​Küskün
Abidin YAĞMUR

​Küskün

Bu içerik 376 kez okundu.

Şimdilerde yurdun dört bir yanında, Edirne’den Kars’a her vilayette, parti küskünleri dolaşmakta.

Seçim zamanları hep böyle olur; binlerce kişi partilerin belediye başkan aday listesine girebilmek için aday adayı olur, günlerce gezer, sloganlar atar, paraya kıyıp afişler bastırır, medyaya para akıtır, yanında yöresinde kümelenen kişilere ekip adını verir, ekip ona başkan der, o ekibe müdürlerim der…

Sonra aday listeleri açıklanır, kızılca kıyamet kopar seçim bürolarında. Yumruklar masaya vurulur, şöyle konuşmalar olur:

-Hadi gidelim, genel merkeze dünyanın kaç bucak olduğunu gösterelim arkadaşlar!

-Gidelim!

-Bizi yok sayanın çenesini kırarız!

-Kırarız!

-Kendi adayımızı çıkarırsak onların çanına ot tıkarız!

-Tıkarız!

-Gerekirse bağımsız aday olarak çıkarız!

-Çıkarız!

-Yakarız!

-Yakarız!

-Oyunu bozarız!

-Bozarız!

***

Ertesi gün, aday adayı yapayalnız kalır. Çünkü ekibi, müdürleri gün ışımadan belediye başkanının ofisinde almıştır soluğu.

Bizim aday adayı artık kızgın değil, küskündür.

***

“Parti kaybetti” diye düşünür. “Gösterdikleri aday da kim? Adam demem ona ben.”

Küskünlüğü bekledikçe büyür.

İçten içe partinin seçim kaybetmesini ister.

Ya da yok ya” der sonra, “benim ilçemde kaybetsin, diğer ilçelerde kazansın. Hatta her ilçede kazansın, bir tek benim ilçemde kazanmasın ki benim ağırlığımı parti görsün.”

Bu küskünlük, bu üzüntü aylarca sürer…

***

Bendeniz siyasetçilere umut bağlayacak kadar romantik, siyasete, seçimli meçimli işlere girmeyecek kadar gerçekçi bir yazarım.

Ama partileri tarafından listeye alınmayan aday adaylarının neler hissettiğini anlarım.

Bizim yazarlık işi de çünkü siyasetçilerin, belediye başkanlığına, milletvekilliğine aday olmasına benziyor.

Ortaya bir ürün çıkarıyoruz, bunu yayınevlerine gönderiyoruz, yayınevleri çalışmamızı beğenmezse, üzülüyoruz.

***

Hikâyelerimi vaktiyle İletişim Yayınları’na, Yapı Kredi yayınlarına, Remzi Kitabevi’ne göndermiştim.

Yapı Kredi, “3 ay içinde aramazsak sen bu işi olmadı bil” diye peşinen uyarmıştı zaten.

İletişim Yayınları’ndan telefonla aradılar. O an bakamadım. Ertesi gün sabah aradım. Asabi bir erkek çıktı telefona. Kendimi tanıttım. “Beni aramışlar sizin ofisten” dedim. “Hikâye dosyası göndermiştim.

Asabi erkek, “Kabul görmemiştir, onun için aramışlardır” dedi. “İyi” dedim, “Canın sağ olsun!”

Remzi Kitabevi’nin editörü de tek kelimelik e-posta göndermişti bana. Şöyle diyordu:

“Üzgünüm…”

Ne yapsın adamcağız, belki günde 50 kişiye e-posta atıyordu, herkese uzun uzun izahat verecek hali yoktu ya.

***

Şimdilerde yurdun dört bir yanında, Edirne’den Kars’a her vilayette, parti küskünleri dolaşmakta.

Onları anlıyorum.

Siz de anlamaya gayret edin, kızmayın onlara.

Hem adamlar zaten yapayalnız…

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
'Siyasi görüş devre dışı bırakılmalı'
'Siyasi görüş devre dışı bırakılmalı'
İş vaadiyle vatandaşları dolandırmış
İş vaadiyle vatandaşları dolandırmış