Advert
Advert

​Tatili değil, Nijerli çocukları tercih etti

​Mersin Şehir Hastanesi’nde Laborant olarak hizmeti veren Hacer Gürsoy Afrika’nın yoksul ülkesi Nijer’de 15 günde binden fazla tahlil yaptığını belirterek,” çağırsalar yine giderim” dedi

​Tatili değil, Nijerli çocukları tercih etti
​Tatili değil, Nijerli çocukları tercih etti admin
Bu içerik 1389 kez okundu.

 

Özel Haber ABİDİN YAĞMUR

 

-Gönüllüler Platformu geçtiğimiz aylarda yoksul Afrika ülkelerinden Nijer'e giderek başta katarakt ameliyatı olmak üzere çeşitli tedaviler için aylardır Türk sağlık çalışanlarını bekleyen yoksul halka yardım elini uzattı. Türk sağlık ekibi, 15 günde 1200 ameliyat gerçekleştirdi. Mersinli sağlık çalışanı Hacer Gürsoy da Nijer'e giden Türk sağlık ekibinin içindeydi. Nijer'de zor koşullarda çalıştıklarını, ekstra bir ücret almadıklarını belirten Gürsoy, "İnsanlar bana sende cahil cesareti, deli cesareti var da oralara gidiyorsun diyorlar. Ortada para yoksa niye gidiyorsun. Aptal mısın sen diyorlar. Oysa bazı değerlerin ayakta kalması için, benim gibi deli insanlara ihtiyaç var. On kere daha çağırsalar, on kere daha giderim" dedi.

2005 yılında, yoksul Afrika ülkelerine sağlık yardımları ulaştırmak üzere oluşturulan Gönüllüler Platformu, 13 yıldır kesintisiz olarak Nijer'e gidiyor ve yoksul halka yardım eli uzatıyor.  Gönüller Platformu, TİKA ve Sağlık Bakanlığı projesi kapsamında, Türkiye'deki çeşitli hastanelerde görev yapan sağlık çalışanlarından oluşturulan ekipler yılda 2 kez Nijer'e gidiyor ve on beşer gün hastane hizmeti veriyor. Bu kısıtlı süre içinde binlerce insana muayene ve tedavi hizmeti veriliyor. Proje kapsamında ayrıca Nijer'de her köyde bir su kuyusu açılması, öğrenci yurdu ve cami yapılması yönünde çalışmalar da sürdürülüyor.

 

BİR SU KUYUSU 2 BİN 750 AVRO

 

Köyde su kuyusu açılması projesi, TİKA desteğiyle yürütülüyor. Birçok Afrika ülkesinde olduğu gibi Nijer'de de temiz içme suyu bulmak oldukça sıkıntılı. Su kıtlığı nedeniyle her yıl binlerce bebek ve çocuk ölüyor. Gönüllüler Platformu, hayırseverlerin bağışlarıyla her köyde bir su kuyusu açmayı hedefliyor. Bir kuyu ülkesine göre her şey dahil 2750 avro ile 16000 avro arasında değişiyor. Kuyu yerlerini derneğin gönüllüleri bizzat yerinde tespit edip onay veriyor. Hayırseverler 100 avro bağışlayarak kuyu açılmasına destek verebiliyor. Destekçilerin adları açılan kuyunun yanına konulan panolarda ilan ediliyor.

 

MERSİNLİ SAĞLIK ÇALIŞANI DA EKİPTE YER ALDI

 

Mersin Şehir Hastanesi laboratuarında görevli olan Hacer Gürsoy da, Gönüllüler Platformu'nun Temmuz ayı içerisinde yaptığı Nijer çalışmasına katıldı. 2016 yılında da Nijer'de gönüllü olarak çalışan Hacer Gürsoy, Gönüllüler Platformu'nun çalışmalarını ve Nijer izlenimlerini Güney'e anlattı.

Türkiye'den Nijer'e giderken 8 saatlik havayolu yolculuğunun ardından 17 saatlik karayolu yolculuğu yaparak çalışma yaptıkları bölgeye ulaştıklarını anlatan Hacer Gürsoy, "Bizim oraya ulaşma şartlarımız da ağır. Yiyecek yok, tuvalet yok. İstanbul'dan 8 saatlik uçuşla başkente iniyoruz. Oradan da 17 saatlik karayolu yolculuğu yapıyoruz. Çölden geçiyoruz. Dönüş de aynı şekilde. 17 saatlik yolculuk boyunca sadece bir kez kumanya yiyoruz. Eyaletlerden izin kağıtlarıyla geçiyoruz. Gidiş geliş sürecinde 5 gün yollarda geçiyor" dedi.

