Bay Başkan Tuna: Topsuz alanda düz koşu
Abidin YAĞMUR

Bay Başkan Tuna: Topsuz alanda düz koşu

Bu içerik 1358 kez okundu.

 

Futbolu seviyor. İyi de oynuyor sayılır. Top ayağına yakışıyor. Hızlı. Birkaç kez, yeşil sahada karşılıklı oynamışlığımız da var. O forvet hattındaydı. Ben savunmada. Topla buluşunca, bir iki savunmacı geçip ceza alanına girmek,  bir 'fake' atmak, kaleciyle bire bir kalmak, olmadı sağdan soldan kaçan birine ince bir ara pası atmak gibi huyları yok.  Şut atmayı seviyor. Savunmacıların seveceği forvet türünden. Omuz omuza, yan yana mücadeleye girersen birkaç adım top sürüyor, sonra hemen kaleye vuruyor. Karşına alırsan çalım filan atmıyor, açısı iyi olsun olmasın vuruyor. Aceleci. Ceza alanında ya da ceza alanı çevresinde çok hareketli değil. İstiyor ki sağ açık, sol açık, orta saha onu direkt görsün. Top istemek için koşmuyor. Ayağına pas istiyor. Pas ayağına gelmezse kızıyor. Yaşından dolayı mı, futbolcu kumaşından dolayı mı öyle, önemli değil. Sonuçta öyle!

Bu futbol bahsine az sonra tekrar döneceğiz. Şimdi asıl konumuz olan siyasete girelim ve 2002 senesine gidelim.

2002'DE VEKİL SEÇİLEMEYİNCE 15 YILLIK BAŞKANLIK YOLU AÇILDI

Büyükler, ‘Her işte bir hayır vardır’ derler. Biri sabırsızlanıyorsa, ‘Sabreden derviş muradına ermiş’ derler.  Aceleye konu olan mesele bir periyot içinde gerçekleşiyorsa ‘Sayılı gün çabuk geçer’ derler. Bu üç söz, siyaset yapmak isteyen herkesin, her daim aklında tutması gereken bir sözdür. Sanırım, bu üç sözün değerini en çok bilen siyasetçilerden biri, Hamit Tuna’dır.

Hamit Tuna, gencecik bir siyasetçiyken MHP’den milletvekili aday adayı oldu.  MHP eğilim yoklaması yaptı, tabanın tercihine uydu ve Hamit Tuna 2002 seçimlerine, MHP’nin dördüncü sıra Mersin Milletvekili adayı olarak girdi.  O seçimlerde listenin başında Behiç Çelik vardı.  MHP barajı geçseydi, muhtemelen Hamit Tuna da milletvekili olacaktı. Ama MHP barajın altında kaldı, o seçimlerde CHP’nin yedinci sırasındaki aday bile Ankara yolunu tuttu.

Eğer o seçimde MHP barajı aşsaydı, Hamit Tuna, milletvekili olsaydı, Tuna da alelade bir parlamenterlik dönemi yaşayacaktı, yıpranmış olarak Mersin’e dönecekti ve muhtemelen bugün bu yazının konusu Hamit Tuna olmayacaktı.

‘Her şeyde bir hayır vardır’ sözünü hatırlatan bir süreç yaşandı daha sonra Hamit Tuna açısından.

Partisi MHP, 2004 yerel seçimlerinde Tuna’yı Toroslar Belediye Başkan adayı olarak gösterdi. Aynı seçimlerde, Behiç Çelik ile yolları bir kez daha kesişti. MHP Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak Behiç Çelik’i çıkardı.

2004 HER YÖNÜYLE RENKLİ BİR SEÇİME SAHNE OLDU

28 Mart 2004 seçimleri SHP-DEHAP ittifakı nedeniyle, ittifakın eski bakan Fikri Sağlar’ı, CHP’nin eski DSP’li, eski YTP’li ve parti içinde tartışmalı Macit Özcan’ı, AKP’nin işadamı Mahmut Arslan’ı Büyükşehir adayı olarak çıkarması nedeniyle zaten renkliydi. Seçimlerde alınan sonuçlarla ve 10 yıla damga vuracak etkileriyle daha renkli oldu.

Kısaca şöyle özetleyelim:  O zamanlar, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı 3 merkez belde olan Yenişehir, Akdeniz ve Toroslar sınırları içindeki seçmenin oylarıyla belirleniyordu. 28 Mart 2004 seçimlerinde MHP’nin Yenişehir, Toroslar ve Akdeniz adayları için verilen oy toplamı 49 bin 660oldu.

MHP Büyükşehir Belediye Başkan adayı Behiç Çelik’e verilen oysayısı43 binde kaldı.

