Advert
Advert
BULUTSUZ BİR GÜN DÜŞÜNÜRSÜN
Niyazi Ergün PARLAT

BULUTSUZ BİR GÜN DÜŞÜNÜRSÜN

Bu içerik 359 kez okundu.

Düşler gelir yağmurlu. Ama görüyor musun? Dökülmüyor fildişi kuleler. Neden pencereler hep ışıksız? Yine de hep birlikte bekleyelim durmaksızın gökkuşağı günlerini.

Akşamların sonlarında, geceler damlamaya başlar yıldızlardan. Hayat sizi boğar. Boğulursunuz, çırpınırsınız. Ama dostlarınız el salladığınızı düşünürler.

                                                    *

Küçük çocuğa bir Türk Bayrağı verdim.

-Bayramın kutlu olsun, dedim.

Ciddi bir yüzle bana:

- Amca, bayramda ne olur?  Düğün mü olur? dedi.

*

Kapkara bulutlar kaplayınca gökyüzünü, geceler bile aydınlık geliyor insana. Oluşturulan travmalar bilinç altımızdaki izlerle her karşılaştığında, kapandıkça kapanıyoruz içimize. Güneşsizlik bizi eksiltiyor ve eksik parçalarımızı arama, bulma ve birleştirme çabalarımızı sonuçsuz kılıyor.

Liberalizme özgü bastırıcı tolerans aygıtı kullanılıyor. Bu yolla muhalif partilerin hareketleri kısıtlanarak değil, kışkırtılarak yönetiliyor. Umutsuzluğa kapılmamış olsak bile, eziklikleri duyumsayarak yaşıyoruz hep birlikte.

İnsanlarımızın durumu bu hayatı yaşamaktan çok, bir yerde donup kalmaya benziyor.  Birbirimizle olan etkileşimlerimiz durağan, dönüşmeyen ve dönüştüremeyen bir yapıya bürünüyor.

Bu koşullarda, ayrı ayrı ne denli tutarlı olsalar da, bazı parçaların birleşerek bir bütün oluşturmadığını, enerjisinin sorun çözen, sonuç alan bir etkinliğe dönüşemediğini görüyoruz.

Toplumsal beklentilerin ağırlığı, istemesek de taşımak zorunda kaldığımız bir yük olarak üzerimizde. Bu belirsiz durum, deneyim ve birikimlerimizin de katkılarıyla oluşan direncimizi sarsıyor zaman zaman.

Bazen birini kucaklayarak, bazen de birini basamak gibi kullanarak var olmaya  çalışırız. Bazı yürekleri incitmişizdir. Bazı yürekler de bizi incitmiştir. Çokça üzülüp, daha az sevilmişizdir.

Gerard de Nerval bir şiirinde şöyle seslenir:

“Vadilerimizde parlayan çiçeklerin

O soğuk nefeslerinde kış, yarın,

Açılmış bir bağrı buza kesince

Ölü yaprağa kim verebilir geri

Rüzgarın alıp götürdüğü kokuları?

Baygın parlaklığı kim verebilir?”

                                       *

Bulutsuz bir gün düşünürsün. Oysa herkes kendisiyle meşgul. Bulutsuz bir gün için sınırları zorlamak gerekiyor kuşkusuz. Bulutlar gider bir gün, bir sabah uyandığında. 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tarım ekonomisi öğrencileri Tarsus TB’ye konuk oldu
Tarım ekonomisi öğrencileri Tarsus TB’ye konuk oldu
Yeşilboğaz’dan MGC’ye ziyaret
Yeşilboğaz’dan MGC’ye ziyaret