 

SITMA KAPAN ECZACI GÜNLERDİR YOĞUN BAKIMDA

 

Gönüllü sağlık ekibinin Nijer'de çok zor şart altında çalıştığına işaret eden Hacer Gürsoy, Nijer'e gitmeden önce tüm aşılarının yapılmasına rağmen, birçok gönüllünün sıtma hastalığına yakalanabildiğini söyledi.

Gönüllülere Ankara'dan katılan bir eczacının, beynine etki eden sıtma nedeniyle günlerdir yoğun bakımda olduğunu belirten Hacer Gürsoy, "Sağlık çalışanları olarak bu riskleri göze alarak Nijer'e gittik" dedi.

 

'İLK GİTTİĞİM YIL 2 GÜN BOYUNCA AĞLADIM'

 

Nijer'e ilk olarak 2016'da gittiğini anlatan Gürsoy, "Oraya gitmek için internetten Gönüllüler'e müracaat ediyorsunuz. O ortamda çalışmaya uygun olan herkes kabul edilebiliyor. Ama herkes de o bölgenin çalışma şartlarına uygun olmayabiliyor. Ben aynı zamanda UMKE çalışanıyım. Biz zor şartlara alışık olduğumuz için bizi tercih ettiler. Oraya gittiğimde ilk 2 gün sürekli ağladım. O insanların durumuna üzüldüm ve ağladım. Yemek yerken gizlenerek yiyordum çünkü onların yemeği yoktu. Arkadaşlarım, yemeğini yemezsen onlara yardım edemezsin diyorlardı. İlk 2 günün ardından ağlama krizini atlattım ve o insanlara yardımcı olabilmek için soğukkanlı olmam gerektiğinin bilincine vardım. Görevimi en iyi şekilde yapmaya çalıştım" diye konuştu.

 

'HASTANEYE ULAŞMAK İÇİN ÇÖLDE GÜNLERCE YÜRÜYORLAR'

 

Gönüllüler Platformu'nun Nijer'in 2 bölgesinde sahra hastanesi oluşturduğunu kaydeden Gürsoy, "Hastanenin faaliyete başlayacağı radyo yoluyla bölge halkına duyuruluyor. Bizim hastane oluşturduğumuz yere ulaşabilmek için insanlar bir hafta boyunca çölde yolculuk yapıyor. Hastaneye ulaştıklarında bahçede kumun üzerinde günlerce yatıp muayene ve ameliyat sıralarının gelmesini bekliyorlar. Çok sabırlılar. Arkadaşlarımız bahçede bekleyenler arasından acil olanları tespit ediyor. Yemeklerini hastane veriyor. Günde bir öğün yemek veriyor hastane onlara. Onun dışında orada yemek yeme olanakları yok. O bölgede insanların yaraları, iklim şartları ve beslenme eksikliği nedeniyle kurtlanıyor. Çok zor şartlar altında yaşayan çaresiz insanlar" ifadelerini kullandı.

 

15 GÜNDE BİNDEN FAZLA TAHLİL YAPTIM

 

Nijer'de 15 gün içinde binden fazla tahlil yaptığını belirten Hacer Gürsoy,  "Benim orada olduğum süre içinde ekip 400 genel ameliyat, 800 de göz ameliyatı yaptı. 400 civarında kadın doğumla ilgili işlem oldu. Hepati B, C ve HIV tahlillerine baktık. Zaten şeker, kolestrol yok. Kulübelerde yaşıyorlar ve bir hububattan elde ettikleri undan yapılan bir bulamaç yiyorlar. Tek yiyecekleri o.  Başta su sorunu olmak üzere büyük bir kıtlık var. Susuzluktan ölmek üzere olan çocuklarla karşılaştım. Su verip kurtardıklarımız oldu. Yağmur suyunu biriktirip içiyorlar. Sular çamurlu ve sağlıklı değil" dedi.