2004 seçimlerinde CHP’nin Yenişehir, Toroslar ve Akdeniz adaylarına verilen oy toplamı 69 bin 917 oldu.

CHP Büyükşehir Belediye Başkan adayı Macit Özcan’a verilen oy ise 79 bini buldu.

Sandık sonuçları etraflıca incelendiğinde görüldü ki,  Büyükşehir adaylarının, beldelerle oy farkının en keskin olduğu yer Toroslar beldesiydi.  MHP adayı Behiç Çelik, burada MHP adayı Hamit Tuna’dan 5 bin civarı az oy almıştı. CHP Büyükşehir adayı Macit Özcan da burada CHP Toroslar adayı Sinan Koç’tan 5 bin civarı fazlaoy almıştı!

Yani Toroslar’da seçmenin bir kısmı belde belediye için MHP’li Hamit Tuna’ya, Büyükşehir Belediyesi için CHP’li Macit Özcan’a oy vermişti. Organize miydi? Kopuşlar, kaymalar CHP’den MHP’ye doğru muydu, MHP’den CHP’ye doğru muydu? Bilmek, net bir şey söylemek kabil değildi ama seçimlerden kısa süre sonra CHP’li Sinan Koç belediye önünde yüzlerce kişiyle eylem yaptı ve Macit Özcan’ı protesto etti. MHP’li Behiç Çelik de,  bir basın toplantısı düzenledi, Tuna’yı yarım ağız, biraz da imalı tebrik etti ve Ankara’da bazı derin güçlerin seçimleri manipüle ettiğini ileri sürdü.

Siyaset kulisleri bazen partilerin binasında, çoğu kez lokantalarda, sıklıkla özel ofislerde olur. Bazen de işhanlarının asansöründe olur. 2004 seçimlerinden bir ay kadar önce, Hastane Caddesi’nde, bir işhanının asansöründe, siyasetle pek de ilgilenmeyen bir hanım şöyle demişti bana: "Biz sağcıyız. Karar alınmış, Toroslar’da MHP’ye, Büyükşehir’de CHP’ye vereceğiz!"

 Kararı kimler almıştı, söylemedi.

TOROSLAR DAHA KÖYLÜ OLDU, TUNA RAHAT KAZANDI

2004 seçimlerinde 27 bin 684 oy alan Hamit Tuna, başkanlık koltuğuna oturdu, kendi halinde, sessiz sedasız bir belediyecilik yaptı ama bu 5 bin oy fark meselesi hayli zaman konuşuldu.

2009 seçimlerine aynı şartlarda gidilseydi Hamit Tuna yine kazanır mıydı? Hiçbir zaman bilemeyeceğiz. 2009 seçimlerine daha farklı şartlarda gidildi. Pergel Yasası olarak anılan bir yasa nedeniyle Toroslar’da yerleşim birimi sayısı ve seçmen sayısı arttı.Toroslar daha kırsal, daha köylü bir ilçe oldu. Pergel yasası uyarınca köyler ve beldeler de Toroslar’a katıldı ve Hamit Tunalı MHP 46 bin 326 oylaseçimi bir kez daha kazandı. En yakın rakipleri AKP ve CHP’yi neredeyse ikiye katlamıştı.

2014 seçimlerinde Hamit Tunalı MHP, 56 bin 47 oy alarak bir kez daha kazandı. Bir anlamda Hamit Tuna kalfalık döneminde oyunu 9721 adet artırmıştı. Aynı süreçte AKP’nin oyları 12 bin 665,  HDP’nin oyları 4716 adet artmıştı. CHP’nin oyları ise 433 artmıştı.

24 Haziran Seçimleri’ndeMHP Toroslar’da dördüncü parti oldu. AKP’nin yanı sıra HDP de oy patlaması yaptı. İyi Parti çıkış yakaladı. Yani Hamit Tuna ve MHP açısından zor bir süreç başlamıştı. 2019 yerel seçimlerinde Toroslar el değiştirebilirdi.

3 dönemlik başkan Hamit Tuna, böyle bir ortamda Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne, beklemediği bir anda aday oldu.

O süreci, Tuna'nın aday gösterilmesinin ya da başka bir ifadeyle Burhanettin Kocamaz'ın MHP tarafından gözden çıkarılmasının yarattığı çalkantıları hep birlikte gördük. O kısma biraz sonra dönmek üzere küçük bir ara verelim ve Hamit Tuna'nın belediye başkanlığı profiline bir göz atalım.

