Advert
Advert
Advert
Kaybolan çocukluk ve adalet
Abidin YAĞMUR

Kaybolan çocukluk ve adalet

Bu içerik 506 kez okundu.

Bugün bu köşede bir kadının, belki de bir kız çocuğunun demek daha doğru olur, adalet arayışına kulak vereceğiz.

Önyargısızca, küçük bir kız çocuğunun gözünden bakarak, sonuna kadar okumanızı rica ediyorum.

***

Şimdilerde 43 yaşında olan Songül Baerisch,  henüz 11 yaşındayken memleketi Antalya’nın Serik ilçesinde cinsel istismara ve tecavüze uğrar. Aylarca süren tecavüz sonucunda gebe kalır,  15 yaşında anne olur. Konu mahkemeye taşınır. Sanık ‘evleneceğim’ deyince, sanığın yakınları küçük Songül’e ve annesine baskı yapınca, çocuğun rızası var mıydı yok muydu tartışmasından dolayı dosya iki mahkeme arasında gidip gelince,  en sonunda mahkeme de ‘kızın da rızası vardı’ deyince sanık B.S. sadece 1 yıl 8 ay ceza alır, 4 ay yatıp çıkar. 

***

Hikâyeyi buraya kadar okuduysanız, ilginizi çekmiş demektir. Biraz daha ayrıntı vermek için, yeniden başa dönelim.

Konyalı bir baba ile Antalyalı bir annenin kızı olarak 1975’te Almanya’da doğan Songül, 1980’li yılların başında ailesiyle birlikte Antalya’nın Serik ilçesine yerleşir.

 Özer ailesi bir süre sonra dağılır, Songül ve annesi, tarım işçiliği yaparak hayata tutunmaya çalışır. Songül 11 yaşına geldiğinde, o zamanlar 28 yaşlarında olan B. S., küçük kıza taciz ve istismarda bulunur, tecavüz eder.

Tehditlerle tecavüz aylarca sürer.

Songül, 15 yaşına geldiğinde, 1990 yılında, tecavüzlere daha fazla dayanamaz ve intihar eder. Hastanede polise yaşananları anlatır. B. S. gözaltına alınır.

Sanık, karakoldaki ilk ifadesinde kızı tanımadığını söyler.

Ertesi gün ifadesini şöyle değiştirir: Kızın da rızası vardı. Seviştik. Evleneceğiz!

‘Kızın rızası vardı’ ifadesi verilince dava Serik Asliye Ceza Mahkemesi’ne taşınır.

Songül de mahkemede rıza vardı diye ifade vermek zorunda kalır.  Ancak Songül, bir gün gizlice mahkeme başkanına bir dilekçe yazar. Baskı altında olduğunu, bu nedenle rızam vardı dediğini, B. S.’nin tecavüzüne uğradığını belirtir dilekçede.  

Mahkeme, ‘kızın rızası yok, tecavüz var’ diyerek dosyayı Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderir.  Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, ‘kızın rızası varmış’ diyerek davayı kabul etmez. Asliye ceza mahkemesi kararında direnince dosya yeniden Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gider.

O arada 15 yaşındaki Songül’ün gebe olduğu da ortaya çıkmıştır.

Sol koluna damga vurulup İzmir Adli Tıp’a gönderilmekten, yaşadığı tecavüzü polislere defalarca anlatmak zorunda kalmaya kadar her tür travmayı yaşar Songül.

Üstelik gebeliğin altıncı ayındayken, B.S’nin dayısının tecavüzüne de uğrar.

15 yaşını bitirmeden kızını dünyaya getirir.

Tecavüzcü B. S. ise ‘Kızın rızasının olduğu, kızın kızlığının ilişki sırasında değil, doğum sırasında yırtıldığı’ gerekçeleriyle 1 yıl 8 ay ceza alır.

4 ay yatar, çıkar.

Songül, kucağında bebeğiyle Antalya Valiliği’ne gidip yardım ister.  Vali yok derler. Songül son çare bağırıp ağlar.

Bir kadın özel kalem müdürü vardır valilikte, o sahip çıkar Songül’e. Songül, garsonluk yapmaya başlar. Ahırdan bozma bir göz odada kızıyla birlikte hayata tutunmaya çalışırken bir erkekle tanışır.

Bir sığınak aramaktadır. Evlenir. Şiddetin her türlüsünü, işkencenin en ağırını yaşar Songül yıllarca. Tüm o şiddete, ‘Sana ben sahip çıktım, ben olmasam sen ve piçin geneleve düşerdiniz’ gibi sözlere Songül’ün kızı da tanık olur.

Bir oğlu olur Songül’ün. Ancak şiddet o kadar fazladır ki, bir gün canına tak eder, oğlunu daha sonra almak üzere bırakır, kızını alır, gider.

Boşanırlar. Manavgat’a yerleşir Songül. Bir otelde garsonluk yaparken, ‘Tanıdığım en iyi insan’ dediği Alman vatandaşı Frank ile tanışır.

2000 senesinde Almanya’ya gider, 2001’de evlenir.

Bir lokantada garsonluk yapan Songül, çalıştığı lokantayı satın alır önce. Sonra lokanta sayısını üçe çıkarır. Artık başarılı bir iş kadınıdır.

Fakat her şeyi bir gecede bırakmak zorunda kalır. Çünkü genç yaşta kansere yakalanmıştır.

Kanseri de yener Songül. İş hayatına sıfırdan başlar. Kısa zamanda yeniden işlerini toparlar. Ancak Songül’ün içinde yanan bir ateş vardır yıllardır.

Çocukken tecavüze uğradığını ailesi, yakın arkadaşları bilmektedir. Songül bir gün, sosyal medyadan anlatır yaşadığı her şeyi. Bununla da kalmaz, Antalya’ya döner ve Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada usulsüzlükler yapıldığı, adil yargılama yapılmadığı iddiasıyla davanın yeniden görülmesi için Adalet Bakanlığı’na başvurur.

***

Songül Baerisch’in bu talebi kabul edilirse, Türkiye’de bir ilk olacak.  Songül Baerisch neden bu yola başvurduğunu ve ne istediğini şöyle anlatıyor: “Davanın yeniden açılmasının zor olduğunu biliyorum ama imkansız değil. Davamda usulsüzlükler var. Bana avukat verilmedi. Haklarım söylenmedi. Devlet korunması altına da alınmadım. Temyize gitme hakkımın olduğunu bile bilmiyordum. Karar temyiz edilmedi. Bu nedenle usulsüzlükler tespit edilemedi.  Ben adalet istiyorum. Bu sadece benim davam değil. Bütün kız çocuklarının davası. Bana, çocukluğumda bu acıları yaşatanlar hiçbir şey olmamış gibi, saygın yaşamlarına devam ediyorlardı ve başka yerlerde, başka çocuklar tecavüze uğruyor, öldürülüyordu. Tecavüze ve tacize uğrayan kadınlar, korkuyorlar ve yaşadıklarını anlatamıyorlar. O kadınlara örnek olmak, cesaret vermek istedim.”

 

 

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akşener ve Uysal Pazar Günü Mersin’de
Akşener ve Uysal Pazar Günü Mersin’de
Kumbur’dan su kıtlığı uyarısı
Kumbur’dan su kıtlığı uyarısı