Advert
Advert
Advert

Gazetecilerden buruk kutlama

​Mersin'de gazeteciler 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü, gazetelerin yaşadığı ekonomik sıkıntıların, işsiz gazeteciler sorununun ve gazetecilere yönelik soruşturmaların gölgesinde kutladı. Meslek örgütleri adına yapılan açıklamalarda, yerel basının adeta yaşam savaşı verdiği vurgulandı, gazetecilerin, aydınların ve sanatçıların düşüncelerinden dolayı soruşturmaya uğraması kınandı.

Gazetecilerden buruk kutlama
Gazetecilerden buruk kutlama admin
Bu içerik 280 kez okundu.
Advert

ABİDİN YAĞMUR

-10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, yurt genelinde olduğu gibi Mersin'de de buruk törenlerle kutlandı. Birçok haklarını kaybeden, ekonomik olarak sürekli geriye giden gazeteciler, meşhur 212 sayılı fikir işçileri yasasının çıkarılışının yıldönümünde, artık yürürlükte olmayan yasanın çıkmasını sağlayan meslek büyüklerini andı.

Mersin Gazeteciler Cemiyeti, 10 Ocak dolayısıyla Cumhuriyet Alanı'nda tören düzenledi. Törene Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Demirtaş ve yönetim kurulu üyeleri ile gazetecilerin yanı sıra Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan, Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna, Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ayhan Kızıltan da katıldı.

Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Demirtaş, gazeteciliğin kutsal ve yürek isteyen bir meslek olduğuna dikkat çekti.

Demirtaş, "Her türlü felaket ve acil durumda, her türlü kutlamada, mutlulukta halkın yanında olan bir meslek düşünün. Gazeteciler, tüm risklere rağmen mesleklerini sürdürmek için büyük bir cesaretle çalışıyor. Bilgi ve birikimin harmanladığı gazetecilik böylesi kutlu, böylesi zor bir meslektir. Böylesi bir mesleği icra etmek, hiçbir zaman hiçbir maddi değerle ölçülemez. Çünkü gazetecilik bir meslek değil, bir yaşama biçimidir" dedi.

 

'GAZETECİLİK DEMOKRASİNİN GELİŞMESİNE KATKI SAĞLIYOR'

 

Toplumsal bilinçle ve yüreklilikle var olan gazetecilik mesleğinin karşılığının vefa ile eşdeğer olduğuna işaret eden Demirtaş, "Meslektaşlarımız kimi zaman savaşlarda ateş altında sırtlarında kilolarca ağırlıktaki teçhizatlarıyla sırf halka doğru bilgi aktarmak için çatışmaların ortasında kalıyor. Kimi zaman bilinmeyeni keşfetmek, insanlığa yeni bir bilgi sunabilmek için bir muammaya korkusuzca yürüyor. Bu kutsal mesleğin zaman kavramı yok. Hayatın aktığı her yer, bizler için görev alanıdır. Ve bu görev alanlarında birçok gazeteci arkadaşımız yaralanıyor ya da canından oluyor. Bugün toplumuzun aydınlatılmasında ve bilgilendirilmesinde, demokrasimizin sağlam temeller üzerine oturtulmasında fikir ve düşünce özgürlüğünün genişletilmesinde değerli meslektaşlarımıza çok önemli görevler düşmektedir. Aydınlatıcı ve yol gösterici işleviyle bu meslek sivil toplumun dinamizmini beslemekte, demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesinde ve yükselmesinde önemli bir rol üstlenmektedir. Toplumsal bilinçle ve kamu yararını gözeterek, zorlu çalışma koşullarını önemsemeden fedakarca çalışarak gelişmeleri halka aktaran tüm gazeteci arkadaşlarımız gerçeğin halka ulaşması için büyük bir emek sarf etmektedir" ifadelerini kullandı.

 

ÇALIŞAN GAZETECİLER KAHVALTI DÜZENLEDİ

 

Mersin Gazeteciler Cemiyeti üyesi bir grup çalışan gazeteci de, Cumhuriyet Alanı'ndaki törenden sonra kaynaşma kahvaltısı düzenledi. Marehan'da yapılan kahvaltıya gazete, radyo, televizyon çalışanları, gazete ve radyo sahipleri ile emekli gazeteciler katıldı.

