Bay Başkan Kocamaz:  Siyaset feleği bir kez daha gülecek mi?
Abidin YAĞMUR

Bay Başkan Kocamaz: Siyaset feleği bir kez daha gülecek mi?

Bu içerik 1481 kez okundu.

Sıradan bir öğretmendi. Her öğretmen gibi mütevazi bir hayatı vardı. Her öğretmen gibi emekli olmak, kıdem tazminatıyla bir daire almak, kendini şiire vermek gibi hevesleri vardı.  1989 seçimlerinde bir rüzgar yakalayan, 1991 seçimlerinde iktidara ortak olan SHP, Deniz Baykal grubunca ikiye bölünmeseydi, belki de emekli öğretmen olarak yoluna devam edecekti.

Ama tarihsel şartlar, O'nun lehine oluştu. SHP ikiye bölündü. Baykal liderliğinde CHP yeniden açıldı. Ecevit zaten çoktan ayrılmıştı. Sol, güçlü olduğu birçok yerde üçe bölünerek 1994 yerel seçimlerine girdi. Üstüne bir de HADEP'in boykot çağrısı eklenince sandığın dengeleri değişti.

O seçimlerde Tarsus'un belediye mücavir alanında 95 bin 818 seçmeni vardı. 85 bin 800 kişi sandığa gitti. 77 bin 259 geçerli oy çıktı. Yani Tarsus'ta 10 bin seçmen sandığa gitmemiş, sandığa gidenlerden de 8541'i geçersiz oy vermişti. 18 bin seçmenin iradesi sandığa yansımamıştı. 

O seçimlerde, ANAP 10 bin 738, CHP 15 bin 50, DSP 3 bin 223, DYP 13 bin 390, Refah Partisi 7954, SHP 10 bin 475 oy aldı. Seçimde en çok oy alan parti ise 15 bin 740 oyla MHP oldu.

MHP, CHP'ye 690 oy farkı atarak Tarsus Belediye Başkanlığı'nı almıştı. CHP ve SHP seçime birlikte girmiş olsaydı, 25 bin oy almaları matematiksel olarak mümkündü. Ama sol ikiye bölünerek seçime girdi ve Tarsus'ta Burhanettin Kocamaz dönemi böylece başladı. 

 

Klasik sağcı profilinden hiç çıkmadı

 

Birtakım siyasal ve sosyal şartların, adeta alttan ite ite başkan yaptığı Burhanettin Kocamaz, Tarsus'ta görev yaptığı 20 yıllık süre içinde, klasik sağcı belediyeci-sağcı siyasetçi profilinden hiç çıkmadı. Belediyecilikte model olabilecek hizmetler yapmadı ama adından hep söz ettirdi.

Şair olmasından kaynaklanan hitabet ve yazı gücüyle, her zaman güzel nutuklar çekti. Tarsusluluk bilincini, 'Sünni ve Türk Tarsuslu' kalıbına sıkıştırdı. 9 bin yıllık kadim kendi Türk-İslam senteziyle yoğurdu. Sosyal yaşamı da buna göre düzenleyecek hamleler yaptı. Bir yandan en güzel bahçe, en güzel dış cephe gibi yarışmalar yaptı, bir yandan şehrin bulvarlarından anıtlarına kadar her ayrıntısına kafasındaki Türk İslam modelini giydirdi, yedirdi, işledi.

Burada çok ayrıntısına girmeyeceğimiz Kürt fobisi, Kürtlerin belediyede şef, amir pozisyonuna gelebileceği, Tarsus'ta söz sahibi olabilecekleri korkusu, Tarsuslu Türk seçmeni MHP'ye yönlendirdi. Kocamaz'ın Türk İslam sentezi de bu sürece  eklenince Tarsus'ta ikinci dönemde de başkanlığı aldı Kocamaz.

