Hınk de bakıyım!
Abidin YAĞMUR

Hınk de bakıyım!

Bu içerik 1590 kez okundu.

Şu an elinde tuttuğun ya da cep telefonundan okuduğun, çoğuz kez burun kıvırdığın, bazen bir hata bulup sırıtarak anlattığın bu gazeteler öyle iki şık şık, bir tık tık ile olmuyor; arkasında emek var, ter var, kafa patlatma var, düşünce var, türlü masraf var.

***

Mesela bu yazıyı, biz beş altı dakikada yazabilelim, sen iki üç dakikada okuyabilesin diye bunca senedir okuduğumuz gazetenin, derginin, kitabın haddi hesabı yok.

***

Bazen düşünürüm, bunca emek, bunca yorulma, bunca kafa patlatma, düşünme, öğrenme, yazım tekniği geliştirmeye çalışma ne için?

Desinler mi derdimiz.

Dostlar yazarken görsün mü diyoruz.

Yok, bunları demiyoruz.

Tek derdimiz var:

Geçim!

***

Geçim ya, ekmek davası yani.

Böyledir bizim bu gazetecilikte işler; iki gün haber yazma, üçüncü gün kapıdasın, açsın.

Dün yok bu meslekte.

“Dün şunu yazdıydım” diyemezsin.

Bugün yok.

“Bugün şu yazım çıktı gazetede” diyemezsin.

Sadece yarın var.

“Yarın yazım çıkacak, yarın haberim çıkacak…”

Bunları demediysen, diyemediysen, bitti.

İstersen sittin senenin içinde ol gazetecilikte, yarına bir şeyler veremiyorsan, bittin sen, çıraksın!

Ertesi gün kapıdasın!

***

Gerçi çalışsan ne olacak, Türkiye’nin her yerinde böyledir bu, gazetecinin parası pul!

Çalışsan da geçim derdin bitmez.

***

Bu sıralar Mersin’de birtakım adamlar görüyorum.

Sabahtan akşama kadar o parti binası senin, bu dernek binası benim; o esnaf lokantası senin, bu meyhane benim gezerler.

Arada bir, ‘yazacam bunu gasteye’ derler ortada facebook’tan başka gasteleri yok.

Bazen bir derneğin panelinde konuşmacı, bazen bir organizasyonun yurtdışı gezisinde baş gezici, bazen seminer için Ankara’da, bazen ödül töreni için Adana’da.

Dışarıdan baksan işsiz, güçsüz, sabahtan akşama kadar gezen serseri…

Ama havaya baksan duayen gazeteci!

Ne yerler, ne içerler belli, gözümüzün önünde ham hum şaralop yiyip içiyorlar da…

Biz gazetelerde çalışıp ayın sonunu zor getirirken bunlar ne kadar para kazanıyor, nereden kazanıyor da geçimleri böyle gül gibi, böyle ham hum şaralop, onu anlamadım.

***

Üstelik gidip geldikleri yerde gazeteciyiz diyorlar, el üstünde de tutuluyor.

Bunları gören siyasetçilerde, iş insanlarında, bürokratlarda bir saygı, bir hürmet; “ille horoz keseceğim” demeleri eksik.

***

Bu durumda iki seçenek var:

Ya biz enayi piyasasının üretim fazlasıyız, yeşil gelmiş saman gidenler gibi, şu toplumun gazeteciyi destekleme sevdasından faydalanamadık, havanda su dövdük.

Ya da hakikaten dibekte kahve dövdük, tokmak salladık, yorulduk; kahve güzel koktu, kahveye alıcı çıktı;  bunlar da dibek dövücüsünün hınk deyicisi gibi geldi, pay aldı, dibek dövücüsü gazeteciler el elde, baş başta kaldı.

***

Yazı bitti, ben yoruldum. Sen de boş durma…

Hınk de bakıyım

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Satrancın büyük ustası Karpov, Mersin’e geliyor
Satrancın büyük ustası Karpov, Mersin’e geliyor
TÜİOSB Başkanı Balta:
TÜİOSB Başkanı Balta: "Bölgesel enerjinin kaynağı kadınlar olacak”