Rüzgarı yakalamaya çalışmak
Niyazi Ergün PARLAT

Rüzgarı yakalamaya çalışmak

Bu içerik 754 kez okundu.

 

Herkesin kendi sisi, bulutu, dumanı vardır. Anımsamak istemediği anılarını, acılarını, unutmak istediği hatalarını, duymak istemediği isimleri, artık görmek istemediği yüzleri gömer, saklar oraya.

Yaşamınız boyunca, olmaz dedikleriniz gerçekleşmiş, bekledikleriniz, hatta kesin gözüyle baktıklarınız ise yitip gitmiştir.

Ömür boyu yaşantımıza bir anlam kazandırmaya, beğendiğimiz insanlarla iletişim kurmaya, özlediklerimize yaklaşmaya, güç kazanmaya ve güçlü bir ekip kurmaya çalışırız.

Ama sanat yapıtlarında çoğu kez; dünyanın anlamsızlığı, insanların iletişimsizliği, özlem duyulanların uzaklığı, zayıflığı ve yalnızlığı anlatılır.

Henry de Montherlant; “İnsanlar zayıf karakterli, değişken, ne istediğini kestiremeyen yaratıklardır” der.

Bir sıkıntıya düşüp de dostlarınızdan yardım istediğinizde, onlar size yardım etmekten çok, ya akıl ve öğüt veririler ya da sizi suçlarlar. Ve tüm bunları yaparken de, size yardımcı olduklarını düşünürler. Sonuç olarak, tüm sorunlarınızla tek başınıza baş etmek zorunda kalırsınız.

“İş hayatınızda çok gerekli olan şeyleri size okulda öğretmezler,” der Somerset Maugham.

Rüzgarı yakalamak için her ne kadar peşinden koşsak da, aslında bir insanın kendisiyle bırakılması, kendisine kalabilmesi çok büyük bir olanak ve mutluluk kuşkusuz…

Düşünsenize bir. Herkes bütün işlerinize karışsa, dünya ne kadar çekilmez olurdu.

Sevgican Y. Aksel; “Yazılanlar, gerçek yaşamdan koparılıp alınabilenlerle kurulan bir dünyadır. Ne gerçekliği tümüyle yansıtabilmek, ne de ondan kurtulmak olası,” der.

Peki, rüzgarı yakalamak isteyen ne ile karşılaşacaktır? “Kalıp koyucu, tekrarlatıcı toplum ezberletir ve karbon kağıdıyla çoğaltılmış yaşantılar saçılır ortalığa, birbirinin aynısı ve soyut,” der Işık Ergüden.

Evren, tüm sonsuzluğu ve gizemleriyle kendisini fethetmemizi bekliyor, ancak rüzgarı tutayım derken, fırtınaya kapılıp sürüklenmek, oradan oraya savrulmak da var işin içinde.

Evet, rüzgarı yakalamak olanaksız, ama bütün ömrü boyunca onu yakalamak için hiçbir girişimde bulunmamış olan insan, ölünceye dek bunun pişmanlığını yaşayacaktır.

ÇINAR YAPRAĞI

Sarıydı;

Uzandım, tutamadım.

Dokunsam, öpecektim.
Ama bir küçük rüzgarla

Bırakıverdi kendini boşluğa

Nazlı, yalpalayarak.

Toprağa kondu, durdu.

Bir rüzgar daha,

Hafifçe titredi.

Üçüncü esintide,

Kirli bir mendil gibi yerlerde sürüklendi.

22 Mayıs 1991, Silifke

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 “Çocuklar milletimizin geleceğidir”
“Çocuklar milletimizin geleceğidir”
Kariyer Merkezi sektör buluşmaları başladı
Kariyer Merkezi sektör buluşmaları başladı