1999 seçimlerinde, o yıl baraj altında kalan CHP Tarsus'ta 21 bin 821 oy alırken, iktidarı kazanan DSP 7 bin 606, yurt genelinde sıçrama yapan MHP 40 bin 484 oy aldı. Bu oy, Kocamaz'ı, oyunu ikinci dönemde yüzde 100'den fazla artıran başkan olarak Mersin tarihine yazdı.

 

Girdiği her seçimi kazandı

 

Bu ikinci dönem, Burhanettin Kocamaz'ın kendi belediyecilik, şehircilik, sosyal yaşam, tarih, hatta şiir anlayışını kente adeta dayattığı, Tarsus'un en önemli figürü olduğunu hissettirdiği dönem oldu.

Artık Tarsus, eski Tarsus değildi. Belediyenin kenti dönüştürme etkisine bir de ekonomik sorunlar, büyük yatırımcıların şehri terk etmesi eklenince, o cıvıl cıvıl, renkli Akdeniz şehri, birçok CHP'linin, sosyalistin ve elbette kentsoylunun deyimiyle,  alelade bir Orta Anadolu kasabasına dönüşmeye başladı.

Burhanettin Kocamaz, 2004 seçimlerinde de MHP'nin Tarsus adayı olarak seçime girdi. Artık seçimlerde daha rahattı ve o yıl 38 bin 365 oy alarak yeniden seçildi. 2009 yılında bir kez daha aday oldu ve bu kez oyunu 52 bine çıkararak seçildi.

Böylece Burhanettin Kocamaz, 4 dönem üst üste seçilen belediye başkanı olarak Türkiye rekortmenleri arasına girdi.

 

2014 sloganı: Mersin'i Mersinli Yörükler yönetsin

 

2014 yılı, hem Mersin için, hem Kocamaz için dönüm noktası oldu. 1999'da seçilen, 3 dönem Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Macit Özcan yorulmuş, yıpranmış, CHP içinde büyük bir adaylık kavgası başlamıştı. Üstelik belediye seçimleri için sadece şehirliler değil, köylüler de oy kullanacaktı.

20 yıllık belediyecilik tecrübesiyle Kocamaz, bu süreci en iyi yürüten başkan adayı oldu. Seçimlere 1 yıldan fazla süre varken aday adaylığını açıkladı.

Söylemini iki nokta üzerine kurdu:

Birincisi, Bugüne kadar Mersin'i herkes yönetti. Mersin'i artık Yörük Türkmenler yönetsin, Mersinliler yönetsin, köylüler yönetsin.

İkincisi, Mersin geri kalmış bir Arap şehrine benziyor. Lüks lokantalara viski içen Bolşevik artıkları bu şehri mahvetmiş!

Kocamaz'ın iki söylemi de tuttu. Vaktiyle, Tarsus şehir merkezine köy dolmuşlarını almayan Kocamaz, birden bire köylücü kesilmişti. İl Koordinasyon Kurulu toplantıları vaktiyle Mersin'de yapılırdı. Kocamaz o toplantılara kendisi pek gelmezdi, Kerim Tufan'ı gönderirdi, ama 2014'te birden Mersinci oldu.  Köy diyor, Yörük diyor, Türkmen diyor başka bir şey demiyordu.

Mersin'i bir Arap şehri olmaktan kurtaracağını, 'aziz milletimizin milli ve manevi değerleriyle, tarih şuuruyla yoğrulmuş kadroların Mersin'i yöneteceğini' söylüyordu.

Böylece, hem Sünni Türk Türkmen köylü kesimin desteğini, hem MHP kadrolarının desteğini aldı. O seçimlerde Büyükşehir'e talip olan Mahmut Tat'ın küstürülmesi bile MHP'yi sarsmadı.

O dönem Büyükşehir'e talip olan Hamit Tuna, 'küsmeye' teşebbüs bile edemedi. Çünkü Kocamaz rüzgarı yakalamıştı.

 

CHP kendi içinde bölününce...