 

'NİJER HALKI TÜRKİYE'Yİ TANIYOR'

 

Nijer halkının Türkiye'ye bakının olumlu olduğunu da ifade eden Gürsoy, " Türkiye'yi biliyorlar. Bizi çok güzel karşıladılar. Türkiye'ye karşı sempatileri var. Türkiye ve Nijer kardeştir diyorlar. Bildiğim kadarıyla sağlık yardımı konusunda sadece Türkiye çalışıyor orada. Ufacık bir şeyle bile mutlu olan insanlar. Bize, çocuklarımıza ne alınırsa alınsın mutlu olmayız ya, o mutlu olma hissini kaybetmişiz ya o insanlar en ufak şeyle, bir şekerle, bir balonla o kadar mutlu oluyorlar ki. Bir şeker veriyorsunuz, bir balon veriyorsunuz çocuk göklere uçuyor. Hastane sırası için günlerce kumun üzerinde yatıp bekliyorlar ama sanki 5 yıldızlı tatil köyünde gibi mutlular. Saçlarımı ördürdüm. Genç kadın para almak istemedi. Ben yine de para verdim. Türk Lirası cinsinden 40 lira kadar bir paraydı. O kadar mutlu oldu ki anlatamam. Bana sarıldığında kalbinin atışını duydum. 40 lira onların neredeyse 2 aylık gıda masrafını karşılıyormuş" diye konuştu.

 

'ORAYA GİTTİĞİME PİŞMAN DEĞİLİM'

 

"Orada çok zor şartlar altında çalışıyorsunuz ama huzur duyuyorsunuz. Çünkü o insanlara faydalı oluyoruz. Saatlerce ayakta çalışıyoruz, banyo yok. Ama insanlar keşke gelmeseydim demiyor. Çünkü çaresiz insanlara yardım ettiğini biliyor" diyen Hacer Gürsoy, Nijer'e giden gönüllü grubunda yer almasının bazı meslektaşlarınca yadırgandığını söyledi. Gürsoy şu ifadeleri kullandı:

"Gitmeden önce aşılarımız yapıldığı halde başta sıtma olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalananlar olabiliyor. Buna rağmen ben on kere daha çağırsalar, onkere daha giderim. Benim 2 kızım var. Biri 28, biri 18 yaşında. Onlar benim çalışma şartlarımı bildikleri için yadırgamıyorlar. Hatta bu gidişimde kızımın nişanını iptal ederek gittim. Tekrar çağırırlarsa gideceğim. Aslında oraya gitmem sağlık personeli arasında yadırganıyor. Ne kadar para alacaksınız diye soranlar oluyor. Aslında Sağlık Bakanlığı Somali'ye de bu tür hizmetler sunuyor ve oraya gidenler ekstra ücret alıyorlar. Nijer'e gidenlerin de esktra ücret aldığı sanılıyor ama öyle bir şey yok. Onlar bizim sadece yol ve yemek masrafımızı karşıladılar. Onun dışında bir para almadık. Hatta orada olduğumuz için maddi kaybımız da oluyor. Mesela ben orada olduğum süre içinde buradaki gibi nöbet parası alamadım. Ayrıca performans ödememi de kestiler. Ben orada 60 derece sıcaklık altında çaresiz insanlara yardım etmeye çalışırken burada aldığım ücret kesildi. İnsanlar bana sende cahil cesareti, deli cesareti var da oralara gidiyorsun diyorlar. Sağlık çevresinden, ailemden tepkiler alıyorum. Ama en çok zoruma giden şu: İnsanlar ortada para yoksa niye gidiyorsun. Aptal mısın sen diyorlar. Bu zoruma gidiyor. Oysa bazı değerlerin ayakta kalması için, benim gibi deli insanlara ihtiyaç var. Onun için pişman değilim gittiğime.  On kere daha çağırsalar, on kere daha giderim."

 

'TEDAVİ İÇİN TÜRK HEYETİNİ BEKLİYORLAR'

 

Mersin Şehir Hastanesi'nde görevli anestezi teknisyeni Münevver Efe de, 2016 yılında Nijer'e giden sağlık ekibinin içinde yer alan isimlerdendi. Münevver Efe, şunları söyledi:

"Nijer'in Tesseua bölgesinde tek bir hastane vardı ve sadece bir kadın doğum uzmanı doktor vardı. Onun dışında uzman doktor yoktu. Onun için Türkiye'den sağlık ekipleri gidiyor. Katarakt, sıtma ve enfeksiyon hastalıkları sıkça görülüyor. Çocuklarda çok ciddi yaralar oluyor ve aileleri tedavi için Türk heyetinin gelmesini bekliyor. Anestezi teknisyeni olarak gittim. 2016'da 10 gün kaldım ve 10 günde 350 ameliyata girdim. Orada çalışmak, o insanlara yardımcı olmak benim için gurur kaynağı oldu ve mesleki doyum yaşattı."

 

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Meski’den su kesintisi uyarısı
Meski’den su kesintisi uyarısı
Yeşilboğaz: Basmakalıp Hukukçular Yetişmemeli
Yeşilboğaz: Basmakalıp Hukukçular Yetişmemeli