KOCAMAZ'IN NUSRAT HAMLESİNE BENZER KIBRIS TANKI HAMLESİ

Hamit Tuna, Mersinlilerin büyük kısmının, Toroslar ilçesi halkının bir kısmının, uzaktan tanıdığı, sadece adını duyduğu bir belediye başkanı oldu 15 yıl boyunca.  Toroslar'da belediyecilik anlamında, şehircilik anlamında ahım şahım işler yapmadı. Mahalleler arasındaki eşitsizlikler onun zamanında da sürdü. Bazı yerlerde arttı. Mesela, kendi köyü olan Yalınayak, hızla şehirleşerek, yapılaşarak temiz bir şehir görüntüsüne kavuşurken, Yalınayak'ın hemen yanı başındaki Güneykent, Halkkent daha da kötüye gitti. Demirtaş, Alsancak, Yumuktepe, Osmaniye, Çavuşlu, Çukurova mahalleleri Mustafa Kemal mahallesi kadar şanslı değildi. İlçenin dört bir yanında yeni binalar, apartmanlar, siteler yapıldı ama ilçenin eski mahalleleri olduğu gibi kaldı.

Mahalleler arasındaki bu eşitsizliğin, belediye başkanını çoktan değiştirmiş olması gerekirdi ama Hamit Tuna, güleryüzlü olmanın, sosyal olmanın, toplumun her kesimiyle diyalog kurmanın, eleştirileri dinlemenin, sosyal projeler yapmanın ödülünü aldı. 'Hamit Tuna iyi adamdır, Hamit Tuna herkese eşit davranır'algısı, giderek bir imaja dönüştü.

Vatandaşın mahallesine tam ve etkili hizmet gitmiyordu, bazı mahalleler daha iyi durumdayken bazı mahalleler daha kötü durumda olabiliyordu ancak taziye çadırı, cenaze aracı gibi hizmetler, her mahalleye eşit şekilde, hızla gönderiliyordu. AB destekli projelerden her kesimden insan, özellikle kadınlar faydalanıyordu. Belediyenin bir tesisi Akbelen'e yapılıyorsa, bir tesisi Halkkent'e yapılıyordu, böylece her mahallede belediyenin varlığı hissediliyordu.

Her yerden görünecek dev Türk bayrağı, Anıttepe projesi, Mersin'in düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü yürüyüşü, Çanakkale şehitleri anıtı, köylerarası futbol turnuvası gibi faaliyetlerle bir yandan MHP çizgisine uygun şekilde Türk milliyetçisi tabanı memnun ediyor, bir yandan ilçede aidiyet duygusunu geliştiriyordu.

Burhanettin Kocamaz, sadece Nusrat Mayın Gemisi hamlesiyle Mersin'de binlerce seçmeni etkilemişti. Hamit Tuna da belki de ondan esinlenerek, Silifke Belediyesi'ne emanet edilen Kıbrıs gazisi tankı Toroslar'a getirdi. Silifke Belediyesi itiraz edince tank geri gönderildi. Ama Toroslar Belediyesi, başka 'gazi' araçlardan bir park yapmayı bildi.

SEÇMENİN GÖNLÜNE ASFALTLA DEĞİL, YUNUS EMRE DİLİYLE GİRDİ    

Tüm bu Türk milliyetçiliği faaliyetlerine rağmen, ilçedeki Kürt seçmenin de sempatisini kazanması hep O'nun kişisel karizmasına ve naifliğine yoruldu. Kırıcı, dışlayıcı, incitici bir dili yoktu.  Yani milliyetçilik söylemi daha farklıydı. Korku ve tehdit salan bir milliyetçi dil değil, bir olma, birlikte olma çağrısı yapan bir milliyetçi dili vardı. İlçede hatırı sayılır bir nüfusu olan Alevilere de hep barış çubuğu uzatıyordu. Cemevi yapmak isteyen Alevi derneklerine kolaylık sağlıyor, belediye eliyle yaptırdığı kültür merkezine Yunus Emre ismini veriyor, böylece herkesi memnun ediyor, kimseyi ürkütmüyordu.

Bütün bu belediyecilik faaliyetlerine, Hamit Tuna'nın düğünde, cenazede görülme, herkesle tokalaşma, herkesle sohbet etme gibi yanları da eklenince imajı oturdu.

Hamit Tuna, seçmenin gönlüne asfaltı, kaldırımı, yolu kullanarak değil de, Yunus Emre dilini, tarzını kullanarak girmişti.

'İYİ İNSAN OLMA İMAJI DIŞINDA BİR VAADİ YOK'

Özellikle Toroslar'da yaşamayan, Mersin'in başka illerinde yaşayan seçmenin kafasında, 'Hamit Tuna iyi adam' imajı oturmuştu.

Hamit Tuna'nın da, bu imaj dışında, Mersinlilere sunacağı bir belediyecilik modeli, bir şehir hayali, vaadi yoktu.

