'Yaşam koçlarının terapi yapmaya çalışması ürkütücü'

Uzman Klinik Psikolog Nazmiye Arduç, "Psikolog olmayıp da psikologculuk oynayan kişiler elbette bende de çok fazla öfke uyandırıyor. Yaşam koçluğu, NLP uzmanlığı gibi meslekler sadece Türkiye’de değil dünyanın farklı ülkelerinde olan meslekler. Yaptıkları işe saygım sonsuz elbette ve bu kişiler sadece kendi işlerini yaptığı sürece onlara karşı olumsuz bir his beslemiyorum. Bu noktada sınırların çiğnenmemesi önemli. Psikiyatrist olmayıp, danışanlarına ilaç öneren psikologların varlığı da maalesef camiamızda bilinmekte, bu ne kadar yanlış ve sakıncalı bir durum ise, bir yaşam koçunun da terapi yapmaya çalışması aynı oranda ürkütücü" dedi.

'Yaşam koçlarının terapi yapmaya çalışması ürkütücü'
'Yaşam koçlarının terapi yapmaya çalışması ürkütücü' admin
Bu içerik 577 kez okundu.

ÖZEL RÖPORTAJ: SİBEL GELBUL / İBRAHİM NALÇAKAR

O bir ‘iyileştirici.’ İyi geliyor insana. Onu dinlemek, tespitlerine, bilgisine kulak vermek. Dünyaya ait.Yani alçakgönüllü.Şişik egosu  yok.Uzman  Klinik Psikolog  Nazmiye ARDUÇ ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Şimdi sizleri bu keyifli söyleşiyle başbaşa bırakıyoruz…

-Merhaba! Öncelikle Nazmiye ARDUÇ kimdir? Bize kendinizi tanıtır mısınız?

NAZMİYE ARDUÇ: Öncelikle mesleğimize gösterdiğiniz ilgiden ötürü yürekten teşekkür ediyorum. 1971 İstanbul doğumluyum. Evliyim ve gözlerine baktığımda sonsuz sevgiyi iliklerime kadar hissettiğim iki güzel kız çocuğunun da annesiyim. Uzman Klinik Psikolog olarak İstanbul’ da şahsıma ait özel bir psikolojik danışmanlık merkezinde danışanlarıma özenle hizmet verirken aynı zamanda  özel bir üniversitede yarı zamanlı öğretim üyesi olarak da görev yapmaktayım.

-Psikoloji alanını seçmeye nasıl karar verdiniz?

NAZMİYE ARDUÇ : Bu alanı tercih etmemde önce kendimi tanıma isteğim oldukça etkili oldu diyebilirim. Ben kimdim? Çatışmalarım var mıydı? Savunmalarım nelerdi? Tüm bu sorulara doyurucu yanıtlar bulabilmek adına bu yola çıktım. Bu yolda yürürken gördüm ki bu arayış sadece bana özgü değildi. Yaşadığım toplumu oluşturan her bir bireyin farklı çatışmaları mevcuttu. Bununla birlikte bireylerdeki savunma mekanizmalarının değişkenliğini, farklı duygu ve düşüncelerin farklı davranışları da beraberinde getirebileceğini tecrübe ettim. Evet insanoğlu ilginç bir varlıktı. Konuşabilen, düşünebilen, empati kurabilen, vs. İnsanı tanımak, düşüncelerini, duygularını, davranışlarını çözümlemeye çalışmak ve bunlar arasında bağlantılar kurmakve sorularıma cevaplar bulmak için bu alanı tercih ettim. Bu mesleği seçmiş olmak her daim mutlu etti beni. Neden mi? Sorular da cevaplar da bitmiyor çünkü. Her gün yeni şeyler keşfediyorum. Yeni insanlar tanıyorum. Kendi çemberimin dışına çıkıyorum… İnsanların yaşamlarına tanıklık ediyorum. Önce ben kimim derken, şimdi danışanlarımın dünyasındaki yerimi, onların hayatlarına yaptığım küçük fakat anlamlı dokunuşlarımı sorguluyorum.

