İnşaat Mühendislerinden yapı denetim firmalarına uyarı

İnşaat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Halil Deveden doğa olayı olan depremin, doğal afete dönüşmesini önlemenin yolunun, planlama-kentleşme ve yapı denetim sisteminden geçtiğini belirtti. Depremle ilgili her konunun ayrı bir öneminin bulunduğuna dikkat çeken Deveden, “Ancak yapı denetimine ayrı bir vurgu yapılmasının zorunluluktur. Çünkü yapı denetimi, güvenli yapıların üretilmesini sağlayacak ve gelecekte aynı sorunların ortaya çıkmasını önleyecektir” dedi.

İnşaat Mühendislerinden yapı denetim firmalarına uyarı
İnşaat Mühendislerinden yapı denetim firmalarına uyarı admin
Bu içerik 301 kez okundu.

Hasan KÜÇÜK

Mersin İnşaat Mühendisleri Odası tarafından 17 Ağustos Gölcük depremin 19 yılı nedeniyle basın  toplantısı düzenlendi. İnşaat Mühendisleri Mersin Şube Başkanı Halil Deveden, İnşaat Mühendisleri Odasında düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, İnşaat Mühendisleri Odası olarak 17 Ağustos deprem gerçeğini unutmadıklarını  belirterek,“17 Ağustos 1999 Gölcük ve 12 Kasım 1999 Düzce depremleriyle ortaya çıkan her acının yükünü kalbimizde taşıyoruz. Her kurum, kuruluş ve imza sorumluluğunu üzerinde taşıyan her insanın bu günlerde bir kez daha düşünmesini istiyoruz” dedi.

YAPILAR DEPREM YÖNETMELİĞİNE UYGUN YAPILMALI

İnşaat mühendislerinin, güvenli ve sağlıklı yapılar üretmenin yanında, insanların sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşamalarını sağlamak gibi bir görevinin de bulunduğunu ifade eden Deveden “Türkiye, bir deprem ülkesidir. Bir doğa olayı olan depremin afete dönüşmesi ve bu durumun bir türlü önlenememesi sorunun ana kaynağını oluşturuyor. İzlenmesi gereken tek yol; yapıların, mesleki derinliği olan, ahlakı ve etik anlayışı yüksek meslek insanları tarafından, mühendislik bilimine ve “DepremYönetmeliklerine” uygun olarak tasarlanması ve üretilmesidir.  Ayrıca standartlara uygun malzemeler kullanılarak etkili bir denetim mekanizmasının da uygulanması gerekmektedir” diye konuştu.

17 Ağustos 1999 Gölcük depremin ortaya çıkan can ve mal kayıpları bakımından bir milat olarak kabul edildiğini anlatan Deveden “Ülkemizin en doğusundan en batısına, en güneyinden en kuzeyine kadar, uzak veya yakın ölçekte her aileyi etkiledi. Ayrıca genel olarak kırsal alanlarda yaşanan deprem yıkımlarının dışında, ”Bir Kent Depremi” olarak kayıtlardaki yerini almış oldu” ifadelerini kullandı.

ASIL SORUN SAĞLIK VE KAÇAK YAPILAŞMA

Gölcük depreminin asıl sorunun sağlıksız ve kaçak yapılaşma, mühendislik hizmeti almadan yapıların üretilmesi ve yapı üretim sürecinin denetlenmemesi olduğunu açığa çıkardığını ifade eden Deveden, bu nedenle tartışmanın daha çok yapı denetim kavramı üzerine yoğunlaştığını kaydetti.

Yapı denetim sorununu çözmek için atılan ilk adımın 10 Nisan 2000 tarihinde yürürlüğe giren ve yapı denetimini özel kuruluşlara bağlayan 595 sayılı Kanun Hükmünde Kararname olduğunu hatırlatan Deveden şöyle devam etti: “Kararnamenin iptalinin ardından 29.06.2001 tarihinde yürürlüğe giren ve hâlâ uygulamada olan 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun da beklentileri karşılayamadı. Üstelik bu yasa 595 sayılı Yapı Denetim Kararnamesinin bile gerisinde kaldı. İnşaat ve yapı sektörünün işleyişini ve sorunlarını tam olarak çözemeyen, ilgili kurumlara, üniversitelere, meslek odalarına danışılmadan alelacele hazırlanan kanun, sorunu çözmek bir yana kendisi sorun olarak gündemdeki yerini aldı. Yıllar yılı ekonomi ve siyasetin en büyük finans kaynaklarından olan inşaat sektöründeki payın bölüşülmesi kimsenin işine gelmezken, tüm sorumluluk tek başına, üstelik hiçbir yaptırım gücü olmayan yapı denetim kuruluşları ile mühendis ve mimarların üzerinde kaldı.”