Nitekim, Hamit Tuna MHP tarafından aday gösterildikten sonra Mersinlilere 'gönül insanı' mesajları vermeye devam etti. Rakip partilerdeki aday adayları ve elbette selefi olan Burhanettin Kocamaz, büyük büyük projelerden, yatırımlardan, çağ atlamaktan filan söz ederken Hamit Tuna, bir olma, birlikte olma, huzur içinde kardeşçe yaşama mesajları veriyor; aday adaylığını ilan ettiği toplantıda bile yeniden meyve veren zeytin ağacı gibi 'ekolojik' projelerini anlatıyordu.

MERKEZE HİTAP EDEN ADAYKEN PARTİ İÇİ ÇEKİŞMENİN ORTASINDA KALDI

Hamit Tuna'nın MHP'den aday gösterilmesinin, daha doğrusu BurhanetinKocamaz'ın MHP tarafından gözden çıkarılmasının yarattığı sarsıntılara dönelim tekrar.

'Gönül insanı' Hamit Tuna, siyaset hayatının en sert mücadelesi içinde buldu kendini bir anda. Üstelik bu mücadele bu kez, parti içinde başlamıştı.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, MHP tarafından 'vefasızca' silindiğini söyleyerek 'taarruza kalkınca', Hamit Tuna, parti adamı olduğunu, Ülkücü olduğunu, 3 Hilalli Bayrağı Mersin Belediyesi'ne dikmek için çalışacağını söylemek zorunda kalıyordu. Tuna'nın adaylığını ilan eden il başkanı 'Mersin Yörük Türkmen şehridir' diyerek konuyu etnik kökenlere çekiyordu.

Yani, her kesimden oy alabileceğine inanılan, merkezde duran, iyi bir insan imajı dışında hiçbir belediyecilik silahı olmayan Hamit Tuna, ısrarla siyasete, milliyetçiliğe, parti içine çekiliyordu.

AYAĞA PAS BEKLİYORDU (İTTİFAK), O PAS GELMEDİ

Hamit Tuna'nın, bu en zorlu siyaset mücadelesinde önünde iki seçenek kalmıştı: Ya MHP içindeki kavganın çekişmenin parçası olacaktı. Ya da o kavgaya karışmadan 'Hamit Tuna iyi insandır' imajını sürdürecekti. İkincisini yapabilmesi zordu, mucizeye bağlıydı. İlkini seçti ve kendini parti içi çekişmenin aktörü olarak buldu.

Hamit Tuna açısından daha zor olan ise şuydu: Sürecin en başından beri kontrol Hamit Tuna'da olmadı. Kontrol hep birilerinde oldu, Hamit Tuna onların belirlediği kurallara göre oynamak zorunda kaldı.

Mesela aday olarak ortaya atılması, Kocamaz ile karşı karşıya getirilmesi genel merkezin takdiriydi. Bir anda Kocamaz'ın 'taarruzunu' göğüslemek zorunda kaldı.

Aday gösterildiği günlerde, MHP genel merkezi ve MHP tabanı AKP ile ittifaka inanmıştı. Hamit Tuna da bu ittifak beklentisine girdi. 'İttifak olursa daha iyi olur' dedi.

AKP-MHP ittifakı olmadı, Hamit Tuna bu kez, 'Acaba Kocamaz İyi Parti'den aday olur mu' diye düşünmeye başladı.

Yetmedi, 'Acaba Kocamaz İyi Parti ve CHP'nin ortak adayı olur mu' diye düşünmeye başladı.

Yani tüm bu süreçte, şartları hep başkaları, başta Kocamaz belirledi, Hamit Tuna şartları belirleyemediği gibi gündemin peşinden sürüklendi, durdu.

Yazıya futbolla başlamıştık, futbolla bitirelim:

Sahada kıran kırana bir mücadele var. Oyunun kontrolü bazen Kocamaz'da, bazen CHP'de, bazen AKP'de, bazen İyi Parti'de.  MHP'nin ve Hamit Tuna'nın oyunun kontrolünü ele alma şansı yok.

Hamit Tuna ayağa pas bekliyordu(ittifak) ama o pas gelmedi. Hamit Tuna şimdilik topsuz alanda düz koşu yapıyor. Top ayağına gelirse takımını ani ve etkili atağa çıkarabilir mi? Yoksa topla buluştuğu anda kaleye vurmayı düşünüp fırsatı teper mi?

Maçın ilerleyen bölümlerinde göreceğiz.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Satrancın büyük ustası Karpov, Mersin’e geliyor
Satrancın büyük ustası Karpov, Mersin’e geliyor
TÜİOSB Başkanı Balta:
TÜİOSB Başkanı Balta: "Bölgesel enerjinin kaynağı kadınlar olacak”