Advert
Advert
Advert

Krizin adı doğu Akdeniz

​Doğu Akdeniz’deki enerji havzaları ile güvenlik sorunlarının tartışıldığı Doğu Akdeniz ve Türkiye ÇalıştayıMersin’de yapıldı.KÜDENFOR Direktörü Emekli Amiral Cem Gürdeniz burada yaptığı konuşmada Doğu Akdeniz’in 21. yüzyılda Türkiye’nin en ciddi ve en öncelikli kriz alanı olduğuna dikkat çekerek, “Ortada büyük paylaşım savaşı var ve biz bu savaşın en önemli tarafı ve hedefiyiz100 bin kilometrekareye yakın bir alan bizden koparılmaya çalışılıyor, ülkemiz denizde bir nevi Sevr dönemine zorlanıyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil” dedi.

Krizin adı doğu Akdeniz
Krizin adı doğu Akdeniz admin
Bu içerik 525 kez okundu.
Advert

Hasan KÜÇÜK

-Mersin Deniz Ticaret Odası, 21. Yüzyıl İçin Planlama Grubu ve Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR) iş birliğindeDoğu Akdeniz’deki enerji havzaları ile güvenlik sorunlarının tartışıldığı Doğu Akdeniz ve Türkiye Çalıştayı Hilton Oteli’nde yapıldı.ÇalıştayaGarnizon ve Akdeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Önder Gürbüz, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, KKTC Mersin Konsolosu Ayşen Volkan İnanıroğlu ve sivil toplum örgütü temsilcileri ve işadamları katıldı.  KÜDENFOR Direktörü Emekli Amiral Cem Gürdeniz KÜDENFOR olarak Doğu Akdeniz konusunda bir yıl içinde 3.  çalıştayı yaptıklarını söyledi.

‘MERSİN BUGÜN DE YEPYENİ BİR CEPHEDE FARKLI GÖREVLERE HAZIR OLMALIDIR’

Çalıştayın 2’sini Özellikle Ankara’da yaptıklarını anlatan Gördeniz, “Akdeniz siyasetinin prensip ve esaslarını tartıştık. Bu çalıştay ise Doğu Akdeniz’in geleceğini belirlemede en önemli rolü oynayacak Mersin’de yapıyoruz. Bundan sonrada Doğu Akdeniz’deki Türkiye Jeopolitiği ve yüksek ekonomi siyasetinin tartışılması için akla ilk gelmesi gereken yer Mersin olmalıdır. Zira Nasıl ki Kıbrıs Barış Harekatında Deniz ve Kara Kuvvetleri 16 Temmuz 1974 sabahından itibaren enerjisini Mersin’de toplayıp Kıbrıs’ın siyasi coğrafyasını etkileyecek sonucu yaratmışsa Mersin bugün de yepyeni bir cephede farklı görevlere hazır olmalıdır. Yeni görevin adı Mavi Vatan’dır. 1974 Mersin’in Anavatan’da oluşan gücün adaya intikalinde kilit rol oynamış bu harekat tüm soydaşlarımıza huzur getirirken Türkiye’nin güneyden kuşatılmasına da son vermiş bir nevi jeopolitik rahatlama sağlamıştır. Mersin olmasa idi o güç Anadolu’da oluşturulup dışarıya çıkamazdı. Mersin sayesinde o güç Kıbrıs’a intikal etti” şeklinde konuştu.

‘MAVİ VATAN’A HER KAPSAMDA DÖNME ZAMANI GELDİ’

Bugün’de Mersin’in jeopolitik sorumluluğunu hatırlatan Mavi Vatan’a yani denizlere her seviyede ve kapsamda dönme zamanının geldiğini vurgulayan Gürdeniz, “Bu yöneliş tesadüfi değildir. Bu kaçınılmaz yöneliş jeopolitik ve ekonominin gereğidir. Mersin’in jeopolitik düzlemde yerinin yeniden belirlemek denizci Mersin kimliği ile her alanda denize yönelmesi, KKTC ile pek çok alanda etkileşim ve bütünleşme, Çin’in ‘bir yol bir kuşak’ projesinin Akdeniz bacağında başat rol oynama, Mavi Vatanımızın dibindeki potansiyel kaynakları arama ve çıkarma alanında denizdeki sanayi alt ve üst yapısına destek olma, Doğu Akdeniz konusunda yumuşak güç üretecek her türlü faaliyet ve oluşuma liderlik etme gibi görev ve sorumluluklarını Mersinlilere hatırlatmak isterim” diye konuştu.