Denetim işini yapamadığını anlayan devletin yapı denetimi işlerini yapı denetim kuruluşlarına bıraktığını anlatan Deveden şunları kaydetti: “4708 sayılı Yapı Denetim Yasası’nın Genel Gerekçe bölümü, sorun ve çözüm bağlamında doğru bir felsefi yaklaşıma sahipti. Ancak bu durum, yasanın içeriği ile denk düşmedi. Uzmanlıkların dikkate alınmadan şantiye şefliğinin görevlendirilmesi bilime ve bilgiye aykırıdır. Yine yakın bir zaman önce ruhsatlardan mühendis ve mimarların imzasının kaldırılmış olması sahteciliğe neden olacağı gibi, mesleki yetkinliği de zaafa uğratacaktır. Yapı Denetim Yasası’nda gerekli değişiklikler, ihtiyaç duyulan düzenlemeler yapılmaz ise, on yıl sonra aynı sorunlarla karşı karşıya kalınacak, olası bir depremde başta kamu binaları olmak üzere konutlar, işyerleri ağır hasar görecek, çok sayıda bina yıkılacak, can ve mal kayıpları yaşanacaktır.”

 

Basın açıklamasında imar affına da değinen Deveden Türkiye’de gecekondulaşma sürecinin ihtiyaç sahiplerinin barınma ihtiyacını karşılamaya dönük masum bir çaba olarak başladığına dikkat çekerek bu durumun zamanla örgütlenmiş bir mafya tasarrufu olarak şekillendiğini öne sürdü.

İMAR AFFI İLE YAPILAR YASAL STATÜ KAZANACAK 

 İşin içerisine oy alma ve siyasi kaygılar da girince af konusunun her seferinde bu son denilerek defalarca yenilendiğini belirten Deveden şunları söyledi: ” Topraklarımızın büyük bir bölümü deprem tehlikesi altında bulunduğu gibi, yapı stokumuzun önemli bir bölümü de deprem riski taşımaktadır. Konuyla ilgili olarak tüm bilim çevreleri ve meslek odaları mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, onarılması ve güçlendirilmesi gerekliliğini dile getirirken, 24 Haziran seçimleri öncesi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın öncülüğünde, TBMM tarafından ülke tarihinin en kapsamlı imar affı çıkarılmıştır. Türk İmar Tarihinin bugüne kadar ki en kapsamlı imar affı olan bu düzenleme ile hiçbir mühendislik hizmeti almayan ve bu kanun kapsamında mühendislik hizmeti alması talepte edilmeyen yapılar, herhangi bir kontrol mekanizması olmaksızın, kuralsızca, sadece mal sahibinin beyanı ile kayıt altına alınarak yasal statü kazanmaktadır. Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Mehmet Özhaseki mühendislere 2-3 bin lira verilmemesi için mal sahibinin beyanını esas aldık” diyerek, ülkemizdeki yapıların yıkılma nedenleriyle yaşanacak bir depremde yapıların yıkılma gerekçesini de ortaya koymuştur. Mühendislik hizmeti almamış, kaçak olarak üretilmiş olan yapıların süresiz olarak yasal hale getirilmesi, devletin asıl sorumluluğu olan halkın can ve mal güvenliğini sağlama sorumluluğunu da bırakmış olduğu anlamını taşımaktadır”

Deveden 17 Ağustos 1999 tarihinden bu yana 19 yıl geçtiğini ifade ederek “Bu kadar süre geçmesine rağmen, her an deprem tehlikesi ile karşı karşıya olan ülkemizde, kısa süreli ve acil olan bazı önlemlerin bile alınamadığı, oy ve para uğruna var olan risklere yeni risklerin eklendiği görülmekte. Üzülerek söylemek gerekir ki; deprem güvenliği bakımından 1999 yılından daha iyi durumda değiliz” dedi.

 

 

 

 

hasan küçük mersin inşaat mühendisleri odası halil deveden
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Üzüm çiğnerken sulama havuzuna düştü
Üzüm çiğnerken sulama havuzuna düştü
AK Partili Belediye’ye icra şoku!
AK Partili Belediye’ye icra şoku!