 

1994'te Kocamaz'a başkanlığı ikram eden bölünmüş sol, 2014'te parti içinde bölünme yaratarak Kocamaz'a bir ikramda daha bulundu. Bu ikram, zaten rüzgarı arkasına almış, yelkenini doldurmuş, pupa yelken yol alan Kocamaz'a, biraz daha hız, biraz daha moral verdi. Daha seçime aylar varken, Kocamaz'ın, CHP'li Macit Özcan karşısında kazanacağına herkes inanmıştı. En fazla da CHP'liler ve belediye çalışanları inanmıştı.

Onun için seçime birkaç ay kala birçok CHP'li, ki aralarında eski bakanların yeğenleri de, kardeşleri de hatta eski bakanların bizzat kendileri de vardı, nizami ya da gayrinizami olarak, rozet takarak ya da takmayarak MHP'ye geçti. MHP'li olmayan birçok kişi de rüzagara kapılıp Kocamaz'ın yanında yer aldı.

Bu durumun çarpıcı örneklerinden birini, o dönem CHP Mersin İl Başkanı olan Faruk Akar, bir sohbetimizde şöyle anlatmıştı: "Akşamın geç saati bir lokantaya gittik. Bir baktım, bizim CHP'li çocuklar, çoğu da Büyükşehir Belediyesi'nde çalışıyor. Kocamaz ekibiyle yemek yiyor. Kocamaz için seçim çalışması yapmışlar. Macit Bey, belediyedeki bu durumu göremedi."

Sadece CHP'liler değil, birçok belediye çalışanı, belediye bürokratı da o dönem Kocamaz için çalışmıştı ve bunlardan birçoğu Kocamaz seçildikten kısa süre sonra emekliliğe zorlanacaktı.

Sandıktan çıkan sonuçlar sürpriz olmadı. Kocamaz'ı aday gösteren MHP 324 bin oy alırken, 15 yıllık başkan Macit Özcan ile yola devam diyen CHP 287 binde, dönemin yolsuzlukla suçlanan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın yardımcısı olan Mustafa Sever'i aday gösteren AKP 284 binde kaldı.

 

Nusrat Mayın Gemisi dışında birşey sunmadan seçimi aldı

 

O dönem Kocamaz'a oy veren birçok Mersinli, "Ben siyaset olarak bakmam. Ben adamın çalışmalarına oy verdim" diyerek kendini avuttuysa da MHP seçim sonucunu siyasal/ideolojik hatta etnik bir zafer olarak gördüğünü göstermekten çekinmedi.

Kocamaz'ın Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı kazanması MHP açısından tam bir zaferdi. Kocamaz, Tarsus'ta senelerdir sürdürdüğü Türk-İslam sentezi vurgusuyla, seçimler öncesinde dillendirdiği Yörük Türkmenler yönetsin propagandasıyla istediğini almıştı. Aslında, Mersinlilere, 'Nusrat Mayın Gemisi'nin kurtarılması dışında bir belediyecilik başarısı sunmamıştı ama propaganda tutmuştu, Mersinlilerin belediye hizmeti arayacak hali kalmamıştı.

O seçim akşamı, Tarsuslu MHP'li gazeteci Okan Çalışkan şöyle yazacaktı sosyal medya hesabına: "Tarsus, 20 yıldır tuttuğun vatan nöbetinde sağ yanına Mersin'i, sol yanına Adana'yı da ekledi. Rahat uyu Tarsus."

Kocamaz'ın, belediyede görevi teslim almasının ardından bir başka MHP'li gazeteci Rüştü Aydın da, Kocamaz'ın belediyeye gelişini, 'Fransız işgalcileri Mersin'den kovan Kuvva-i Milliyecilerin şehir merkezine yürümesine' benzetecekti.

Kocamaz, bir yandan 'Mersin'i ıslah etmeye, işgalden kurtarmaya geldiklerini' söylerken, bir yandan 'Adeta bir Arap şehrine benzeyen Mersin'i düzelteceklerini' iddia ederken, bir yandan da 'Balkon' konuşması yapıyor ve 'kendisine oy vermeyen yüzde 64'lük kesimin hassasiyetlerine dikkat edeceği' sözü veriyordu.