‘MERSİN SIRADAN DEĞİL JEOPOLOLİTİK BİR ŞEHİR’

Mersin sıradan değil jeopolitik bir şehir olduğunu vurgulayan Gürdeniz şöyle devam etti: “Hinterlandındaki şehirlerle birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin potansiyeli tartışmasız en yüksek liman şehirlerinin başında geldiğini söyleyebilirim. Silifke’den Samandağ’a çizilecek hattın doğusunda kalan Anavatan ve Mavi Vatan alanı 21. yüzyılın çekim alanıdır. Bu alan Doğu Akdeniz’in kaderinde büyük rol oynayacak. Bu bölge Türkiye’nin Roterdam’ıyada Singapur’u olmaya aday bir bölgedir. Mersin Mustafa Kemal’in 26 Ağustos 1922 tarihinde Kocatepe’den haykırdığı Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir İleri! Emrinin 21. Yüzyıldaki Kocatepesi’dir.”

‘DOĞU AKDENİZ TÜRKİYE’NİN EN CİDDİ EN ÖNCELİKLİ KRİZ ALANI’

Doğu Akdeniz’in 21. Yüzyılda Türkiye’nin en ciddi öncelikli kriz alanı olduğuna dikkat çeken Gürdeniz şunları söyledi: Bu stratejik bölge Türkiye’nin 3 alandaki hayati jeopolitik ekonomik çıkarların kesişme noktasında bulunuyor. Türkiye’nin söz konusu hayati çıkarları AB ve ABD etki ve destek alanında gelişen Mısır, Güney Kıbrıs Rum, Yunanistan ve İsrail dörtlüsünün her geçen gün gelişen Türkiye karşıtlığı paralelinde geleceğimiz için önemli önceliği oluşturuyor. Mersin bu zorlu süreçte öne çıkan bir ilimiz. Doğu Akdeniz’deki Türk deniz gücünün Türkiye’nin geri kalanının kaderini etkileyeceği sürece giriyoruz. Mersin bu sürecin aradaki amiral gemisidir. Her yönü ile denizleşmiş Mersin bu yüksek sorumluluğu kaldırabilecek güçtedir. Mersin denizcilik gücüne hayat veren her alanda öne çıkmalıdır. Limanlarınız, donanma varlığınız, deniz müzeniz, üniversiteleriniz, çalışkan halkınız , plajlarınız, marinalarınız yelken ve yat kulüpleriniz, Deniz Bilimleri Enstitüleriniz ve denizci olmak için gerekli en önemli unsurunuz muhteşem bir coğrafyanız var. 21. yüzyıl bu coğrafyaya büyük sorumluluklar ve fırsatlar yüklüyor. KKTC ile büyük abi statüsünde jeopolitik seviyede etki yaratacak bütünleşik bir yakınlaşma ve işbirliği, Doğu Akdeniz havzasında gerek gemi inşa gerek onarım gerekse denizdeki enerji sektörüne her yönü ile destek sağlayacak endüstriyel alt yapının kurulması, MEÜ bünyesinde denizcilik fakültesi kurulması, denizci Mersin hedef alanları mutlaka doldurulacaktır.   

‘ÖZYILDIZ: TÜRKİYE’NİN ÇIKARLARI HERŞEYDEN ÖNEMLİ’

21.Yüzyıl için Planlama Grubu adına konuşan Hakan Özyıldız ise, Türkiye’nin çıkarlarının kendileri için her şeyden önemli olduğunu bu kapsamda çeşitli toplantılar düzenlediklerini söyledi. Ülkenin çok önemli bir konusunun Mersin’de tartışılacak olmasının kendilerini heyecanlandırdığını anlatan Özyıldız,

“Enerji çağımızın olmazsa olmazıdır. Üretimden başlayarak yaşamın her alanında insanoğlunu etkilemekte ve yönlendirmektedir. Bir dergi tarafından yapılan saptamada  2040 yılında dünyadaki enerji talebinin yaklaşık 3’te birini Çin, Hindistan ve Asya yapacakmış. Anlaşılan o ki Ortadoğu’da ve Rusya’da bulunan birinci enerji kaynaklarının Avrupa’dan çok doğuya gitmesi söz konusu olacak. Bu durum dönemin enerji jeopolitiğini değiştiren önemli bir değişimdir. Türkiye’de bundan etkilenecektir” dedi.