-Klinik psikoloji ünvanı nasıl kazanılır? Klinik psikolog nerelerde çalışabilir?

NAZMİYE ARDUÇ: Uzman Klinik Psikolog ünvanı; psikoloji lisans eğitiminden sonra klinik psikoloji alanında yüksek lisans eğitimi alan psikologlara üniversiteler tarafından verilen bir ünvandır. Klinik psikologlar psikoloji biliminin sağlık alanındaki uygulamalarında çalışırlar. Hastaneler, psikolojik danışmanlık merkezleri, tıp merkezleri, psikiyatri klinikleri, cezaevleri, huzurevleri, diyaliz merkezleri, anaokulları, rehabilitasyon merkezleri, STK’lar vb. Olağanüstü durumlar oluştuğunda ise deprem, sel, savaş vb. kriz alanlarında halka psikososyal destek vermek için çalışırlar. Klinik psikologlar bireylere ve gruplara terapi yaparlar. Ayrıca birey ve kurumlara danışmanlık verebilirler. Psikolojik test ve ölçekleri uygularlar. Tabi bu arada neleri yapmazlar? Bu konuda oldukça önemli. Klinik psikologlar ilaç yazmazlar, tıp doktoru değildirler. Ayrıca klinik psikologlar muska yapmazlar, fal bakmazlar, hurafelere de inanmazlar. Astrolojiden, biyoenerjiden, çakralardan anlamazlar, mistik inanışlara prim vermezler. Bir klinik psikoloğun mesnet noktası bilimdir. Bilimsel olmayan her şeye mesafelidir.

-Klinik psikolog olmayıp bu alanda hizmet veren (verdiğini zanneden) kişileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

NAZMİYE ARDUÇ: Psikolog olmayıp da psikologculuk oynayan kişiler elbette bende de çok fazla öfke uyandırıyor.  Yaşam koçluğu, NLP uzmanlığı gibi meslekler sadece Türkiye’de değil dünyanın farklı ülkelerinde olan meslekler. Yaptıkları işe saygım sonsuz elbette ve bu kişiler sadece kendi işlerini yaptığı sürece onlara karşı olumsuz bir his beslemiyorum tabi. Bu noktada sınırların çiğnenmemesi önemli. Psikiyatrist olmayıp, danışanlarına ilaç öneren psikologların varlığı da maalesef camiamızda bilinmekte, bu ne kadar yanlış ve sakıncalı bir durum ise, bir yaşam koçunun da terapi yapmaya çalışması aynı oranda ürkütücü. 

-Psikoloji alanındaki çalışmalarınızın kişiliğinize katkısı neler olduğunu düşünüyorsunuz?

NAZMİYE ARDUÇ: Elbette birçok şey kattı diyebilirim. Kişisel tercihlerimden, toplumsal seçimlerime kadar her alanda etkisini gördüm. Kendimi, çevremi ve hatta yaşadığım toplumu daha iyi anlamamda bana yardımcı oldu. Ama en önemli katkısı iç görü kazandırdı ve farklı bakış açılarını keşfetmeme yardımcı oldu. Kurduğum ilişkilerde daha eleştirel düşünmemi, empati geliştirmemi ve bu yolla insanları ve kendimi daha iyi anlamama yardımcı oldu. Tabi bu katkılardan en fazla eşim hoşnut sanırım. Artık daha az konuştuğumu söylüyor. (Gülüyor)

-Türkiye’de klinik psikolojiye bakış açısı nasıl? Sizce nasıl olmalı?

