"Nükleerde ısrarı anlamak mümkün değil"

​TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Seyfettin Atar, bugüne kadar nükleer savaş olmasa da Çernobil ve Fukuşima’da yaşanan felaketlerin yayılan radyasyonun tehlike boyutlarını gözler önüne serdiğini belirterek, "Nükleer santral kurulması ısrarını anlamak mümkün değil. Nükleer santral teknolojisi pahalı, riskli, kirlidir. Türkiye’nin bugün enerji açığı olmadığı gibi tam tersine arz fazlası vardır. Dolayısıyla enerji politikalarıyla ilgisi olmayan tamamıyla siyasi bir tercih olan nükleer santrallara ülkemiz mecbur değildir" dedi.

admin
Bu içerik 295 kez okundu.

Esra ŞASİ YAĞMUR

 

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Seyfettin Atar, Hiroşima’ya atom bombası atılmasının 74. Yıldönümü nedeniyle bir açıklama yaparak halkı nükleer silahlanma ve nükleer santrallere  karşı mücadeleye çağırdı.

 

2. Dünya Savaşı’nda Hiroşima’ya yapılan atom bombası saldırısından dolayı 140 bin, Nagazaki’ye yönelik saldırıda da 80 bin kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti.

 

Radyoaktiviteye maruz kalan onbinlerce insanın ise “hibakuşalar” olarak ömürlerini çeşitli sağlık sorunları ve bunlara eşlik eden toplumsal dışlanmayla geçirmek zorunda kaldığını ifade eden Atar, "İnsanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri yaşanmış, yüzbinlerce kişinin ölmesine, yüzbinlerce kişinin yaralanmasına, yine gelecek kuşaklara aktarılacak biçimde ileri yaşlarda görülen kanser hastalıklarına yol açmıştır. Bombaların atıldığı bölge geri dönüşü olmayan biçimde zarar görmüştür" dedi.

Çok büyük yıkımlara neden olan nükleer silahlanma tutkusunun onca yıkıma rağmen hız kesmeden devam ettiğini hatırlatan Atar, "Canlılara zarar veren ama binaları fabrikaları yıkmayan nötron bombası geliştirilmiş, üretilen atom bombaları ve nükleer silahlar dünyanın dört bir yanına insanları hedef alacak biçimde yerleştirilmiştir.

Nükleer silahlar, emperyalist ülkeler tarafından birbirlerine ve tüm dünyaya karşı baskı ve tehdit aracı olarak kullanılmaktadır. Nükleer silahları ortadan kaldırmak yerine nükleer silah sahibi olarak eşitlenme ya da güvenlik oluşturma tercihleri, nükleer silaha sahip olma çılgınlığının tüm dünyaya yayılmasına neden olmaktadır. Bu çılgınlığı sonlandırmak üzere 2017 yılında Bi̇rleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda kabul edilen Nükleer Silahların Ortadan Kaldırılması Anlaşması, üye ülke parlamentoları tarafından da derhal imzalanarak nükleer savaş tehlikesine son verilmeli" ifadelerini kullandı.

"NÜKLEER SANTRAL KİRLİ VE RİSKLİDİR"

 

Nükleer silahlarla yürütülen savaşlar ve acı sonuçlarına rağmen nükleer silaha sahip olma çılgınlığına kapılan ülkelerden birinin de Türkiye olduğunu anlatan Atar şöyle devam etti: "Nükleer enerji santralı projeleri ile üzeri örtülen bir nükleer silahlanma sevdası, “teknolojik gelişim” olarak topluma dayatılmaya çalışılmaktadır. Nükleer savaş olmasa da bugüne kadar Çernobil ve Fukuşima’da yaşanan felaketler nükleer santrallar radyasyon tehlikesini  gözler önüne sermişken

nükleer santral kurulması ısrarını anlamak mümkün değildir. Nükleer santral teknolojisi pahalı, riskli, kirlidir. Türkiye’nin bugün enerji açığı olmadığı gibi tam tersine arz fazlası vardır. Dolayısıyla enerji politikalarıyla ilgisi olmayan tamamıyla siyasi bir tercih olan nükleer santrallara ülkemiz mecbur değildir. Enerji açığımız olsa dahi nükleer santrallar büyük riskler barındırdıkları için bir alternatif olarak görülemez. Dünya nükleer santrallardan uzaklaşırken, Türkiye’de geleceğimizi tehlikeye sürükleyecek bir nükleer santral macerasına girilmesi kabul edilemez."

 

"AKKUYU'DA SAHA GERÇEKLERİ GÖZARDI EDİLMEKTEDİR"

 

"Rusya menşeili Rosatom firması tarafından Mersin Akkuyu’da, gazetelere yansıyan haberlere göre “ağır ihmallerin olduğu” nükleer santral inşaatı hızla sürdürülmektedir" diyen Atar  “İnşaatın temelinde çatlaklar oluştuğu, uygun olmayan zeminin deniz suyuyla dolduğu, Rusya’da soğuk hava şartlarına göre projelendirilen çalışmanın, Mersin gibi sıcak bir bölgeye uygun şekilde optimize edilmediği” iddia edilmektedir. Elektrik Mühendisleri Odası, çatlak iddiasıyla ilgili olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na iki kez yazı yazarak bilgi istemiş, ancak hiçbir yanıt alamamıştır. Santralı 2023’e yetiştirme telaşıyla acele eden iktidarın, bilimsel verileri, mühendislik ilkelerini ve saha gerçeklerini göz ardı ettiği görülmektedir. Unutulmamalıdır ki nükleer santralların en büyük risklerinden biri atık problemidir. Radyoaktif atık için kesin, bilinen, uygun ve kabul edilebilir bir arıtma yöntemi yoktur. Dünya üzerinde hiçbir yerde nihai depolama tesisi yapılamamıştır. Hiçbir proje yaşamın kendisinden daha önemli değildir. Akkuyu Nükleer Santralı inşaatı derhal durdurulmalı, kamuoyunda büyük endişelere yol açan iddialara karşılık derhal detaylı bir çalışma başlatılmalı ve Akkuyu’ya teknik inceleme heyeti kabul edilmelidir. Hiroşima ve Nagazaki başta olmak üzere nükleer silahlarla yaşamlarını yitiren ve bugün hala nükleer kirlenmenin acısını genetik olarak taşıyan canlara karşı sorumluluğumuzun bilinciyle tüm dünyaya ve TBMM’ye ve hükümete insan eliyle yaratılan ölümleri durdurmaya çağırıyoruz."

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Motosiklet kazasında yaralanan genç hayatını kaybetti
Motosiklet kazasında yaralanan genç hayatını kaybetti
Hasta gibi hastaneye gidip, yaşlılara yankesicilik yaptılar
Hasta gibi hastaneye gidip, yaşlılara yankesicilik yaptılar
denizli escort