Burada bir konuşma yapan Fatih Şahin, 1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarında önemli iyileştirmeler getiren 212 sayılı yasanın yürürlüğe girdiğini, bunu protesto eden gazete sahiplerinin 3 gün gazete çıkarmama kararı aldığını, çalışan gazetecilerin de Türkiye Gazeteciler Sendikası öncülüğünde 10, 11 ve 12 Ocak'ta kendi gazetelerini çıkardığını hatırlattı.

Çalışan gazetecilerin temel haklarını bu direniş sayesinde aldığını ve 10 Ocak'ın bayram ilan edildiğini belirten Şahin, zamanla gazetecilerin haklarının budandığını, 10 Ocak'ın da bayram olarak değil, özel bir gün olarak kutlandığını ifade etti.

Bugün gazetecilerin işsizlik, gelecek kaygısı gibi sorunlar yaşadığını, gazetelerin ise ekonomik sorunlar karşısında yaşam mücadelesi verdiğini anlatan Fatih Şahin, Karaman'da 6 günlük gazetenin, ekonomik zorluklar nedeniyle haftalığa dönmek zorunda kaldığına dikkat çekti. 

 

'YA HEP BERABER KURTULACAĞIZ YA HEP BERABER BOĞULACAĞIZ'

 

Gazetelerin ekonomik krizden çıkması için akla gelen ilk tedbirin asgari kadroyu 7'den 6'ya düşürmek olduğunu belirten Şahin, "Gazetelerin ekonomik olarak rahatlaması için akla gelen ilk çözüm bu mu olmalıydı? İlk önlem gazeteciyi işten çıkarmak mı olmalıydı? Başka önlemler bulunabilirdi. Örneğin gazetelerimiz haftada 6 gün çıkıyor. Haftada 5 gün çıkmak bile gazetelere nefes aldırır. Ama bunları örgütlü şekilde dile getirmeniz lazım. Bu süreçte gazeteciler cemiyetleri nerede? Ne yapıyorlar? Resmi ilanlar daraldı diyoruz. Ama icra müdürleri resmi ilanları yerel basına vermiyor, ulusal basına veriyor. Örgütlü bir güç olunsa, bu icra ilanları yerel gazetelere yönlendirilir ve gazeteler biraz daha nefes alır. İşte örgütlülüğü bunun için önemsiyoruz" dedi.

Şahin, bu süreçte gazetecilerin ve gazete sahiplerinin birlikte hareket etmesi gerektiğine değinerek, "Biz kendimizi, kendi geleceğimizi gazetelerimizden, gazete sahiplerinin geleceğinden bağımız, ayrı görmüyoruz. Gazete sahipleri de gazete çalışanlarını gazeteden, gazetenin geleceğinden, kendi geleceklerinden ayrı görmesinler. Moda deyim oldu, içeriği boşaldı ama ısrarla vurgulamak isteriz ki aynı gemideyiz. ve gemimiz su alıyor. gemiyi terk etmeyeceğimize göre, ya önlem alıp kurtulacağız ya da hep beraber boğulacağız" ifadelerini kullandı.

 

'BASIN HÜRRİYETİ YOKSA DİĞER HÜRRİYETLER DE OLMAZ'

 

Türkiye'de basının, düşünce ve ifade özgürlüğü alanında da sıkıntılar yaşadığını belirten Fatih Şahin, "Demokrasinin en yüksek sesle bağırıldığı ama en az uygulandığı ülkelerdeniz. Türkiye'de basına ve halkın haber alma hakkına yönelik siyasi ve ekonomik baskılar her geçen gün artıyor. Ülkenin gazetecisi, sanatçısı kısaca muhalefet olanlar susturulmaya çalışılıyor. Hedef haline getiriliyor. Fatih Portakal’ın eleştirisinin ardından  'Enseni patlatırlar' denilmesi basının ne denli özgür olduğunun bir göstergesi değil midir? Basın hürriyetinin olmadığı bir ülkede, vicdan, eğitim ve konuşma hürriyetlerinin de ortadan kalktığını görüyoruz" dedi.

Daha sonra söz alan emekli gazeteci Ünal Akdağ, Mersin'de gazeteci örgütlerinin meslektaşlar arasında yeterince dayanışma sağlayamadığına değindi. Emekli gazeteci İbrahim Yalçıner de, geçmişte Mersin Gazeteciler Cemiyeti yönetiminde yer alanların özeleştiri yapması gerektiğini söyledi.

 

 

 

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kariyer Fuarı 2 Mayıs’ta!
Kariyer Fuarı 2 Mayıs’ta!
TIR, ticari araca çarptı
TIR, ticari araca çarptı