NAZMİYE ARDUÇ: Uzun vadede mesleğimize daha olumlu bir bakış açısı bekliyorum. Mesleğimizin diğer ülkelerde olduğu kadar saygınlığının da artacağını düşünüyorum.Çünkü gün geçtikçe robotlaştığımız bir yaşama farkedilir ölçüde evriliyoruz. Daha az iletişim kuruyoruz, daha çok çalışmak zorunda kalıyoruz, daha çok tükeniyoruz ve sonunda yalnızlaşıyoruz. Bu aşamada klinik psikologlara duyulan ihtiyaç artacağı gibi, mesleğimize duyulan saygı ve ilginin de artacağını düşünüyorum.

Ayrıca eklemek istediğim bir önemli husus da şu: Ülkemizde klinik psikologların özellikle devlet hastanelerinde testör olarak algılandığı mevcut zihniyetten bir an önce arınması gerektiğini düşünüyorum. Klinik psikologlar, psikiyatristlerin teknikerleri değildir. Öncelikle bu zihniyetin değişmesi gerekir. Psikolog ve psikiyatristlerin farklı meslekleri icra ettikleri, farklı alanlarda çalıştıkları gerçeğini göz ardı etmeden, ihtiyaç duyulan durumlarda ekip olarak uyumlu bir şekilde çalışmalarının gerekliliği bir an önce benimsenmelidir.

Ülkemizde psikologların mesleki sorunları bir hayli fazla. Meslek yasamızın olmaması mesleki sorunları da beraberinde getiriyor elbette. Her şeyden önce konuyla ilgi devlet yetkililerin bu konuda bir eylem planı geliştirmelerin elzem olduğuna inanıyorum.

NAZMİYE ARDUÇ: Özel Üniversitede  kaç yıldır öncü ve nitelikli bir eğitim hizmeti veriyorsunuz. Bu başarıya nasıl ulaştınız?

Öncelikle Türkiye’ nin eğitimde öncü ve nitelikli bir kurumunda çalıyor olmak benim için çok kıymetli. 3 yıldır lisans ve yüksek lisans programlarında eğitim veriyorum. Genç meslektaşlarıma eğitim vermek oldukça ciddiyet gerektiren bir görev. Bu görevi başarıyla yerine getirebilmek adına sürekli olarak bilimsel araştırmalar yapıyorum. Bilimsel yayınları, güncel çalışmaları yakından takip ediyorum. Tabi bu başarıya ulaşmamda genç öğrencilerimin rolleri de büyük. Onların öğrenme istekleri, mesleki sevgileri ve enerjileri benim motivasyon kaynağım.

-Yaşamda başarılı olmaları için öğrencilere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

NAZMİYE ARDUÇ: Ben yaşamda kazanılabilecek en önemli başarının mutluluk olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle gençlere şunları içtenlikle önerebilirim: Gençler! Mutlaka spor yapın. Evet farklı olmak, sıradanlaşmamak önemli ancak dünyalı olmak da öyle… Dünyaya yabancılaşmayın ve çevrenizde olup biten her şeye duyarlı olun, bu dünyaya ait olun. Bol bol kitap okuyun. Okuyacağınız her kitap farklı kültürlere, farklı insanlara ulaştıracak sizi. Hayal kurmaktan sakın vazgeçmeyin. Unutmayın şimdi ve burada çok önemli. Bu nedenle sizi şimdi ve buraya hayallerinizin taşıyacağını sakın unutmayın. Sık sık "hayatım bir film olsaydı nasıl olurdu?" sorusunu aklınıza getirin ve kendinizi mutsuz bulduğunuz sahnelerinizi nasıl daha kaliteli sahneler haline getirebilirim üzerine kafa yorun. Sözün özü sizi mutlu edebilecek alanlar yaratın kendinize.

-Hayata bakışınızı 3 kısa kelimeyle söyler misiniz diye sorsam ne derdiniz?

NAZMİYE ARDUÇ: Umut, özgüven ve emek

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Üzüm çiğnerken sulama havuzuna düştü
Üzüm çiğnerken sulama havuzuna düştü
AK Partili Belediye’ye icra şoku!
AK Partili Belediye’ye icra şoku!