 

İşçi çıkarmalar, Kürtçe yasağı, otogar...

 

Bu sözü vermesinden kısa süre sonra eski belediye yönetiminin yolsuzluk yaptığı iddiası medyaya servis edildi. Eski başkan hakkında dava açılması için uygun zemin yaratılmaya çalışıldı. Yolsuzluk belgesi açıklayacağım dediği bir toplantı düzenledi.  Faturaları göstermekle yetindi. Ama basını arkasına almıştı. Eski devre karşı bir taarruz başladı.

Birkaç ay sonra çok sayıda işçi belediyeden atıldı. Belediye işçilerinin yattıkları yerden maaş aldığı ileri sürüldü. O sırada yüzlerce Tarsuslu belediyede işe alındı. Hatta bunlar için servis ayarlandı. Bu servisler hâlâ Tarsus'tan buraya işçi taşır.

Eski başkan zamanında yapılan otogar için ihaleye çıkıldı. Astronomik fiyat alındı. Bunun reklamı yapıldı. Ama otogar esnafı kiralar pahalı diye yeni otogara gitmek istemedi. Mersin tarihinde ilk defa otobüsçüler şehir merkezinde eylem yaptı. Belediyenin Genel Sekreterliği'ne getirilen Haluk Tunçsu, eylemcilere niye müdahale etmiyorsunuz diye polis müdürüyle tartıştı.

Otogar ihale edilmesine rağmen firmalar aylarca yeni otogara gitmedi. Kocamaz yönetimi otogarın kapısına kum dökerek firmaları yıldırmaya çalıştı. Olmadı, bir gece ansızın otogarı yıktı. Firmalar mahalle aralarından yolcu alıp indirmeye başladı. O mahalle arası otogarda bir kadın kaza sonucu öldü.

Kocamaz yönetiminin ikinci icraatı belediyeye ait tesislerde Kürtçe ve Arapça şarkı türküyü yasaklamak oldu. Konu medya gündeminde günlerce tartışıldı. Bu karar nedeniyle, Kongre Merkezi'nde etkinlik yapan çocukların bir şarkısı sırasında elektrik kesildi, çünkü çocuklar Kürtçe türkü söylemişti.

Otogar krizi bitmeden, Adnan Menderes Bulvarı'ndaki Leman Kültür Merkezi'nin yıkılmasıyla ilgili kriz patladı. Konu mahkemelik oldu. Sahildeki çay bahçelerinin yıkımı da mahkemelik oldu. Konu sürüncemede kaldı. En son kafe yıkımında olaylar çıktı.

Kocamaz'ın belediye meclisinde, belediye meclis üyeleriyle tartışması, sözlerini kesmesi, azarlaması sıkça yaşanan olaylar arasına girdi. Belediyeyle ilgili eleştiri yapan milletvekillerini de yazılı açıklamalarla azarladı.

Kocamaz yönetiminin göreve başlamasından sonra bir gazeteci zabıtalarca, 3 gazeteci belediye meclisi önünde şoförlerce dövüldü.

Kocamaz'ın göreve gelmesinin ardından gazetecilere dava açmalar başladı. Akademisyen Ali Ekber Doğan da bu davalardan nasibini aldı.

İlerleyen süreçte şehir battıçıktı projeleri ile tanıştı, bütçenin 400 milyon lirası asfalt ve kaldırıma ayrıldı, belediye borçlandı, parklar betonlaştı, Çankaya Çay Bahçesi yıkılıp betonlaştırıldı, Ulu Cami önünde beton varlığı artırıldı, FETÖ operasyonu belediyeye uzandı, Kocamaz'ın belediyeye transfer ettiği bürokratlar içeri alındı, yargılandı, beraat etti. Nazım imar planı yapıldı ve Mersin tarihinde ilk kez belediyenin bir işlemi için 15 binden fazla itiraz geldi.

