı çevirip, sesin geldiği yöne bakmayız ki? Hele haykıran yaşlıca bir hanım ise.
Emile Durkheim’ın, yüz yıl kadar önce (1902-1903) Sorbonne’da öğretmenlik bölümü öğrencilerine Ahlak Eğitimi başlığı altında sunduğu bu toplumbilim ders notları, hâlâ bir başyapıt olma niteliğini koruyor.

Modern toplumun sahip olması gereken laik (akılcı) ahlak anlayışının ilkokul çağındaki bir çocuğa nasıl aktarılabileceğini ve öğretmenin bu konudaki yadsınması olanaksız önemini, bilimsel kanıtlara dayanarak açıklayan ünlü Fransız toplumbilimci ve düşünür, bu çalışmasıyla yalnızca içinde yaşadığı topluma değil, laik yaşam (akılcı yaşam düzeni) biçimini benimsemiş tüm toplumlara büyük bir hizmet sunmuştur.
***

Ölüm, yeni bir başlangıç belki de. Her canlının mutlaka geçeceği bir yol. Kaçış yok. Aynı, gerçek karşısında olduğumuz gibi, ölüme de karşı çıkmaya çalışırız, ama ondan kaçamayız. Tıpkı gerçekten kaçamadığımız gibi.

Bazı bilimsel araştırmaların sonucuna göre; beden tümüyle ölmeden önce, yüksek oranda endorfin salgıladığından, insanın yaşayacağı bu en son deneyimin olabildiğince ağrısız ve acısız geçmesinin sağlandığı belirtiliyor.
Joseph Conrad’ın bir sözü ile bitiriyorum: “Dilini tutmak konusunda hiçbir şey, ölümün sonsuz suskunluğuyla boy ölçüşemez.”             

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Pele’nin gözyaşları 1’inci oldu
Pele’nin gözyaşları 1’inci oldu
Tarsus'ta şahmeran etkinliği sona erdi
Tarsus'ta şahmeran etkinliği sona erdi