Diğer saptamanın ise enerji üretiminin sektörün birincil kaynaklarına gideceği yönünde olduğunu vurgulayan Özyıldız, “Yüzde 75’i enerji üretimini kullanacakmış. Bunun doğal sonucu olarak ta şimdi ulaştırma sektöründe olan birinci kaynak kullanımının önceliği enerji üretimine geçecek. Gelecekte enerjinin en önemlisi gelecekte enerjinin yüzde 85’inin yenilenebilir kaynaklar ve doğalgazdan üretilecekmiş. Yine aynı çalışmaya güre, gelecekte enerjinin yüzde 85'inin yenilenebilir kaynaklardan üretilecek. Bu öngörü Hem Türkiye’nin hem de dünyada bilinen birincil kaynakların büyük çoğunluğuna sahip olan yakın komşularımızın hayatını değiştirecek. Konu Türkiye için de önemli. Türkiye eğer yenilebilir enerji ve doğal gazdan enerji üretiminde payı artıracaksa Türkiye, bu alanda geleceğini nasıl şekillendireceğine acil olarak karar vermek zorunda” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE ULUSLARARASI HUKUKTAN DOĞAN HAKLARINI KULLANMALI’

Keşfedilen yeni doğalgaz rezervlerinin ardından Türkiye ve KKTC’nin bölgedeki haklarından mahrum bırakılmaya çalışıldığını iddia eden Özyıldız, “Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan tüm haklarını sonuna kadar kullanarak Doğu Akdeniz'deki arama ve sondaj faaliyetlerine hız vermesi ve bunun için gerekli teknik malzeme ve yetişmiş personel donanımı eksikliklerini ivedilikle gidermesi gerekir” diye konuştu.

LOKMANOĞLU: DOĞU AKDENİZ BÜYÜK GÜÇ MÜCADELELERİNE SAHNE OLDU

Mersin Deniz Ticaret Odası Başkanı Cihat Lokmanoğlu ise önemli bir çalıştayın, Doğu Akdeniz’in kalbi Mersin’de gerçekleşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.Tarih boyunca önemini korumuş olan Doğu Akdeniz havzasının, sahip olduğu zenginlikler nedeniyle her dönemde büyük güç mücadelelerine sahne olduğunu anlatan Lokmanoğlu şunları söyledi: “Küresel ve bölgesel aktörlerin Doğu Akdeniz’i denetim altında tutma çabası bugün de sürmektedir. Dünya petrolünün yaklaşık yarısını ihtiva eden bu bölge, uluslararası ticaretin kavşak noktalarından olmasının yanı sıra son dönemde yeni enerji kaynaklarının keşfi, sismik araştırmalar, deniz yetki alanlarının belirlenmesi, Irak ve Suriye meseleleri nedeniyle sadece Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin değil, kıyıdaş olmayan güçlerin de rekabet ve çatışma alanı haline gelmiştir. Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere ve Fransa’nın askeri varlığı, bölgeyi eskisinden de sıcak bir hale getirmiştir. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin ve KKTC’nin geleceği ve güvenliği ile yakından ilgilidir. Bu nedenle Doğu Akdeniz bölgesindeki gelişmelerin dikkatle takip edilmesi, her iki ülkenin de hak ve menfaat kaybına uğramaması için son derece önemli.”

Açılış konuşmalarının ardından, ilk oturumda Amiral Mustafa Özbey moderatörlüğünde ‘Doğu Akdeniz’de Değişen Stratejik Dengeler’ başlığı altında bölgedeki güvenlik ve enerji çatışmaları ele alınırken ikinci oturumda ise Prof. Dr. Sencer İmermoderatörlüğünde ‘Doğu Akdeniz’in Ekonomik Fırsatları’ başlığıyla Doğu Akdeniz’deki küresel ticaret rekabetleri masaya yatırıldı.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akşener ve Uysal Pazar Günü Mersin’de
Akşener ve Uysal Pazar Günü Mersin’de
Kumbur’dan su kıtlığı uyarısı
Kumbur’dan su kıtlığı uyarısı