Advert
Advert

Mersin’de ‘Ruhu Olan Eşyalar’

Mersin’de 25 yıldır Anatolia Antik isimli antika dükkanını işleten Özden Al, 40 yıllık antikacılık serüvenini ve antikacılığın püf noktalarını anlattı. Antikacılığın merak ve dikkat isteyen bir meslek olduğunu kaydeden Al, “Bu işi yapıyorsanız gözünüzün çok iyi olması lazım. Bilgi ikinci sıradadır. Bazen çok bilirsiniz ama gözünüz yanıltır sizi” diyerek uyarılarda bulundu.

 Mersin’de ‘Ruhu Olan Eşyalar’
 Mersin’de ‘Ruhu Olan Eşyalar’ admin
Bu içerik 260 kez okundu.

“ANTİKAYA MERAKLI İNSAN FARKLI BİR RUHA, BAKIŞ AÇISINA SAHİP”

Antikaya meraklı insanların farklı bir ruh haline sahip olduğunu kaydeden Al, baba mesleğini devam ettirdiğini söyledi. 40 yıldır antikaya meraklı olduğunu aktaran Al, “Babamın tokatta dükkanı vardı. Ben burada devam ettiriyorum. Ben geçmişte eşyaları biriktiriyordum, ardından bunu ticarete dökmek istedim. Aslında burası çok da ticari bir dükkan değil. Bir ürün hoşuma gitmezse satılacağını bilsem bile dükkanıma koymam ama eğer hoşuma giderse satılmayacağını bilsem bile alır koyarım. Buna meraklı olan insanların farklı bir ruh taşıdığına, farklı bir bakış açısına sahip olduğuna inanıyorum. Yeni dünyadaki kapitalist düzenin insanlara sunduğu şeylerden bıkan insanlar daha çok ilgi gösteriyor. Bir de insanlar geçmişini arıyor, çocukluğunu arıyor. Gençliğini, çocukluğunu çağrıştıran eşyaları evinde bulundurmak istiyor” şeklinde konuştu.

“ANTİKA EŞYALARIN RUHU VAR”

Mersin’de antikaya ilginin belli bir kesim tarafından olduğunu dile getiren Al, “Belli bir kesimin antikaya ilgisi söz konusu. Bununla parayla ilgisi yok. Örneğin, çok parası var ve evinde daha yeni, gösterişli ürünler görmek istiyor. Ya da parası az ama gelip buradan küçük bir şey alıyor. Evimi yansıtmasın da beni yansıtsın diye alan insanlar da var. Öğretmen maaşı buradan evini süsleyen insanlar tanıyorum. Yine çok parası olup da gidip yeni ürün alan insanlar da tanıyorum. Fakat bir ruhu yoktur o eşyaların. Birbirine çoğalan evler çoğaldı. Bu birbirine benzeyen evlerin dışında kalmak isteyen insanlar biraz da buraya geliyor. Bu işe yeni başlıyorsa başka bir yerden görüp cesaret etmiş oluyor. Başlangıçtaki o cesareti göstermek lazım. İtekleyici güç, rol modellere ihtiyaçları oluyor. Buradan bir şey almak şart değil. Bazen insanlar gelip oturur, müze gibi gezerler burayı. Bazen satmam için bir eşya getirirler, ‘bunu satmayın evinizde dursun. Çocuklarınıza, torunlarınıza bırakın’ derim. Bir de şöyle bir şey var; dedeler biriktirir, babalar satar, torunlar yeniden toplar. Antikaya 3 nesil bulamazsınız. Baba meraklıdır, çocuk ilgilenmez ama torun meraklıdır” dedi.

“BU KAPIDAN İÇERİ GİRDİĞİNİZDE FARKLI BİR DÜNYAYA GİRDİĞİNİZİ HİSSEDİYORSUNUZ”

Ürünleri genelde yurt dışından temin ettiklerinin bilgisini veren Özden Al şunları söyledi: “Başta Fransa ve İngiltere olmak üzere. Zaman zaman Osmanlıya ait parçalar geliyor. Eskiden daha çoktu ancak gittikçe azalıyor. Avrupa bizden daha sanayileştiği için bir sürü saatler, vazolar yapmışlar. O yüzden Avrupa’da ürün daha fazla. Osmanlı’dan kalma el yazmaları, ahşap işçiliği, kılıçlar, kamalar, küpler bulunuyor. Zaman zaman evlerden de çıkabiliyor. Bu eşyalar geçmişte yolculuk yapar ve ben de onlara ev sahipliği yapıyorum. İnsanlar ‘burada geçmişe dönüyoruz’ diyorlar. Buradaki bir koltuğa kimler oturdu, kimler kullandı. Gaz lambası kimleri aydınlattı, kahve fincanında kimler kahve içti. Bu kapıdan içeri girdiğinizde farklı bir dünyaya girdiğinizi hissediyorsunuz. İnsanların ilgisini çekiyor. Farklılık istiyor.”

“BU İŞİ YAPIYORSANIZ GÖZÜNÜZÜN ÇOK İYİ OLMASI LAZIM”

Antika ürünlerin bilinenin aksine pahalı eşyalar olmadığının altını çizen Al, “Dışarıda satılan yeni yapılmış, kimyasal ürünlere bakacak olursak bunlar çok daha ucuz. Antikacı denince insanlar çok pahalı bir yer sanıyor. Dışarıdaki ürünlere göre pahalı değil. Evet, 200 sene önce usta yapmıştır, usta malıdır pahalıdır ama çırak yapmıştır ucuzdur. Buradaki eşyalar evinize, sağlığınıza zarar vermez. Bu eşyalar nefes alır, çevre dostudur. Ağaçlar dünyaya yetmeyecek, insanlar plastiğe yönelecek. Antikayı görünce anlayabiliyoruz. İstanbul’da elime üzeri yağlı boya ile kaplı bir beşik geçti. Boyasını kaldırttım üzeri altından varak yapılmış. Bu bir yetenek, herkeste bulunabilir. Bu işi yapıyorsanız gözünüzün çok iyi olması lazım. Bilgi ikinci sıradadır. Bazen çok bilirsiniz ama gözünüz yanıltır sizi. Yanılma payı çok yüksek bir meslek. Çok riskli bir meslek. Ben bile yıllardır bu mesleği yapmama rağmen korkuyorum. Adınıza en ufak bir leke geldiği zaman güvenirliğinizi kaybedersiniz. İstanbul’da sahte mal satıyorlar ama 2-3 bin dükkan var. Burada göz önündeyiz, çok dikkatli olmak zorundayız” şeklinde belirtti. (Bülten)

 

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Otomobil koyun sürüsüne çarptı
Otomobil koyun sürüsüne çarptı
Karadoğan:Döner Sermaye Dönmüyor
Karadoğan:Döner Sermaye Dönmüyor