 

Siyaset hayatının en zor 5 yılını Mersin'de geçirdi

 

Hayatının 25 yılını belediye başkanı olarak geçiren Burhanettin Kocamaz, siyaset ve belediyecilik hayatının en zor 5 yılını Mersin'de geçirdi desek yeridir. O en zor 5 yılın, en çalkantılı 2 ayı ise, içinde bulunduğumuz 2018 yılına isabet etti.

MHP Genel Merkezi, 2019 seçimleri için Kocamaz'ı değil, Hamit Tuna'yı aday gösterince Kocamaz partisiyle ipleri kopardı.

Bugüne kadar MHP'nin söylemlerini kullanan, 3 Hilalli bayrağı Çukurova'da dalgalandırmakla övünen Kocamaz, parti tarafından aday gösterilmeyince, MHP'den daha önemli, MHP'den daha etkili olduğunu ilan etti ve isyan bayrağını açtı.

Kocamaz, şimdilerde sosyal medyadan neredeyse her gün bir yazı paylaşıyor ve yeniden aday olmak istediğini, yeniden başkan olmak istediğini söylüyor.

Bu kez söylemlerinde 'milli şuur' gibi Türk İslam esintileri yok. Çünkü o söylemler MHP'de kaldı. Eğer aday olacağı partiyi belirlerse söylemini de belirlemiş olacak.

Kocamaz'ın adı neredeyse her partiyle anılıyor. AKP diyen de var, İyi Parti diyen de, CHP diyen de.

Kocamaz, 1994'te, solun bölünmesinden faydalanarak belediye başkanı seçilmişti. 2019 seçimlerinde, sağın bölünmesine neden olan isim olacak mı?

Bunu o gün geldiğinde göreceğiz.

Şimdilik şunu söyleyelim:

Burhanettin Kocamaz, Tarsus Belediyesi'ne bisikletle geldiğinde gerçekçiydi.

Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne helikopterle geldiğinde fırsatçıydı.

Mersin Büyükşehir Belediyesi'nden bu dönemde gidecekse, uçan halıyla giden bir hayalperest olacak.

Evet, uçan halıyla gittiğini sanacak, çünkü o 25 yılın ardından, bizden biri değil, içimizden biri değil. O, hepimizden daha üstün olduğunu sanan, vazgeçilmez olduğunu düşünen yüzlerce siyasetçiden biri. Seçmenin, yüzlerce gerekçeyle oy verdiğini, seçmen davranışının yüzlerce nedeni olabileceğini düşünemeyeceği gerçeküstü bir dünyada yaşıyor. En kaba tabiriyle, siyasette işlerin kendi etrafında döndüğüne, kendisi olmazsa partilerin batacağına, belediyenin hizmet yapamayacağına inanıyor. Bunu ispatlamak için elinden geleni yapacak. Hırslı. Kolay pes etmiyor. Hırsınız sürekli diri tutacak bir hafızaya ve öfkeye sahip. Hangi partiden aday olursa olsun, seçimi alacağını herkese ispat etmek arzusuyla dolu. O arzu, O'nun adımlarını belirleyecek.

Ve belki de, siyaset feleği, Kocamaz'a bir kez daha gülecek ve bu kez CHP-İyi Parti ortaklığı sayesinde seçilecek.

Tekrar seçilirse, hayalperestliğin bir üst aşamasına çıkacak.

İki partinin desteğiyle değil, kendi öz gücüyle seçildiğine inanacak!

Denizhan 2 Sitesi'nin bahçesinde oturup okey oynayacağı bir emeklilik hayatı ona göre değil.

Son ana kadar mücadele edecek.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Semir Bolat okurlarıyla buluştu
Semir Bolat okurlarıyla buluştu
Yaşlı ve engelli vatandaşlar, golf araçlarıyla taşınacak
Yaşlı ve engelli vatandaşlar, golf araçlarıyla taşınacak